20 Kasım 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Terörün DNA'sı

       
    Türkiye'nin 11 Eylül'ü olarak nitelenen sinagog eylemlerinin ardındaki intihar saldırganlarının 'DNA testi' sonucu kesinleşen kimlikleri dün açıklandı:
    Mesut Çabuk ve Gökhan Elaltuntaş.
    Bomba yüklü kamyonetleri, masum insanların üzerine süren bu kişiler, El Kaide bağlantılı eylemlerde kullanılan 'göçebe cihatçılar' profiline uymakla birlikte İstanbul'da yaşanan dehşeti tümüyle aydınlatmak için soruşturmanın sonunu beklemek gerekiyor.
    1990'lı yıllarda 'faili meçhul cinayetler' ardından emniyet güçleri sanıkların 'eşkalini yakalamakta' gösterdikleri hızla övünürlerdi. Gazete ve televizyonlarda 'robot resimler' yayımlanır, sanık ifadeleriyle 'katilin eşkali' tuttuğunda geriye suç aletlerini sergilemek kalırdı. Olay yerinde 'tatbikat' yaptırılması da usuldendi. Kamuoyu yatıştıktan sonra mahkeme aşamasında bu ifadelerin 'işkence altında' alındığı öne sürülür ve filmin başına dönülürdü!
    Umarız Sinagog katliamıyla ilgili soruşturmada benzer kuşkular yaşanmaz. İntihar saldırganlarının kimliklerinin tespitindeki hız, eylemin siyasi ve uluslararası boyutlarını ihmal etmeden 'terörün DNA'sı'nı da ortaya çıkaracak şekilde sürdürülür.
    Evet, terör lanetleniyor, ölen yurttaşlarımızın dinine, etnik kimliğine, doğduğu yere bakmadan üzüntü duyuyoruz. Yasa bürünüyoruz. Ancak bu yetmez! Olayda ihmal varsa, bir zamanlar 'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz' diyen zihniyet gibi sinagog katliamlarındaki siyasi arka plan görmezlikten gelinirse, tarihi hata yapılır. Ve gelecekteki olası eylemlere kapı açılmış olur.
    Türkiye'nin yakın geçmişinde kimi kanlı eylemlere girişmiş, 'İslami terör örgütleri' hiçbir şekilde himaye görmemelidir.
    El Kaide kuşkusu bu açıdan önemlidir. Ama yeterli midir? Bombalı eylemi gerçekleştiren iki kişi ölümü göze alırken onları bu hedefe yönlendiren kişi ve örgütler üzerindeki 'sis perdesi' de kaldırılmalıdır.
    Olaydan sonra sinagog çevresindeki manzaraya tanık olmuş uzman bir siyasi, kişisel gözlemini telefonda şöyle anlattı:
    "DNA bir proteindir. Yüksek ısıda özelliğini kaybeder. Direksiyona yapışmış bir doku parçasından kimlik tespiti ne kadar kesin olabilir ki, yüzlerce kilo bombadan insanların kemikleri kalmamış, onlarca ceset arasından intihar saldırganlarını tespit etmek gerçekten başarıdır."
    Keşke 'DNA başarısını', eylemi önlemekte gösterebilseydik!
    Beyoğlu ve Şişli'yi iyi bilen bir başka siyasinin kuşkusu şöyleydi:
    "Kamyonetlerin uzaktan patlatılmadığının bir kanıtı yok. Ölenler direksiyonda olmayabilir. Kamyoneti sinagogun arka kapısına götürmüşler. Ön kapıya yanaşmış olsalar felaket çok daha büyük olacaktı."
    İstanbul'da güvenli bir gelecek ve Türkiye'nin terör belasından korunabilmesi için kamuoyu zamanında aydınlatılmalıdır.
   
    dsazak@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
'Türkiyeli' kabileler

Çetin ALTAN
Bilimsel realizme nanik yapa yapa...

Melih AŞIK
Yazarın sütunu...

Fikret BİLA
Kıvrıkoğlu'nun açıklaması

Hasan CEMAL
Alternatif kaos olunca...

Yılmaz ÇETİNER
Teröristler ölmeseydi neler görebilirdik?

Güneri CIVAOĞLU
Mam'dan ekselansa..

Hurşit GÜNEŞ
Türkiye'nin en büyük sorunu nedir?

Doğan HEPER
Terör adres sormaz!..

Sami KOHEN
En iyi cevap...

Mehmet Y. YILMAZ
Terör, ırkçı politikaların ekmeğine yağ sürerse...

Hasan PULUR
"Sivil darbe"nin hikâyesi...

Derya SAZAK
Terörün DNA'sı

Meral TAMER
Cumhuriyet dönemi edebiyatı da Avrupa yolunda

Güngör URAS
Bankalarımız bu yıl kâr ediyor

Serpil YILMAZ
Hahambaşı 'kıyafet özgürlüğü' sınırında!

M. Ali BİRAND
Kürtçe yayın reformu alkışlanmalı