04 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Minicik bir salonda 100 yıllık bir mesafe...

       
    Salı gecesi gözlerimiz neredeyse saat 24'e kadar ekranlara mıhlı kaldı. UEFA'nın Almanya'da Dortmund'a aldığı Galatasaray - Juventus maçında yüreğimiz ağzımıza bir geldi, bir gitti.
    Ve Galatasaray'ın 2 - 0'lık zaferi...
    ***
    Ne sosyo - ekonomik bir zafer bu; ne yarı yarıya köylü kalmışlığın, nihayet ortaçağlılığı gerçekten aşmış olmanın zaferi; ne de uzay teknolojisinde öncülüğü ele geçirmiş olmanın zaferi...
    Toplum gelişmesi ve refahıyla ilgili zaferler, zaman içinde geliştiği için, bireylere doğal gelen başarılar...
    Yabancı bir takımı, tartışmalı gerekçelerle yabancı bir alana taşınmış bir futbol maçında, yenmek ise; tüm toplumu bir anda coşku ve sevinç naralarıyla ayağa fırlatan bir zafer...
    Yüzlerce yıldan bu yana sürüp giden bir ezikliğin, birden bir güneş tacını tutuvermesi...
    ***
    İnsanlığın geleceğini ilgilendiren bir başka müjdeli haber de; Japonların, zaten uzun yıllardan bu yana saatte 220 km. hızla giden trenlerini; bu kez de saatte 550 - 581 km'lik bir hıza çıkarmış olmaları...
    İstanbul - Ankara arası, trenle neredeyse 45 dakikaya inme olasılığının menzili içine girmede...
    İnternetle saniyede 1 trilyon iletişim yapılırken, ulaşım da hızlandıkça hızlanmada...
    Londra - Sidney arası uçakla 2 saatte iniyor...
    ***
    Ve insanlık, üstünde yaşadığı "Yer" küresinin her noktasına, 1 saatte ulaşma olanağına doğru gitmede...
    Teknolojideki böylesine bir değişim, sayıları 175'i aşan "ulus - devlet" modeliyle, onların tepesine kurulmuş "demagoglar saltanatı"nın da, sonunu hazırlamıyor mu?
    ***
    Polonya'nın eski Cumhurbaşkanı Walesa, "Dünya anayasası"nın taslağını şimdiden hazırlamaya başlamış durumda...
    21. yüzyılın dinamosu; 6.5 milyarlık dünya nüfusundaki "ırkçı, milliyetçi, bayrakçı, dinsel" ayrımları, "dünya vatandaşlığı"nda bütünleştirmeye doğru çalışmada...
    Kendi ömrü ve kendi gövdesi kadar düşünenleri aşan konular bunlar; hele hele Türkiye'de...
    ***
    Köyceğiz'den İstanbul'a dönmeden önce, bir akşam; 15 yılı aşkın bir süredir oraya yerleşmiş bulunan Hollandalı bir hanım dostumuzla; büyük dedeleri Sudanlı olan ve evlerinin ineklerini flüt çalarak otlatan 15 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi genç bir dostumuz geldi eve...
    Genç esmer dostumuz, bir köşeye siner gibi oturdu. TV'de sürekli hem klasik, hem caz, hem popüler müzik yayınları yapan bir kanalı açtım ona... Değişik müzik dallarının orkestralarında, bizim genç dostumuza pek benzeyen ve flüt çalan müzisyenler vardı.
    - Bak sen de onlar gibi olacaksın, dedim.
    Dudağını büktü:
    - Bilmem ki, dedi.
    - Bu tür müzikleri de izliyor musun?
    - Hayır, ben pop müziğiyle ilgileniyorum, nota da bilmiyorum ayrıca...
    - Ben de ilkokuldayken mandolin çalardım...
    - İnekleri güderken mi?
    - Yok, benim koyunlarım vardı...
    ***
    Hollandalı dostumuz Simone ile Solmaz, masada karşılıklı oturmuşlar şarap içiyorlardı.
    Ben genç dostumla konuşuyordum.
    - Konservatuvara gitmeyi düşünüyor musun?
    Cılız bir sesle:
    - Evet, ama nasıl, dedi?
    Sonra gözlerini Simone ile Solmaz'a çevirdi:
    - Hiç şarap içen kadınlar görmedim dedi; sadece televizyonlarda gördüm, sosyetikler içerken...
    ***
    Köyceğiz'deki bir evin, açık mutfaklı küçücük ilk kat salonunda; sağ yanımdaki kanape köşesiyle, sol yanımdaki masa arasında 100 yıllık bir fark vardı...
    Farkı hanımların şarap içmesi yaratmıyordu. Farkı 15 yaşındaki Köyceğiz delikanlısının, hayatında şarap içen kadın görmemiş olması yaratıyordu.
    ***
    Eski Yunan ve Roma uygarlıklarıyla ilgilenmeyi ölüm cezalarıyla yasaklayan "ortaçağ"ın; o eski uygarlıklarla yeniden köprü kurma anlamındaki "Rönesans" döneminde, kapanmasından sonra; okyanusların kullanımıyla 500 yılda gelişen ve aristokrasinin elinden iktidarı alan burjuva sınıfıyla; burjuva sınıfının kurduğu fabrika ve tezgahlara, köylerden akın ederek kentleşen ve "işçi sınıfı"nı oluşturan proletarya arasındaki çatışmaların yarattığı "demokrasi sentezi", öyle hemen taklit edilemiyordu; taklit ediliyormuş gibi görünse de...
    ***
    Hele hele burjuva sınıfının giyim kuşamını ve yaşam biçimini; yani tüketimini taklit ederek, çağdaşlaşmış gibi görünmenin; üretimde çağdaşlaşmaya ve köylülükten kurtulmaya pek bir etkisi olmuyordu.
    Ekonomide burjuva egemenliğiyle patronluğuna tepki, işçi sınıfından gelirken; Hazine'den geçinmelilerin sadece bir görüntü çağdaşlığına tepki, dinsel kurumlardan geliyordu...
    Ve Köyceğiz gibi gelişmiş bir yöredeki küçücük bir salonda, şarap içen hanımlarla, hayatında hiç şarap içen hanım görmemiş genç bir delikanlı arasında, bir asırlık bir fark oluşuyordu...
    Neyse ki Japonlar saatte 550 - 581 km. giden treni gerçekleştirdiler...
    Ve neyse ki Dortmund'da Juventus'u yendik...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Terörün ideolojisi

Çetin ALTAN
Minicik bir salonda 100 yıllık bir mesafe...

Melih AŞIK
İsabetli sorular...

Fikret BİLA
Loizidu örneği

Hasan CEMAL
Türkiye'nin çıkarı deyince...

Güneri CIVAOĞLU
Futbolun türküsü

Hurşit GÜNEŞ
Yükselen euro döviz dengelerini toparlıyor

Doğan HEPER
Sol bu fırsatı da kaçırır mı?

Sami KOHEN
Herkes memnun ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Kadınları yeniden evlerine mi hapsedeceğiz?

Hasan PULUR
Hayır, "o gece" kimse renk körü değildi...

Derya SAZAK
Ecevit'in kararı

Meral TAMER
Sanayimizde 4. üretim dönemi sancısı

Güngör URAS
Tarlalar bizi besleyemez oldu

M. Ali BİRAND
Avrupa Konseyi Türkiye'ye 2 yıllık erteleme verdi...