04 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Sanayimizde 4. üretim dönemi sancısı

       
"Devlet başkasından alsın, bize versin"e dayanan iktisat politikasının sonuna gelindiğini TOBB Başkanı'nın ağzından duymak memnuniyet verici

       
    İstanbul Sanayi Odası'nın bu yıl ikincisini düzenlediği Sanayi Kongresi'nin açılışında konuşmak üzere davet edilen İtalya Üretim Bakanı Antonio Marzano ne diyecek diye merak ediyordum. Zira 1 saatlik konuşmanın başlığı "Avrupa Birliği'nin yeni rekabet stratejisi" idi ve üstelik kendisi de şu anda bakanlığın yanı sıra Avrupa Birliği Rekabet Konseyi Dönem Başkanı sıfatını taşıyordu.
    İtalyanca çeviriden dinlemenin caydırıcılığından mıdır bilemem, Berlusconi'nin bakanının konuşması beni yakalamadı, ama onu beklerken dinlediğim Odalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ekonomimizin son 10 yılıyla ilgili çarpıcı saptamalarını ilgiyle dinledim.
   
   
Yolun sonu mu?
    "Bugün gelinen noktada, artık yeni devalüasyonlarla rekabet gücü artırımı mümkün görünmemektedir. Bu yolla sürdürülmüş üretimin doğal sınırlarına gelinmiştir. Çünkü bu düzeydeki bir rekabet gücü, dış ürünler karşısında tutunmayı mümkün kılamamaktadır.
    Üçüncü üretim dönemi kapanmış, ama dördüncü üretim dönemi de başlamamıştır. Türkiye şimdi bir karar noktasındadır. Ya eski usul üretim tekniklerine devam ederek bir miktar zaman kazanacak, ama yeni krizlere de davetiye çıkarmış olacak, ya da dördüncü dönem üretim için gerekli yeni bir anlayışı benimseyecektir."
   
   
İlk 3 üretim dönemi
    Yeni anlayışın ne olduğuna geçmeden Hisarcıklıoğlu'nun üretim dönemlerini nasıl tarif ettiğini kısaca özetlemek istiyorum:
    1. üretim dönemi: Tarımda ve ticarette özel, sanayide ise çoğunlukla devlet işletmeciliğine dayanan bu dönemin belirleyici vasfı, toplumun ancak temel ihtiyaçlarını karşılayabilmekti.
    2. üretim dönemi: İç pazarın biraz daha artan talebinin karşılanması ve düşük rekabetin yüksek gümrük duvarlarıyla korunması.
    3. üretim dönemi: Gümrük duvarlarının önemli ölçüde indirilip ihracatın özendirildiği bu dönemin belirgin niteliği, düşük rekabet gücüne rağmen yurt içi üretimin dış pazarlara yönelmesi.
   
   
4. üretim dönemi
    Tahmin edebileceğiniz gibi Hisarcıklıoğlu, 4. üretim dönemini "rekabet gücü yüksek üretim" olarak tanımladı. Ancak 4. üretim döneminin koşullarını sıraladığında ben umutsuzluğa kapıldım.
    Örneğin 9 günlük son bayram tatiline ilişkin tartışmalardan daha yeni çıktık. Halkımız daha da az çalışmak istiyor. Ama Hisarcıklıoğlu'na göre 4. üretim dönemi "yüksek ihracat gücünün ve iç pazarın gümrüksüz korunabilmesi için, toplumun tüm birey ve kurumlarının daha çok çalışarak, daha iyiyi daha ucuza mal etmesini gerektiriyor."
    Bir başka nokta: Hisarcıklıoğlu'na göre ekonominin içinde bulunduğu çöküntünün nedeni, bugüne kadar izlenen "devlet başkasından alsın, bize versin" şeklinde özetlenebilecek iktisat politikası. Bunun artık devam etmemesi için seçmen olarak bizlerin de, böylesi popülist ekonomik politikaların izlenmesini talep ediyor olmamamız lazım. Ki iş alemini ve halkımızı tanıyabildiğimiz kadarıyla bu da çok zor.
   
   
Talan ekonomisi
    Yine Hisarcıklıoğlu'na göre "Son 10 yılda yaşadığımız 5 ciddi ekonomik krizin temelinde, rekabet gücü yüksek üretim yapmak yerine, sınırlı olan üretimin kurnazlık yoluyla talan edilmesine dayalı bir mekanizma var. Artık bu denli rekabet gücü düşük üretim yaparak ve daha fazla tüketme eğilimi içine girerek; ekonomik istikrarı sağlayamayacağımızı anlamalıyız."
    İlahi Hisarcıklıoğlu! Hemen tümü sizin üyeleriniz olan, halkımızı her fırsatta alışverişe davet ve teşvik eden zihniyet, durumun idrakine kesinlikle varılamamış olunduğunu göstermiyor mu?
   
    mtamer@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Terörün ideolojisi

Çetin ALTAN
Minicik bir salonda 100 yıllık bir mesafe...

Melih AŞIK
İsabetli sorular...

Fikret BİLA
Loizidu örneği

Hasan CEMAL
Türkiye'nin çıkarı deyince...

Güneri CIVAOĞLU
Futbolun türküsü

Hurşit GÜNEŞ
Yükselen euro döviz dengelerini toparlıyor

Doğan HEPER
Sol bu fırsatı da kaçırır mı?

Sami KOHEN
Herkes memnun ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Kadınları yeniden evlerine mi hapsedeceğiz?

Hasan PULUR
Hayır, "o gece" kimse renk körü değildi...

Derya SAZAK
Ecevit'in kararı

Meral TAMER
Sanayimizde 4. üretim dönemi sancısı

Güngör URAS
Tarlalar bizi besleyemez oldu

M. Ali BİRAND
Avrupa Konseyi Türkiye'ye 2 yıllık erteleme verdi...