|
|


"Matrix iyi ama insanların başka şeylere de ihtiyacı var"
Müzikli hokkabazlık gösterisi için İstanbul'a gelen Vincent de Lavenère ve Eric Bellocq: "O filmi çekenlerle bizim vizyonumuz farklı"
NİLÜFER OKTAY
Bir jonglör ve bir müzisyen: Vincent de Lavenère ve Eric Bellocq. İkisinin ortak noktası ortaçağ ve Rönesans dönemine duydukları ilgi. Bu ilgi onları yaklaşık beş yıl önce bir araya getirdi. O günden bu yana da "Le Chant des Balles / Topların Şarkısı" adlı "müzikli hokkabazlık" gösterisi için birlikte sahneye çıkıyorlar. Fransız Kültür Merkezi'nin "Arts du Cirque / Sirk Sanatları" etkinlikleri kapsamında İstanbul'a gelen Lavenère ve Bellocq gösterilerini anlattılar.
Sirk deyince çocuklar aklımıza gelir. Siz çocukken sever miydiniz sirke gitmeyi?
Vincent de Lavenère: Evet ama hemen bir şey söylemek istiyorum. Günümüzde öyle algılansa da sirkin çocuklar için yapıldığı yanlış bir fikir. Sirk 1800'lerde başladı; atlar, trapez gösterileriyle... Fakat son 30 yıldır yetişkinler sirke olan ilgisini kaybetti. Kırmızı burunlu palyaçolar çocukları eğlendiriyor. Evet, bir çocuk palyaçoya güler ama bir yetişkin usta bir palyaçonun inceliğini daha çok anlar çünkü onlar hayatı yansıtırlar. Çağdaş ya da geleneksel, iyi bir sirk gösterisi yetişkinlerin de çocukların da hoşuna gidendir.
Eric Bellocq: Çocukken nedenini bilmeden hayran olduğumu hatırlıyorum. Büyüdüğümde de sirke hayranlığım devam etti ama neyi sevdiğimi anlamaya çalıştım. Vincent'le birlikte çalışmaya başladıktan sonra heyecan verici şeyler keşfettim; jonglörlüğü, gösteriye farklı bir gözle bakmayı ve görmeyi öğrendim. Beni en çok hareketlerdeki derinlik etkiledi.
"Ortaçağ jonglörleri aynı zamanda şair, şarkıcı ve müzisyendi"
Çağdaş sirk ile geleneksel sirkin farkları neler?
V.d.L.: Günümüzde dans, tiyatro gibi birçok farklı teknikten yararlanıyoruz. Sirk sanatını beslemek, ileriye götürmek için bu disiplinleri öğreniyoruz. Hedefimiz duyguları özgürce yansıtmak. Bunun için de sağlam bir altyapıya sahip olmamız gerekiyor. Ayrıca iyi bir gösteri sadece sahnede görünen değil, arkasında bulunanlarla olur. Gösterimizde yönetmenimiz, ışıkçımız var.
Ortaçağ ve Rönesans'a olan ilginiz gösteriyi nasıl etkiledi ve neden özellikle bu dönemler?
E.B.: Ortaçağ ve Rönesans'ın esrarlı bir imajı var. Geçmiş, geçmişteki şeyler insanı bugün bulamadığımız bir hayal dünyasına götürüyor. Ortaçağ jonglörleri aynı zamanda şair, şarkıcı, müzisyen hatta müzik aleti yapan kişilerdi. Bu özellikler de bize sahnede farklı şeyleri yapma, bir araya getirme imkanı sunuyor.
V.d.L.: Gösterimiz ortaçağa özgü imajlar üzerine kurulu ama bir ortaçağ gösterisi değil. Normal kıyafetlerle sahneye çıkıyoruz. Sahnede lavta ve diğer müzik aletlerini çalan bir müzisyen ve toplarla oynayan jonglör arkadaşı var. Bize özgü bir tarz bu.
Birlikte çalışma teklifi kimden geldi?
E.B.: Vincent teklif etti.
V.d.L.: Ama her zaman birlikte çalışmıyoruz ve bizi zenginleştiren de bu. Eric birçok albüm yaptı, sürekli konser veriyor. Ben de aynı şekilde başka gruplarla çalışıyorum. "Le Chant des Balles" için her buluştuğumuzda daha önce başka sanatçılarla yaşadığımız, bizi besleyen deneyimlerden yararlanıyoruz. Ayrıca bu bize birbirimizin canını sıkmadan çalışma fırsatı veriyor.
Bir top yere düşebilir, bir nota yanlış çalınabilir... Hiç hata yapmamak, sahnede uyumu yakalamak her zaman kolay mı?
E.B.: Genelde kolay olduğunu düşündüğümüz zamanlarda gösteri çok iyi geçmiyor. Bunu seyirci fark etmiyor tabii. İki gösteri arasında çok kısa bir zaman olsa bile mutlaka prova yapıyoruz.
V.d.L.: Oynadıkça gösteriyi daha iyi tanıyorsunuz ama unutma olasılığınız da artıyor. Ama zaten biraz da bu özellikler onu sihirli yapıyor. Teknik kısmına gelince... Çok sık birlikte sahneye çıkmasak da düzenli olarak çalışıyoruz. Bütün sanatsal gösterilerde risk vardır. Hiçbir zaman "Bu kez çok iyi olacak" gibi yargılarda bulunamayız. Bazen başarırız, bazense başarmak daha zordur. Canlı gösteri ile televizyonun arasındaki fark da bu. Canlı gösteride sonuç önceden tahmin edilemez. Sizi seyredenler, bulunduğunuz sahne her seferinde farklıdır.
"Bizim tekniğimiz daha insana özgü bir teknik"
Bol efektli "Matrix" gibi filmlerin revaçta olduğu bir dönemde bu gösteri gençliğin ilgisini çekiyor mu?
E.B.: İstanbul'daki gösterinin bütün biletleri satıldı. İyi bir iş yaparsanız insanlar sizinle ilgileniyor. "Matrix"i yapan ekip de başarılı ama başka şeylere de ihtiyaç var.
V.L.: Eric'e katılıyorum. İnsanlar iyi yapılan işlere karşı duyarlılar...
E.B.: Biz de bir teknik kullanıyoruz. Ama bizimki daha çok içten gelen, daha insana özgü bir teknik. "Matrix"i yapmak için de sanırım birçok özelliğe sahip olmak gerekli. O filmi çekenlerin farklı bir vizyonu var. Onlar özelliklerini başka bir işi ortaya çıkarmak için kullanıyor, biz ise değişik yönde... Biri, diğerini yapmayı engellemiyor. Gösteride 13, 16 ve 17'nci yüzyılların müzikleri var ama özel besteler de yaptık. Vincent eski çağların tekniklerini kullanıyor ama daha önce hiç denenmemiş hareketler de yapıyor. Gösterimizde her şey var.
Evet, top düştü
Vincent de Lavenère ve Eric Bellocq, 13 Kasım'da İstanbul Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi'nde gösterilerini sundu. "Topların Şarkısı" yaklaşık bir saat sürüyor ve vaktin nasıl geçtiği hiç anlaşılmıyor. Doğru, Eric Bellocq eski müzik aletlerini kullanıyor: Lavta, théorbe ve küçük bir gitar. Lavta, 16'ncı yüzyıl Avrupa'sından uda çok benzeyen bir enstrüman. Théorbe'yi şöyle düşünün: Büyük bir lavta. 1600'lere doğru İtalya'da icat edilmiş ve Eric Bellocq'un dediğine göre "Çok İtalyan". Küçük gitar ise adı gibi... Gösteride Vincent de Lavenère de citole adlı bir enstrüman çalıyor. Başka neler var? Tabii toplar... Hatta bazısı çıngıraklı. Lavenère toplarla sadece hokkabazlık yapmıyor, müziğe de ritim tutuyor. Toplar bir-iki kez yerle buluşuyor ama önemli değil, gösteri tüm hızıyla sürüyor. "Topların Şarkısı"nın enteresan taraflarından biri hokkabazla müzisyenin kimi zaman yer değiştirmesi. Bir bölümde bir elleriyle gitar çalarken, diğer elleriyle de topları atıp tutuyorlar. Karışık ama böyle. Daha iyi anlamak için sonraki "şarkıyı" beklemek gerekmekte...
Sirk seyretmek isteyenlere
İstanbul Fransız Kültür Merkezi'nin "Arts du Cirque" etkinlikleri önümüzdeki ay da devam ediyor. "Topların Şarkısı"nı kaçırdığını düşünenler, "Birimiz hepimiz için, hepimiz kuzen" diyen Les Cousins grubunu izleyebilirler. Gösterinin tarihi 20 Aralık. Yeri ise yine İstanbul Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi.
|
|


|