|
|


Su yüzüne çıkanlar
UEFA Kupası'nda Gençlerbirliği ve Gaziantepspor'un yapacakları, Denizlispor'un çıkışından sonra devamlılık adına çok önemliydi. Blackburn Rovers gibi Sporting Lizbon ve Lens de, ekolü bulunan ülkelerin birikimi olan takımlarıydı ve güç testi demekti. Başardılar. Üstelik saha içinde rahat olmaya ve kategorilerindeki rakiplere karşı ezikliği atmaya çalışan görüntüleri sadece skor avantajının getirdiği bir güven değildi.
Blackburn maçlarında, özellikle İngiltere'de rakibe inanılmaz pozisyonlar veren Gençler gibi Gaziantep de Lens'de başını belaya sokacak tehlikeler yaşadı. Denizlispor'un, Lyon'da gol yememesi mucizeviliğinin devamı gibiydiler. Bu açıklar ileriye dönük teknik ve taktik soru işaretleri doğuruyor elbet. Ama bu tip maçlar yaşanabilir ve önemli olan kupada oynayabilme karakterinin kazanılması ve takım gelişimidir. Denizlispor'un Porto bozgunu, ilk senesinde çok ileriye gitmiş bir takımın üst klasmandaki rakip karşısında, dar kadro dezavantajıyla yaşadığı normal bir tükenişti. 2 G'nin ligde yaşadığı düşüş ise futbol klasiği. Kupaya veda ettikten sonra da kriz dönemi yaşamaları muhtemel. İkisini bir arada götürecek zihin ve fizik olgunluğuna Beşiktaş veya Galatasaray'ın bile sahip olmadığı ortada.
Ancak milli takımın net başarısızlık olarak özetlenecek Euro 2004 elenişi ile UEFA tablosu tezat teşkil ediyor. Kupa, ülke içinde hak ettiği ilgi ve futbol bakışını bulamayanların kendini göstermek için inadına asıldığı bir sahneye dönüştü. Bu görüntü, aslında krize giren milli takım ve futbolumuzda sıkıntının potansiyel ve kaliteden ziyade yapısal sorunlardan kaynakladığını gösteriyor. İlerleme var, yeni futbolcular var, özgüven gelişiyor; ama sistemde, onu yönetenlerde, eleştirenlerde düzelme yok.
Kişiye bağımlı düzen ise tüm kulüplerin ve federasyonun en ciddi darboğazı. UEFA kriterlerine en uygun iki kulüp olmasına rağmen Gençlerbirliği ve Gaziantep için "İlhan Cavcav ve Celal Doğan gittiğinde ne olacaklar" sorusuna net cevap yok. Bu kişiye bağımlılık sorunu teknik direktöre kadar uzanıyor. Doğan'ın iki yıl evvel şampiyonluğa oynayan takımını Fenerbahçe mağlubiyetiyle hedefsizleştirmesini, Cavcav'ın gelip giden şampiyonluk inançsızlığını hatırlayalım.
Fenerbahçe - Beşiktaş maçının savunma düsturlu futbolu benimsemiş Beşiktaşlı futbolcuların da keyif almasını sağlayan güzel bir maç olduğunu yaşamamıza bile izin verilmedi. Biz yokuz diye Euro 2004'ü de hiçe saymıyor muyuz? Umurumuzda mı dünya! Juventus - Chelsea sayesinde bazılarına her şeyi küflü bodruma itmeyi sağlayacak milli şov fırsatı çıkmışken...
ekoksaldi@milliyet.com.tr
SPOR

PARA DEĞİL FORMA
At yarışları
Avrupa Ligleri
Tekrar mı, tescil mi?
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
Aslanım Memo
50. ŞEREF YILI
Filede dün
Kartal tek yürek
Kemal'den kötü haber
Göktan sahaya indi!
Aybaba istifa etti
Aydın yanlış atama
Haydi hayırlısı
Haber turu...
Kendin pişir, kendin ye
Benimkisi de bir Alamancı hikayesi
Su yüzüne çıkanlar
Püf noktası
|
|



|