|


Hahambaşı 'kıyafet özgürlüğü' sınırında!
Sinagoglara yönelik bombalı saldırıdan önce TÜSİAD'ın dergisi Görüş'ün, son sayısında "Türkiye Yahudileri - 500 Yıllık Geçmiş" araştırması yer aldı.
Dergide, Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Hatice Doğan'ın, "Osmanlı'dan günümüze/Hahambaşılık Müessesi" araştırmasından bir pasaj aktaracağım ve son iki gündür benim üzerimden yürüyen "kapalı devre" tartışmayı anlatacağım.
"... Hahambaşılık müessesesi, Osmanlı devleti tarafından resmen kabul edilmekle birlikte, kâğıt üzerinde resmi bir belgeyle kabul edilmiş değildi. 1835'ten itibaren (Takvim - i Vekayi'de yayımlanan karar) hahambaşının devlet tarafından resmen onaylanması zorunluluğu geldi.
... 1946'dan itibaren Yahudilerin, hahambaşı seçme izni ile hükümete başvuruları kabul edilerek, Rafael David Saban (1952 - 1960) oyçokluğu ile Türkiye Hahambaşısı seçilmiş ve TC'nin bu ilk hahambaşı seçimi, Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleşmiştir. 1960'ta vefat eden Saban'ın ardından David Asseo 21 Ağustos 1961'de yine Bakanlar Kurulu kararına istinaden yapılan seçimle, Türkiye Hahambaşısı seçildi. 2002'de vefatına kadar bu görevi sürdüren Asseo'dan sonra, Türkiye Hahambaşı olarak İzak Haleva seçilmiştir."
Üçüncü hahambaşı Haleva ise, İçişleri Bakanlığı'nın 11 Eylül 2002 günü verdiği seçim izini ile seçiliyor.
Yahudi cemaatinden hukukçular, Haleva'nın Türkiye Hahambaşısı olarak seçimini onayan bir Bakanlar Kurulu kararı olmadığı tezini ileri sürüyorlar, İçişleri Bakanlığı'na sorduğumda da, "Bakanlar Kurulu kararı var" deniyor.
Bakanlık, Haleva ile ilgili olarak 12 Aralık 2002 tarihinde alınan 5002 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, 14 Ocak 2003 yılında kendisine tebliğ edildiğini öne sürüyor, ancak kararı göndermiyor.
Söz konusu karara bakalım:
"... Haleva'nın bu görevi devam ettiği sürece mabet ve ayin haricinde de, ruhani kıyafet giymesine izin verilmesi, İçişleri Bakanlığı'nın 04.12.2002 tarihli ve 242.370 sayılı yazısı üzerine, 03.12.1934 tarihli ve 2596 sayılı kanununun birinci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 12.12.2002 tarihinde kararlaştırılmıştır."
İmza, dönemin Başbakan'ı Abdullah Gül'e vekaleten Abdüllatif Şener'e ait.
Yahudi cemaatinden hukukçular, "Verilen izin, Kılık Kıyafet Kanunu'na ilişkindir, seçimi onama kararı değildir" tezinde ısrar ediyorlar.
Bu durumda Haleva, Yahudi cemaatinin yasal dini temsilcisi görülebilir mi?
Başbakan Erdoğan'ın sinagoglara yönelik eylemin ardından "Hahambaşılığı ilk ziyaret eden başbakan" olması vize anlamına gelir mi?
Veya Haleva'nın Türkiye'deki Yahudi cemaatinin dini lideri seçilmesinin ardından, Neve Şalom Sinagogu'nda düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Sezer'in tebrik göndermesi bu hukuki sürecin tamamlandığını gösterir mi?
Hahambaşının, cemaatini huhuksal zeminde temsili için, Medeni Kanun'da öngörülen dernek, vakıf statüsüne mi ihtiyaçları vardır; yoksa 1865'te yayımlanan Hahamhane Nizamnamesi, Bakanlar Kurulu kararı alınması için yeterli midir?
Bu sorular yanıtı, cemaatlerle hukuksal ilişkinin ortaya konması açısından ciddiyet taşıyor. Aksi halde müessesenin konumu, kanunlar önünde gönüldaşlıktan öte gitmiyor.
syilmaz@milliyet.com.tr
|
|

|