|


"Yuttur kaydır" oyunlarıyla geçen ömürler...
Yılın son ayına da girdik işte. Havaların gitgide soğuması doğal. Cumartesi pazar dışında, her sabah saat 6.30'da, TRT TV2 kanalında başlayan, güncel haberlerle hava durumunu ve gazete manşetlerini izlemek...
Sonra saat 7 - 7.30 arası gelen gazeteler...
***
Bir ömür boyu, Dünya'mıza tek pencere yerine, çok pencereden bakma uğraşı... Latin dillerinde yılın ilk ayı "ocak"a, adının uzantısını veren eski Roma tanrısı Janus gibi; hem geçmişe, hem geleceğe aynı anda bakmaya çalışma çabası...
Ve yazı masasının başına geçip oturmak, bizim Nuh - u nebiden kalma "pancar motoru"nun önüne...
***
Yaptığın işten aldığın zevk, onun sağladığı ve sağlayacağı olanakların tadını aşıyorsa, yaşamış sayılırsın bendenizce... Neyse, bu çok ayrı bir konu... Bazen insan, yaptığı işe layık olmaya çalışırken, kurşuna dizilmeye dahi gidebiliyor.
Önceki günkü TV kanallarında, 50 yıl önce Güney Kore'de şehit düşmüş Türk askerlerinin mezarlarıyla; o mezarları, yarım yüzyıldan bu yana ilk kez ziyaret etme olanağını bulmuş, şehit yakınlarının görüntüleri vardı.
***
Yarım yüzyıl önce; yıl 1953... Türkiye, NATO'ya yeni girmiş.
NATO Genel Sekreterliği, bir grup Türk gazetecisini, NATO'nun o zamanki merkezi Paris'e davet etmişti.
Grupta, CHP'nin organı Ulus gazetesine, küçük satirik fıkralar yazan genç bir kalem olarak, ben de vardım; iktidar partisi DP'nin organı Zafer gazetesi yazarlarından Adviye Fenik de; Cumhuriyet gazetesi dış politika yazarı Ömer Sami Coşar'la İstanbul basınından üç - beş arkadaş da...
***
NATO'nun o sıradaki Başkomutanı, Amerikalı Hava Orgenerali Norstad'dı.
Norstad'dan, Türk kamuoyunun hiç mi hiç haberi bulunmadığı, iki değişik askeri gerçeği öğrenmiştim:
1- Güney Kore'ye gönderdiğimiz askeri birlik standarttı; eksildikçe tamamlayacaktık.
2- Türkiye'de NATO üsleri dışında, bir de ABD'nin özel üsleri vardı; söylentilere göre, bakanlar da dahil, Ankara'nın önde gelenlerinden kimsenin giremediği ABD özel askeri üsleri...
***
Aynı gezide NATO'daki daimi delegemiz, eski tanışım Fatin Rüştü Zorlu'dan da; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yüzde 95 oranında NATO Başkomutanlığı'na bağlandığını ve böylece özellikle ekonomik açıdan, ağır bir yükten kurtulmuş olduğumuzu öğrenmiştim.
Fatin Rüştü'ye sormuştum:
- İsmet Paşa'nın haberi var mı bundan?
O da:
- Kimsenin haberi yok, sen de sakın yazma, demişti.
Meğer İsmet Paşa'nın da haberi varmış; sonradan öğrendim bunu.
***
Kore'deki birliğimizin standart olduğunu yazdığım için, ilk kez ellerime 26 yaşında kelepçe vuruldu ve Askeri Ceza Yasası'nın 171. maddesince, "milli menfaatlere aykırı hareket"ten, Ankara Askeri Ceza Mahkemesi'ne verildim.
Beni kim kurtardı biliyor musunuz?
Balıkesir DP milletvekili Sıtkı Yırcalı... Meclis kürsüsünden, Kore'deki askeri birliğimizin standart olduğunu resmen açıklayarak...
O Sıtkı Yırcalı ki, DP iktidarının Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu; gazetecilere eski iktidarın kendileri hakkında tuttuğu gizli istihbarat dosyalarını gösterirken; onun hakkında da, Fransız Komünist Partisi'nin üyesi olduğuna ait bir belgeyi göstermişti.
Hey gidi eski günler hey...
***
Ya yeni günler?
Pentagon'un, Afganistan'a yeniden asker göndermemizi istemesi...
Bu istekten yana görünenler ve görünmeyenler...
ABD'den almaya çalıştığımız 8.5 milyar dolarlık kredinin koşulları üstünde, askeri tartışmalar...
Ve nihayet, Kıbrıslı Rum Loizidu'ya ödemek zorunda kaldığımız 1 milyon 100 bin euroluk tazminat...
***
El Kaide'nin yönlendirdiği evrensel terörün başlıca hedeflerinden biri durumuna Türkiye'nin de geldiğinin yeryüzüne ilanı...
Bizim buna karşı çıkmamız ve bir yandan da vatandaşlarımızı yeni terör olaylarına karşı uyarmamız...
Ve asla kimsenin sormaması:
- El Kaide örgütünün, milyarlarca doları bulması doğal olan parasal harcamalarının kaynağı neresi ve bu kadar büyük bir dolar volümü hangi bankalarda durmakta?
***
Hele bakalım ABD'deki başkanlık seçimleri biraz daha yaklaşsın...
Başkan Bush, seçimlere terörü yenmiş bir kahraman olarak katılmayı planladığına göre; ola ki bir süre sonra, birtakım şaşırtıcı gerçekler de çıkacaktır ortaya...
***
Hani söz aramızda, demagoglar saltanatının politikacıları da, kendilerine göre birtakım ölümcül filmler oynatarak, az kandırmıyor ve az kazıklamıyorlar insan yığınlarını?
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|