20 Kasım 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


'Irak parçalanırsa kendi savaşımızı yaparız'

   
Irak krizi her geçen gün biraz daha alevleniyor, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay, olası senaryoları ve Türkiye'nin izleyeceği politikaları belirliyordu... Olasılıklardan biri de 'kendi savaşımızı' yapmamızdı...

        Fikret Bila, bir dönemin perde arkasını yazıyor / 3

   
    Ağustos 2002'ye girildiğinde aylardır süren siyasi çalkantı DSP'nin Meclis'te bölünmesiyle sonuçlanmış, ayrılan bakanların yerine yenileri atanmış ve 3 Kasım'da yapılacak erken seçim beklenmeye başlanmıştı.
    Bu çalkantı içinde, alttan alta giderek ısınan Irak kriziyle ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay, çalışmaları sürdürüyordu. ABD'nin Irak'a müdahalesi kesinleşmişti. Dışişleri ile Genelkurmay arasında oluşturulan ortak çalışma grubu 4, 10, 24 Temmuz 2002 tarihlerinde üç toplantı yapmış ve Irak krizine ilişkin olası senaryolar ve bu senaryolara göre Türkiye'nin izleyeceği politikaları saptamışlardı. Bu raporda Türkiye açısından kırmızı çizgiler zikrediliyor ve olası senaryolar inceleniyordu.
   
    Irak'a giriş önerisi
    Senaryoları değerlendiren Dışişleri raporunda, "Irak'ın tamamen parçalanması halinde, her iş bittikten sonra kendi savaşımızı yapmamız söz konusu olabilecektir" deniliyordu.
    Dışişleri Bakanlığı, söz konusu raporun da Türkiye'nin ulusal çıkarlarının korunması açısından Irak sınırına yığınak yapılmasını ve Kuzey Irak'ta askeri varlığın güçlendirilmesini öneriyordu. Bu önerinin gerekçesi ise şöyle izah ediliyordu:
    "Türkiye'nin bu olumsuz gelişmelere meydan vermemek ve Irak sınırında harekât öncesinde ve esnasında caydırıcı bir yığınak yapması harekât öncesinde Kuzey Irak'taki askeri mevcudiyetini güçlendirmesi ve harekât sırasında Irak'ta belli bir derinliğe kadar yerleşmesi gerekebilecektir. Bununla sağlanacaklar şu şekilde sıralanabilir:
    a) Saddam'ı 1991'de yaptığı gibi tekrar bir göç dalgasına yol açmaktan caydırmak,
    b) KDP ve KYB'nin Musul ve Kerkük'e girmelerini önlemek (Bunu ABD'ye baştan koşul olarak getirmek gerekecektir),
    c) PKK / KADEK'e hareket serbesti vermemek,
    d) Türkmenlerde fiziki teması pekiştirmek,
    e) İran ve Suriye'nin nüfuz ve müdahale niyetlerinin önüne geçmek,
    f) Saddam ertesindeki Irak'ın yapılandırılmasında etkili olmak,
    g) Merkezi Irak yönetimi ile KDP bölgesi ve Suriye arasındaki bölgede doğrudan teması sağlayacak koridoru güvence altına almak.
   
    ABD'nin talepleri
    Dışişleri Bakanlığı, Ekim 2002'de, ABD'den gelen ve Ankara'da şok yaratan 80 bin ABD askerinin ve 250 uçağın Türkiye'ye konuşlandırılması, 14 havaalanı ve 5 limanın tahsis edilmesini isteyen yeni talepleri karşısında da hükümete bir değerlendirme raporu sundu.
    Bu taleplerin kabul edilemez olduğu görüşünün işlendiği raporda, gerekçeler şöyle sıralanıyordu:
   
    'Kabul edilemez' çünkü...
    1) ABD'nin bu talepleri bizi fevkalade zorlayacak niteliktedir. Zira burada söz konusu olan Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş büyüklükteki bir yabancı kuvvetin ülkemize kabul edilip edilmeyeceğidir.
    2) ABD'nin bu taleplerinin kabulü halinde, böylesine bir konuşlanmanın gerek kuvvetin çapı, gerek kullanılacak haavaalanı, liman ve yolların önemi, sayıca çokluğu ve coğrafi yaygınlığı nedeniyle kamuoyumuzun çeşitli kesimlerinin tepkisine hatta olaylara yol açması olasıdır.
    3) Türkiye, bu talepleri kabul etmesi halinde, Irak'ı 4-5 yıl süreyle istila ve işgal edecek bir kuvvete, sadece Kuveyt'le ev sahipliği yaptığı görünümü verecektir. Bunun, Türkiye içinde, bölgede ve bölgenin ötesinde çok ciddi yansımaları olması ve tepkilere yol açması beklenmelidir. Bu tepkiler, içeride dini radikaller ile diğer aşırı unsurlardan, dışarıda öncelikle İslam âlemi, Arap ülkeleri, İran ve Rusya'dan kaynaklanabilir.
   
    ABD yerleşir!
    4) Ülkemizde artan ABD mevcudiyeti, ABD'nin Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılması projesiyle bağlantılı olarak sürekli nitelik taşıyabilir.
    5) Türkiye'nin önemli bir bölgesel güç olarak kendine özgün politikalar geliştirebilme yeteneği ve ülkemizin bölgesel ağırlığı azalacaktır.
    6) ABD ile ilişkilerimizin dokusu, ekonomimizin nekahet döneminde bulunması, Kıbrıs sorunu ve AB ile ilişkilerimizdeki olası gerginlikler, bu son taleplerinin tümünü peşinen geri çevirmemizi zorlaştırmaktadır. Bizi zorlamakta beis görmeyen ABD'yi zorlamaktan kaçınmamalı, diğer hususlar meyanında hazırlanmakta olan kapsamlı destek talep paketimizi gelişmelerden bağımsız olarak iletmeli, kongre boyutunu vurgulamakta kararlı davranmalıyız.
   
    Hükümetlerin savaşı..
    Dışişleri'nin bu değerlendirmeleri hükümet ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından dikkate alındı. Ecevit ve Gül hükümetleri döneminde ABD'ye yeni sorular yöneltildi ve Irak politikası net olarak algılanmaya çalışıldı. Kuzey cephesi talebinde bulunan ABD ile 1 Mart tezkeresinin parçası olarak daha önce Milliyet'te yayımladığımız mutabakat zaptına ilişkin müzakerelere geçildi.
    Ankara, ABD'nin 80 bin asker yerine 60 bin askerinin konuşlanmasını ve Kuzey Irak'a geçişini söz konusu mutabakat zaptına bağladı.
    Anlaşmaya göre, Ankara'nın kaygılarını giderici önlemler de metne konuldu. Bunlar arasında Türk askerinin de ABD ile birlikte Kuzey Irak'a girmesi, Musul ve Kerkük çevresinde ABD'nin bir yeşil hat oluşturması ve Kürt grupların bu illere girmesinin önlenmesi hükümleri de vardı. Detayları daha önce Milliyet'te dizi yazı olarak verilen mutabakat zaptı düzenlenmiş ancak, 1 Mart tezkeresi Meclis'ten geçmediği için uygulanamamıştı.
   
   
Kırmızı çizgiler
    Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay'ın hazırladığı rapora göre Türkiye'nin kırmızı çizgileri şöyleydi:
   
  • Bağımsız bir Kürt devletinin Kuzey Irak'ta ilan edilmesi,
  • Musul ve Kerkük'ün Kürtlerin denetimine girmesi,
  • Kürtlerin bağımsızlaşmasına yol açacak ademi merkeziyetçi yapılarının ortaya çıkması,
  • Türkmenlerin de Kürtler gibi Irak nüfusunun ana unsurlarından biri olarak görülmediği ademi merkeziyetçi yapılar kurulması.

  •    
    Dört senaryo
        Dışişleri'nin raporunda muhtemel dört senaryo da şöyle sıralanıyordu:
       
  • Birinci senaryo: Üniter yapının Saddam'lı veya Saddam'sız olarak korunduğu bir Irak,
  • İkinci senaryo: Federasyona uzanmayan ademi merkeziyetçilik,
  • Üçüncü senaryo: Federasyon,
  • Dördüncü senaryo: Irak'ın tamamen parçalanması.

  •     Raporda dört senaryo ayrı ayrı ele alınıyor ve birinci senaryonun gerçekleşme olasılığının zayıf olduğu vurgulanıyordu. Dışişleri raporunda Türkiye'nin, Kürtlere nihai bağımsızlık yolunu açabileceği noktasından hareketle federasyon seçeneklerine de karşı olduğu belirtiliyordu. Son seçenek olarak Irak'ın tamamen parçalanması halinde ise böyle bir ihtimali Türkiye'yi istese de, istemese de Irak'taki gelişmelerin içine çekeceğine işaret ediliyor ve bu seçenek gerçekleşirse, "Diğer ifadeyle her iş bittikten sonra kendi savaşımızı yapmamız söz konusu olabilecektir" deniliyordu.
       
       
    BİR BAŞUCU KİTABI VE KIVRIKOĞLU'NUN AÇIKLAMALARI
        Fikret Bila'nın "Sivil Darbe Girişimi ve Ankara'da Irak Savaşları" konulu çalışması, Ümit Yayınları'ndan kitap olarak çıktı.
        Bila'nın kitabına ilişkin yazı dizisinin ikinci bölümünde dün, eski Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin uzatılması girişimi anlatılıyordu... Kıvrıkoğlu, Bila'yı arayarak bu konuda aydınlatıcı bilgiler verdi. Kıvrıkoğlu'nun önemli açıklamalarını Bila'nın sayfa 16'daki köşesinde bulabilirsiniz...
       
        BİTTİ


    SİYASET


    'Irak parçalanırsa kendi savaşımızı yaparız'
    Talabani, Irak başbakanı gibi
    'Ankara'ya elçiyi ben atayacağım'
    Mahmur anlaşması
    Çetin'i Afganistan için NATO'ya Gül önermiş
    Loizidu kararı haftaya
    'Evlilikte ırza geçmeyi suç sayamazsın'
    Hükümet, MGK'da 'sivil üye'de kararlı
    Türk pizzacı İngiltere'yi hukukla yendi
    Erdoğan'a zırhlı Toyota
    Meclis'te Yılmaz ve Taner için önerge
    Kısa kısa..





    Fikret BİLA
    Kıvrıkoğlu'nun açıklaması
    Hasan CEMAL
    Alternatif kaos olunca...
    Güneri CIVAOĞLU
    Mam'dan ekselansa..
    Derya SAZAK
    Terörün DNA'sı


     Partilerarası Uzlaşma Komisyonunun uzlaşmaya vardığı Anayasa değişikliği metni için tıklayın
     AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)
     DGM Savcılığı'nın Milli Görüş davası mütalaası


     AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
     Kopenhag Kriterleri


     AKP
     ANAP
     BBP
     CHP
     DSP
     DYP
     MHP
     SP


     ADANA
     ADAPAZARI
     ANKARA
     ANTALYA
     BURSA
     ESKİŞEHİR
     GAZİANTEP
     İSTANBUL
     İZMİR
     KOCAELİ
     KONYA
     SAMSUN