20 Kasım 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   




   
   
Kürtçe yayın reformu alkışlanmalı

       
    RTÜK sonunda Kürtçe yayın konusundaki kısıtlamaları kaldırma kararı aldı. Bu adımın son derece önemli olduğunu söylememiz gerekiyor. 10 yıl öncesine kadar, Kürtlerin dağ Türkleri olduğunu iddia eden ve son derece kalın çizgiler çizen Türkiye Cumhuriyeti bugün, bırakın Kürt kimliğini, Kürt dilini kabul etmeyi, Kürtçe yayın yapılmasının önündeki engelleri kaldırarak son derece büyük bir reformu daha gerçekleştirmiş oldu.
    Tabii insan kendi kendine "neden bu adımları yıllar önce atmadık?" diye sormadan edemiyor.
    RTÜK bu şekilde Kopenhag kriterlerinden birini daha yerine getirmiş oluyor. Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamaların büyük bölümü aynen Türkiye'de de geçerli olacak. Brüksel'deki bürokratlar, Türkiye'nin verdiği sözlerden birini daha tuttuğunu raporlarına yazacaklar.
   
    Yan kısıtlamalara hiç gerek yoktu
    RTÜK'ün kararları AB'yi tatmin etmese dahi, öylesine garip yan kısıtlamalar içeriyor ki, anlamakta biraz güçlük çekiliyor.
    Örneğin, neden sadece Ulusal yayın yapan kanallara bu izin veriliyor da, yerel ve bölgesel kanallar dışarda bırakılıyor?
    Mutlaka bir mantığı olması gerekiyordur. Aksi halde, Güneydoğu'daki yerel TV ve radyoların saf dışı edilmesinin istendiği izlenimi doğacaktır ki, çok gereksiz yeni bir direnme çıkacaktır.
    Diğer bir kısıtlama, TV'lerin günde 45 dakika, radyoların ise günde 1 saat Kürtçe yayın yapmalarına izin verilmesiyle ilgili. Hem de her TV yayını Türkçe altyazılı, radyo programları da aynen Türkçe tekrarlanacak.
    Bu uygulama Fransa ve Yunanistan'da da böyle.
    RTÜK Başkanı, uygulamanın izleneceğini ve zaman içinde bu tip kısıtlamalarında kaldırılabileceğini açıkladı.
    Acaba böyle basit kısıtlamalara gerek var mıydı?
    Kürtçe yayınlara izin verilmesi tartışmaları sırasında bir bölüm resmi yetkili, MED TV'nin 24 saat Kürtçe yayın yaptığına dikkat çekip "hiç değilse bundan sonra kontrolümüz altıda gerçekleşir ve MED TV'nin bölücü propagandasının önüne geçilebilir" diyerek sınırlarımız içindeki Kürtçe yayınların serbest bırakılmasını desteklemişlerdi.
    Şimdi, yeni yönetmeliğin MED TV'yi pek etkilemeyeceği anlaşılıyor. Halk 24 saat yayın yapan MED TV'yi bırakıp, 1-2 saatlik yayınlara kayar mı?
    Sanmam...
   
    Sorumluluğun bir bölümü de yeni yayıncılarda
    Artık yeni bir döneme giriyoruz.
    Uzun yıllardır kovalanan, Kürtçeleri yasaklanan kesimler seslerini duyurabilecekler. Bundan sonra iki türlü yaklaşımla karşı karşıya kalabiliriz.
    Bir bölüm, yapılan reformu yetersiz bulabilir ve protestoya gider. Bazıları, yayınlarında gizli propaganda yapar ve ülkenin bir kesiminin nasırına basar. Yasalara aykırı yayın yapıp kapatıldıklarında da, AB'ye koşup "görüyor musunuz, Türkiye"de hala sansür var" diyebilirler.
    Bu yaklaşımı seçenlerin amacı bağcıyı dövmektir. Bence büyük hata etmiş olurlar. Zira bu reform, ayrılıkçı güçlerin istediklerini yapmaları anlamına gelmiyor. Buna kimsenin hakkı olmamalı.
    İkinci yaklaşım ise, Kürtçe yayınları yasalar çerçevesinde gerçekleştirmekkavga ederek değil aksine bu topluma güven vererek uyum içinde yaşamaktır.
    Bu reformların yaşayabilmesi açısından Devlet'in güvenlik kuvvetleri ve bürokrasinin de sorumluluğu var. Eğer her yayına "bölücülük" damgası vurulmaya kalkılır, her söylenen sözün altında bir başka anlam aranır ve bugün izin verilenlerin kapısına yarın kilit asarlarsa hiçbir yere varamayız.
    Hem Devlet. Hem de Kürt gruplar sorumlu şekilde hareket ederlerse bu ülkede barış yaygınlaşır.
    Unutmamamız gerekir ki, Kürdüyle Türküyle bir arada yaşamak zorundayız. Bu ülke hepimize ait. Uzlaşı bulmak ve birbirimizi kabul etmekten başka çaremiz yok.
    Bazı eksikliklerine rağmen RTÜK reformunun önemini küçümsemeyelim. Aksine alkışlayalım ve destek verelim...
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
'Türkiyeli' kabileler

Çetin ALTAN
Bilimsel realizme nanik yapa yapa...

Melih AŞIK
Yazarın sütunu...

Fikret BİLA
Kıvrıkoğlu'nun açıklaması

Hasan CEMAL
Alternatif kaos olunca...

Yılmaz ÇETİNER
Teröristler ölmeseydi neler görebilirdik?

Güneri CIVAOĞLU
Mam'dan ekselansa..

Hurşit GÜNEŞ
Türkiye'nin en büyük sorunu nedir?

Doğan HEPER
Terör adres sormaz!..

Sami KOHEN
En iyi cevap...

Mehmet Y. YILMAZ
Terör, ırkçı politikaların ekmeğine yağ sürerse...

Hasan PULUR
"Sivil darbe"nin hikâyesi...

Derya SAZAK
Terörün DNA'sı

Meral TAMER
Cumhuriyet dönemi edebiyatı da Avrupa yolunda

Güngör URAS
Bankalarımız bu yıl kâr ediyor

Serpil YILMAZ
Hahambaşı 'kıyafet özgürlüğü' sınırında!

M. Ali BİRAND
Kürtçe yayın reformu alkışlanmalı