|


Bir baskın, iki isim
Nâzım'ın "Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim" diye başlayan şiiri, "Tan baskını"nın ardından yazılmıştır.
Basın tarihine "Tan baskını" olarak geçen olay, 3 Aralık 1945 günü Hüseyin Cahit Yalçın'ın Vatan'daki makalesiyle başladı. "Kalkın ey ehl - i vatan" diyen Yalçın, memleketi sevenleri komünistlere karşı mücadeleye çağırıyordu.
"Komünistler" dediği o dönem Tan gazetesi ve Görüşler dergisinde demokrasi isteyen Zekeriya ve Sabiha Sertel'di.
İşin ilginç yanı, aynı dönemde tek parti iktidarından kurtulmak isteyen Demokratlar da onlara katılmış ve bir demokrasi cephesi oluşmuştu.
Görüşler'in yazı kadrosunda Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Adnan Menderes'in adları, Aziz Nesin, Behice Boran, Mehmet Ali Aybar'la yan yanaydı.
***
O gün İstanbul Üniversitesi'nde birileri, elde Vatan gazetesiyle derslere girip öğrencilere "Kalkın ey ehl - i vatan" diye bağırdı.
Az sonra bütün okul Beyazıt Meydanı'nda toplanmıştı. Yürüyüşe geçmeleriyle sayıları 10 bine ulaştı. Ellerinde Atatürk ve İnönü resimleri - ve Zekeriya Sertel'e bakılırsa arkalarında tek parti iktidarının desteği - vardı. Doğruca Cağaloğlu'na, Tan matbaasına yürüdüler. Saat 10.00'da taşlamalarla başlayan saldırı, sopalarla binanın camlarının kırılmasıyla sürdü. Sonra gençler matbaaya girdiler. Ne var ne yoksa yağmalayıp, baskı makinelerini parçaladılar. Daktiloları, masaları, telefonları, kurşun harfleri pencerelerden attılar.
Polis seyretti.
İşlem bittiğinde Tan matbaası bir harabeden ibaretti.
Son yağmacı binanın üzerine bir Türk bayrağı dikti.
Ve gençler kâğıt bobinlerinden bir beyaz halı oluşturarak saldıracakları diğer kitabevlerine doğru yürüdüler.
Saldırıyı tetikleyen Hüseyin Cahit, ertesi gün olayları "Milli Türk mukavemeti" diye niteleyecekti.
O mukavemet, Türk demokrasisinin sakat doğmasına neden oldu.
***
Önceki gün Tan baskınının 58. yıldönümü nedeniyle Basın Müzesi'nde bir tören vardı. Bu konuda hazırladığımız belgesel gösterildi. Sertel Vakfı'nın bu yılki ödüllerini alan Attila İlhan ve Uğur Mumcu Vakfı'na ödül verildi.
Attila İlhan, "Işık Lisesi'nde öğrenciydim o yıl... Kötü bir sabahtı" diye başladığı teşekkür konuşmasında hiç ifşa etmediği bir sırrını da açıkladı ilk kez... O gün saldırganların hedefleri arasında Sabahattin Ali'nin Yeni Dünya'sı ve Gün gazetesi de vardı. Yağmacılar sıradaki hedeflere doğru yürüyüşe geçince Bab - ı Ali'den bir genç, önden koşarak haber ulaştırmış ve "Kaçın geliyorlar" diyerek oradakilerin canlarını kurtarmıştı.
Adı; Sait Faik'ti.
***
İlhan, bu anıyı anlatınca benim aklıma da olayların içinde olduğu, bugüne dek bilinmeyen başka bir isim geldi.
O dönem İstanbul Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nde okuyan gençlerden biriydi. O gün o da diğer okul öğrencileriyle birlikte matbaanın önüne yürümüş ve kocaman daktiloların camlardan atılışını hayretle izlemişti.
Yıllar sonra, o baskına katılan gençlerin bir kısmıyla ya kabinesinde birlikte çalışacak ya da gazeteci olarak karşılaşacaktı.
Adı; Süleyman Demirel'di.
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|