|


Irak'ı 3'e bölmek!
Irak yorumları (5)
Amerika tası tarağı toplayıp Irak'tan gider mi? Yoksa yeni Irak'ta da bu kez resmen davetli ülke olarak kalmaya devam mı eder?
Gönlü elbette ikinciden yana.
İlk bakışta planlarının da ikinciye göre olduğu anlaşılıyor. Bağdat'ta bir diplomatik kaynak şöyle dedi:
"Amerikalılar Irak'ı da işgal ederek İran'ı Afganistan'la birlikte kıskaca almış oldular. Saddam rejimini çökerterek İsrail'in üstündeki ağırlığı büyük ölçüde hafiflettiler. Suudi Arabistan'la Suudi petrolüne dönük bağımlılığı azalttılar. En başta Suriye olmak üzere Arap dünyasına açık bir mesaj verdiler. 'Benimle iyi geçinin, vururum' mesajı yani... Öncelikle Şam'ın hizaya gelmesi bekleniyor. Amerika'nın bunca yaşanandan sonra Irak'tan çıkacağını sanmıyorum. Kerkük Havaalanı yakınlarında beş bin kişilik bir lojman inşaatını başlattılar. Taşeron olarak bir Türk şirketi yapıyor bu lojmanları... İkinci olarak Bağdat Havalimanı yakınında yeni bir yerleşim birimi kurduklarına dair işaretler var. Kerkük'ten sonra bu da anlaşılan ikinci üsleri olacak."
Bir başka deyişle:
Amerika, öyle anlaşılıyor ki, Irak'ta 'yeni İncirlikleri'ni kuruyor. Şaşırtıcı değil. Irak'ta şöyle ya da böyle kalıcı olduğunu gösteriyor. Yönetimi Iraklılaştırma sürecini hızlandırmak isterken, ilerisi için Bağdat'taki iktidar dengelerini de kendi lehine oluşturmanın yollarını arıyor.
Gelecek yaz Irak'ta yönetimi geçici hükümete bırakırken, Amerikalı sivil uzmanların Bağdat'ki bakanlıklarda, kilit noktalarda bazı görevlerine devam etmelerini planlıyor. Amerikan askerinin üslere çekilmesini, ancak Irak'taki varlığını sürdürmesini öngörüyor.
Kısacası:
Başkan Bush'un 2004 Kasım ayında başkanlık seçimlerine giderken, "Bakın, Irak'ta diktatörlük gitti, bütün Ortadoğu'ya örnek olabilecek düzen, barış ve demokrasiye açılan yolda yürünüyor" dedirtecek gelişmelerin peşinde Amerikan yönetimi...
Senaryolardan biri bu.
Dikenli bir yol!
Güçlüklerle dolu. Bunun için anayasayı yapacak olan organın, yani kurucu meclisin oluşturulma biçimi, federasyonun temel ilkeleri, yeni federal devlette din - devlet ilişkileri, kadın hakları gibi belalı konularda uzlaşma kapılarının açılması hiç de kolay değil.
Eğer bunlarda bir anlaşma olmaz, ülkede Amerikan işgaline karşı direniş büyür ve kilitlenme yaşanırsa, akla gelen ikinci senaryo var: Amerika'nın Irak'ta fiili bölünmeyi kabullenmesi... Güney'de
Şii otoritesi... Merkezde Sünnilerle karışık, kendi içinde kavgalı bir ortam... Kuzey'de Kerkük dahil Kürtlerin egemenliği... Ve Amerika'nın Kürtlerin 12 yıldır hakim oldukları, fiili olarak devletleştikleri kuzeydeki coğrafyada kendilerine bir ricat hattı çekmeleri ve Irak'ın belirli yerlerdeki üslerine çekilerek bekleyişe geçmeleri...
Bu senaryo da akla geliyor.
Fiili bölünme senaryosu bu.
Bunu duyunca her seferinde Kürt lider Celal Talabani'nin bana birkaç kez hınzırca bir gülümsemeyle söylediği sözü anımsıyorum:
"Irak yanlış kuruldu."
Bu sözün anlamı açıktı. Irak'ın 1920'lerde Britanya İmparatorluğu tarafından yapay bir devlet olarak kurulduğunu, Şii ve Kürtleri Sünni azınlığın diktası altında onca yıl yaşattıktan sonra artık Irak'ın birliğini devam ettirmenin çok zor olduğunu, bu nedenle en iyisinin çok gevşek bir konfederasyon ya da Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere üç devlete bölünme olduğunu anlatıyordu.
Bu görüş yeni değil.
Washington'da öteden beri var. Özellikle Ocak 1991'deki İkinci Körfez Savaşı'ndan sonra su yüzüne çıkan ve Iraklı Kürt liderlerin de gönlünde yatan bu senaryonun şu günlerde yeniden güncelleştiği, hatta güç kazandığı anlaşılıyor.
Irak'ı bölme senaryosunu savunan ilginç makaleler de son zamanlarda Batı basınında çoğaldı.
Bunlardan biri, Kudüs'teki İbrani Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Shlomo Avineri'ye ait. Geçen ayın ilk yarısında Financial Times'ta çıkan yazısı, "Aklın yolu, Irak'ın birliğinden vazgeçmektir" başlığını taşıyor ve Irak'ta şu ya da bu şekilde demokratik bir birliği yaşatmaya çalışmanın umutsuz bir çaba olacağını savunuyor, 1990'larda paramparça olan Yugoslavya örneğini gösteriyor ve kendi içinde bağımsız üçlü bir yapının ileride, bir tür konfederasyon halinde yeni bir çatı kurabileceğine işaret ediyordu.
Geçen hafta New York Times'ta çıkan ikinci makalenin üst başlığında ise Sünniler, Şiiler ve Kürtler yer alırken ana başlığı şöyle atılmıştı:
"Irak'ı üçe bölün!"
Yazıda Leslie H. Gelb imzası var. Kendisi, New York Times'ın eski yönetici ve köşe yazarlarından. Halen de Amerikan dış politikasının önemli kurumlarından olan Dış İlişkiler Konseyi'nin başkanlığını yürütüyor.
Yazısında, artık tarihi bir yanlışı düzeltme zamanının geldiğini, Başkan Bush yönetiminin bir federasyon çatısı altında yeni bir Irak birliği yaratmak istemesinin boş bir çaba olduğunu savunuyor, en gerçekçi çözümün Güney'de Şiiler, merkezde Sünniler ve Kuzey'de Kürtler olmak üzere üçlü devlet çözümü olduğunu, Irak'ta olayların akışıyla sonunda bu yola girileceğini belirtiyor, ilk aşamada gevşek bir konfederasyonun mümkün olabileceğine işaret ediyor, yoksa zorlama birlik yolunun geçmiş Yugoslavya örneğinde olduğu gibi kanla iflas edeceğini söylüyordu, (International Herald Tribune, 26 Kasım 03).
Bu da ciddi bir senaryo!
Böylece, Ankara'nın korkulu rüyasına gelmiş bulunuyoruz. Irak yorumlarının beşincisi yarın bu köşede...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|