|


Kan kökleri
17 Ramazan Suikastı, Corci Zeydan'ın yapıtının adı. İmam Ali'nin Hariciler tarafından katlini anlatır. İslamda intihar saldırısının belki ilk takvim yaprağıdır. Muhammed Peygamber'in insancıl değerlerinin, daha ölümünden hemen sonra nasıl kirletilme sürecine girdiğini ortaya koyan kök satırlardır.
........
İmam Ali, evinden, sabah namazı için yandaki mescide geçmiştir. Elinde, her sabah halkı namaza çağırırken kullandığı değnek vardır. Ağır adımlarla yürür. Ramazan'ın 17'sidir.
Suikastı Zeydan'ın kitabından paragraflarla yansıtıyorum:
"İbni Mülcem, parlayan kılıcıyla son sürat Ali'nin (r.a) üzerine saldırdı ve alnına bir darbe indirdi.....
İmam Ali darbenin gücüyle yere düşmüştü. .... etrafındakilere 'adamı kaçırmayın' diye seslendi.
Muğure İbni Şu'be eline geçirdiği bir kaftanı usta bir çalımla fırlatıp İbni Mülcem'in kılıcına dolaştırmayı başardı ve onu yıkıp göğsüne oturmayı başardı. Kılıcı elinden aldı.
Adamı yakalayıp İmam Ali'nin yanına getirdiler.
İmam Ali çevresindekilere şöyle dedi:
'Ben ölürsem aynı şekilde onu da öldürün. Yaşarsam, hakkında kararı ben vereceğim. Halifeyi öldürdüler diye elinize kılıç alıp müslüman kanı dökmeyin. Bu yolda tek bir adam ölecektir. O da bu adamdır.'
Sonra oğlu Hasan'a döndü..."
İlk intiharcı
Bu saldırı Harici'ler tarafından düzenlenmişti. Bugünün intihar eylemlerinin kök hücresi gibidir. Çünkü İbni Mülcem, İmam Ali'nin alnına kılıcı vururken, artık sağ bırakılmayacağını biliyordu.
Ali ise Mülcem'in kılıcının zehirli olduğundan habersizdi. Yaşarsa belki de "cana can" hükmü geçerli olmayacaktı. İbni Mülcem'in yaşamını bağışlayacaktı. Daha başka bir cezaya hükmedecekti.
Muhammed Peygamber'in adalet kuralları geçerliğini koruyordu.
İşkence ve teşhir etmeyin
İmam Ali, daha sonra oğlu Hasan'a vasiyette bulunuyor:
"Eğer bu darbeden ölürsem, onu da aynı darbe ile öldür. Ancak ona işkence yapmayın. Onu teşhir etmeyin. Resulullah'ın (s.a.v), 'kuduz köpek dahi olsa onu öldürdükten sonra teşhir etmeyin' buyurduğunu dinlemiştim."
Kitaptan katil İbni Mülcem için şu sahne ilginçtir:
"İbni Mülcem'in peçesi düşmüş, çehresi meydana çıkmıştı. Suratı kirli kara, alnında nasırlaşmış secde izi vardı."
Kök hücrelerin tahlilini sürdürelim...
İmam Ali, katiline işkence yapılmaması, teşhir edilmemesi vasiyetinde bulunuyor. Bunlar, Muhammed Peygamber'in söylemlerinden esinler... Kökte adalet ve insani değerler var.
Ve daha bu olayda İmam Ali'nin ölümünden sonra yapılanlara bakınız.
"Abdullah İbni Cafer, İbni Mülcem'in önce ellerini, sonra ayaklarını kesti. İbni Mülcem ne korktu ne konuştu. Daha sonra gözlerini halkın verdiği kızgın çiviyle oydu, yine direnme göstermedi.
Dilini de kesip, İbni Mülcem'i bir kovaya koyarak yaktılar."
İmam Ali'nin vasiyeti yerine getirilmiyor.
Hem işkence yapılıyor, hem teşhir ediliyor.
İmam Ali gibi örnek bir güzel insana karşı İbni Mülcem'in işlediği cinayet, iğrençti elbette ama onun vasiyeti dinlenmiş olsaydı bu ve benzeri uygulamalarla İslamda, zehirli çiçekler açan terörün kan kültürü bataklığı belki de oluşmayacaktı.
Şiddet İslamdan değil, İslamın kötü uygulayıcılarından kaynaklanıyor.
Alındaki nasır
İbni Mülcem aşağılık bir katil.
Ama alnında secdeye binlerce kez baş koymak nedeniyle nasır oluşmuş bir intihar eylemcisi. Bir katil.
O halde...
Her alnı secdeye varan İslamın insani değerler referansına sahip değil.
İstanbul'u kana bulayan, masum kanı dökenlerin de alınlarında belki secde nasırı vardı. Ama bu onların katil ve insanlık suçlusu oldukları gerçeğini değiştirmez.
Kanla beslenen sarmaşıktan ancak ve öncelikle insanlık kültürüyle kurtulmak mümkün.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|

|