05 Aralık 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Başarısızlık alternatif değil!

        Irak yorumları (7)
   
    Thomas L. Friedman benim de tanıdığım Amerikalı bir gazeteci. The New York Times'da köşesi var. Ortadoğu'yu, Filistin - İsrail sorununu, 11 Eylül'den sonra İslam coğrafyasını yakın markajda tutuyor. Son zamanlarda birkaç kez Irak'a gitti. Siyasal açıdan Başkan Bush'a fazla bir sempatisi olduğu söylenemez.
    Bu yakınlarda şöyle yazdı:
    "Londra'da bir köşede dikilip binlerce savaş karşıtı, Bush karşıtı, Blair karşıtı protestocunun slogan atarak geçişlerini izledim. Aklınıza gelebilecek ve birçoğu yayımlayamayacağınız her türlü sloganı attılar. Düşündürücü, aynı zamanda üzücü bir manzaraydı. Çünkü atılan sloganların o günkü başka bazı haberlerle hiçbir ilgisi yoktu.
    Oysa daha birkaç saat önce İstanbul'da teröristler, Britanya'ya ait bir bankayı ve Britanya Başkonsolosluğu'nu havaya uçurmuş, yüzlerce Britanya ve Türkiye vatandaşını öldürüp yaralamıştı. Ne var ki, 'Usame, bugün kaç masumu öldürdün?' veya 'Baasçılar, Irak'ta Birleşmiş Milletler'den ve Kızılhaç'tan çekin!' gibi sloganların esamesi okunmuyordu. Küresel barışa yönelik tehdidin sadece Beyaz Saray ve Downing Street'den gelmediğini gösteren en ufak bir işaret yoktu.
    Üzgünüm ama, kendi insanlarınızın öldüğü bir günde düzenlenen savaş karşıtı bir eylemde, ölenleri ve bu saldırıları yapanları bir kelimeyle olsun anmamakta, ahlaken yanlış bir şeyler olduğunu söylemek zorundayım. Bu manzarayı seyrederken, Bush'un liberal solu çıldırtıp çıldırtmadığını merak etmeden yapamadım doğrusu. Liberal sol, Bush - Blair ikilisinin, Birleşmiş Milletler onayı olmadan ya da Irak'ta kitle imha silahları konusunda herhangi bir kanıt olmaksızın savaşı başlatarak işlediği günahtan başka bir şeyi göremez durumda...
    Solun artık savaşa muhalefetin ötesinde kendi fikirlerini üretmeye başlamak ve Bağdat'taki limonlarla limonata yapma çabasına destek vermek zorunda olduğunu düşünüyorum." (International Herald Tribune, 1.12.03, s.8)
    Irak dizimi noktalamadan önce değinmek istediğim ikinci bir yazı daha var.
    Altındaki imza Zbigniew Brzezinksi.
    Başkan Bush'la Cumhuriyetçi Parti'nin politikalarına herhangi bir sempati duymayan ünlü bir stratejist. Bir zamanlar Başkan Carter'ın ulusal güvenlik danışmanıydı.
    Irak Savaşı'ndan dolayı Bush yönetimini sert biçimde eleştiriyor. Ama aynı zamanda çözüm üretiyor, "Başarısızlık bugün Irak'ta alternatif değildir" diyecek kadar da gerçekçi bir bakış açısına sahip.
    Geçen ayki makalesinde şöyle diyordu:
    "Irak konusunda savaşa karşı çıkmış ya da savaşı desteklemiş olabilirsiniz. Ama şimdi başarısızlık, bir alternatif değildir."
    Irak'ta başarılı bir siyasal çözümün bazı önkoşullarını da şöyle sıralıyor:
    (1) Irak'taki yabancı varlığın hızla uluslararasılaştırılması; bir başka deyişle Birlemiş Milletler'in devreye sokulması...
    (2) Siyasal iktidarın mümkün olabilecek en yakın zamanda egemen bir Irak yönetimine devredilmesi...
    (3) Bölgede istikrar açısından en büyük önemi taşıyan Filistin - İsrail barışı konusunda ciddi adımların atılması...
    (4) Amerika'nın Kuzey Kore ve İran tehdidiyle ilgili olarak öteki büyük güçlerle işbirliğini tercih etmesi ve kendi başına hareket etmekten kaçınmayı öğrenmesi...
    Brzezinski böyle diyor.
    Ben de altını çizmek istiyorum:
    Irak'ta bugün artık başarısızlık alternatif değildir. Savaşa karşı olup olmamak bunu değiştirmiyor. Savaşa karşı çıkmış ya da savaşı desteklemiş olabilirsiniz. Ama şimdi başarıya mahkum bir durum var Irak'ta...
    Peki, Irak'ta başarı nedir?
    Tarihin kaydettiği en kanlı diktatörlüklerden biri devrildi Irak'ta. Bundan sonra başarı demek, ülkede istikrar ve düzenin kurulması, demokrasiye açılan yolda yürünmesi demektir.
    Irak'ta bundan sonra başarı demek, ülkenin kaostan kurtulması, bir zamanların Afganistan'ına benzer biçimde terör ve şiddet üssü haline gelmesinin önlenmesi demektir. Savaşa karşı olur ya da olmazsınız. Ama küresel terörle mücadeleyi eğer ciddiye alıyorsak, o zaman Irak'ta başarısızlığın alternatif olmayacağını görmek zorundayız.
    Irak'ta iki hafta kaldım, izlenimlerimi iki hafta boyunca her gün oradan yazdım. Döndükten sonra da yedi adet yorum...
    Biliyorum, uzun sürdü.
    Ama Irak'ta tarihin yeni bir sayfası yazılıyor. Ülkemizi her bakımdan ve çok yakından ilgilendiren bir tarih sayfası bu...
    Üstelik çok boyutlu ve karmaşık bir olayla karşı karşıyayız. Bu yüzden, sadece televizyon ekranlarından seyrederek, basını izleyerek ve belki daha önemlisi, klişelerle düşünerek Irak'ta yaşananları anlamanın kolay olduğunu sanmıyorum.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Gürüz gidiyor

Çetin ALTAN
"Yuttur kaydır" oyunlarıyla geçen ömürler...

Melih AŞIK
Karantinaya doğru

Fikret BİLA
DSP Okulu

Hasan CEMAL
Başarısızlık alternatif değil!

Güneri CIVAOĞLU
Füze melekler

Abbas GÜÇLÜ
Selen uyuşturucuya nerde alıştı?

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon düşmeyi sürdürecek görünüyor, ama...

Sami KOHEN
TESEV'in Kıbrıs atağı...

Mehmet Y. YILMAZ
Teröristin insan olarak portresi

Hasan PULUR
"Cennetin Gemileri..."

Derya SAZAK
Sol kimlik

Meral TAMER
Arçelik'in markası, Vestel'in hızı

Ece TEMELKURAN
Dabulyu'nun Terörü Müslümanın Savaşı

Yaman TÖRÜNER
İncil'in kodları

Güngör URAS
Köyden gençler kaçıyor, ihtiyarlar sefil

Serpil YILMAZ
Terör 4 saatte yenildi!

M. Ali BİRAND
"Dinci terör" daha doğru bir tanımlama