|
|


Stıglıtz'den Aliyev'e petrol dersi
ANDREW FINKEL
Uçakta göz kamaştırıcı bir sarışının yanına oturan bir adamla ilgili kötü bir espri var. Adamın ilgisini çeken, kadının güzelliğinden çok, boynundaki yumurta büyüklüğündeki elmas. Adam dayanamayıp bu kadar görkemli bir mücevherin Kohi Nur kadar ünlü bir taş olup olmadığını soruyor. Kadın, bunun efsanevi Smith Elması olduğunu söylüyor. "Peki," diyor adam, "bu taşın üzerinde de, bütün taşlarda olduğu gibi bir lanet var mı?" "Evet, var," diyor kadın. "Bay Smith."
Göz kamaştırıcı sarışınlar için doğru olan bir şey, uluslar için de geçerli. "Çatışma Elması" terimi, savaşı ve sefaleti finanse eden madenler için kullanılıyor. Sierra Leone, Kongo ve Angola hep doğal kaynakları kontrol etmek için yapılan mücadeleler yüzünden, halkın daha az refah içinde olduğu yerler. Elmas için söylenenler, petrol için de geçerli.
Borç içindeki Nijerya, petrolden aldığı trilyon doların dörtte biri kadarlık gelirini halkın yüzde 70'i günde bir dolardan azıyla idare etsin diye çarçur etti. Petrol zengini Venezüela'nın üçte ikisi yoksulluk içinde. Petrol zenginliği, hükümetlerin, çekişmeleri ortadan kaldırmak veya muhalefeti bastırmak için paralarını oransız biçimde harcayabilmesine yarıyor. Suudi Arabistan, bütçesinin yüzde 35'inden fazlasını savunmaya harcıyor. İslami terör dediğimiz şeyin, buna bağlı olarak, gelirin ve toplumsal olanakların çarpık bir şekilde dağılması olduğu söylenebilir. Bu da, plastik veya asfalt gibi, petrolün yan ürünlerinden biri. Petrol, Saddam Hüseyin'in kötü emellerine alet oldu; şimdi de Irak'ın demokratik bir hükümet olmasının masraflarını karşılayacak.
Kaynak bakımından zengin olan ülkelerin, daha az kaynağı olan ülkelerden daha fazla büyümemesinin garip bir çelişki olduğunu söylüyor ABD eski başkanı Clinton'ın eski mali danışmanı ve Dünya Bankasının eski baş ekonomisti olan Nobel ödüllü Joseph Stiglitz. "Daha zengin olmak, bir ulus için zararlı bir şey olabilir. Daha az eşitsizlik yerine daha fazlasını; daha az yoksulluk yerine daha fazlasını yaratabilir." Bu, ekonomistlerin "petrol laneti" dediği bir fenomen.
Bu lanet birkaç şekilde işliyor. Rant peşindekiler, kavga ederken, pastayı nasıl genişleteceklerini düşünmüyorlar ve kendilerine ait tek ürünün fiyatındaki değişikliklere karşı savunmasız kalıyorlar. Çoğu durumda açıklama, petrolün, hükümetlerin reform yapmayı geciktirmesine izin verdiği. Hükümetler Michael Jackson'a benzemeye başlıyor; yani paralarının yatırımını zekice yapamayan ve zirvedeyken dibe vuran şımarık pop yıldızlarına. Bu arada petrol, yolsuzluğu besliyor. Norveç lanetten kurtulmayı başardı, ama olgun Hollanda demokrasisinin Kuzey Denizi'ndeki doğalgaza güvenmesinin, yirmi yıl kadar önce ekonomisinin neredeyse mahvolmasına sebep olması, bir hastalığın ismi bile oldu. Hollanda hastalığı şu demek: Doğal kaynaklarınız yüzünden paranızın değeri o kadar çok artıyor ki, endüstrileriniz ucuz ithal mallarla rekabet edemez hale geliyor.
Lanetten kaçmanın yolunu arıyor
Profesör Stiglitz ile Bakü'de Azeri gazetecilere, enerji konularını nasıl işleyecekleri ile ilgili bir workshop yaparken karşılaştım. Eğer Bakü'de, diğer tüm Türki Cumhuriyetlerdekinden daha farklı bir atmosfer varsa, bunun sebebi, 19. yüzyılda İsveçli Nobel kardeşlerinin burada petrol kartelleri kurmaya çalışmasından kalan kentsel miras. Bu, Alfred Nobel'in zaten varolan parasına eklenmiş ve Stiglitz'in kazanmış olduğu ödülü bahşetmesini sağlamıştı.
Kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığını verircesine, Joseph Stiglitz sadece gazetecilerle değil, yeni Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le, lanetten kaçınmanın yollarını konuştu. Azerbaycan, Hazar Denizi'ndeki petrol yataklarının gelişmesi ve bütün bu enerjinin, problemli Gürcistan'dan Akdeniz'in Türkiye'deki kıyılarına gelmesini sağlayacak boru hattının döşenmesiyle, zengin olmak üzere, en azından Alaska kadar zengin.
Paranızı zekice harcamalısınız
Ama bütün bu petrol Azerbaycan'ı mutlu edecek mi? Önemli olan şu ki, Azarbaycan bir hata yapmayı göze alabilecek durumda değil. Ülke, gelecek yirmi yıl içinde 20 milyar dolar kadar bir gelir elde edecek. Azarbaycan, halkının yaşam standartlarını yükseltecekse, parasını zekice harcamak için elinde sınırlı bir fırsat var. Uzmanlar da, petrol gelirinin durumu daha da kötüye götürebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Lanet kaçınılmaz değil. Botswana bile ondan kaçmayı başardı. Stiglitz'in anlattığına göre çözüm gayet basit. Paranızı zekice harcamak zorundasınız. Yani, Hollanda hastalığındaki fazla değer kazanma sorunundan kaçınmak için paranızı ülke dışında bir fonda tutmanız gerekiyor. Bu fonu da altyapıya ve daha fazla iş alanı açacak sektörlere yatırmalısınız. Bir de, fona ödeme yapan petrol şirketini de, onu yöneten hükümeti de (burada bu, Cumhurbaşkanı anlamına geliyor) halk nezdinde sorumlu tutmanız gerekiyor.
Azerbaycan'ın bu kötü yazgıdan kaçınmayı başarıp başarmayacağını göreceğiz. İlham Aliyev'le buluştuktan sonra, Stiglitz, Cumhurbaşkanı'nın, kaybedilebilecek olan şeyleri, zeki bir şekilde kavradığını ve tuzaklardan kaçınmaya niyetli olduğunu söyledi. Yine de zorlukları oldukça büyük.
Şu anda, halkın siyasete büyük bir güvensizliği var. Yolsuzluk almış başını gidiyor. (Bir gazetecinin bana açıkladığına göre, polis artık kadın şoförlerden bile rüşvet istiyormuş.) İlham'ın geçen ekim ayındaki seçimleri, sahtekârlığın yaygın olmasına rağmen kazandığı neredeyse kesin. Gazetelerin spor sayfaları bile, hükümet ve muhalefet arasındaki acı kavgalara yer veriyor. Sorumluluk sahibi bir basın yetiştirmek, zor olsa da, imkansız bir görev değil.
Diğer gözlemcilere göre, yeni Cumhurbaşkanı kesinlikle budala biri değil. Gerçekten reform yapmaya niyetli olsa da, babası Haydar'ın, Nahçıvan'dan gelen diğer dostlarıyla yarattığı Sovyet tarzı siyasi çarkın da bir ürünü. İlham, bulunduğu konumu bu çarka borçlu, ama öte yandan, sadece onları aşıp daha geniş bir çevreden destek almayı başarırsa bir siyaset adamı olarak ayakta kalabilir. Bu da seçilirken verdiği sözleri tutmasına, daha fazla iş alanı yaratmasına ve iyi nasihatleri dinlemeye hazır, sorumluluk sahibi bir hükümet oluşturmasına bağlı. Bu da, basın ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla, aklındakileri söylemeye hazır bir halkı yetiştirmekten geçiyor.
Kontratı doğru okuyacak bir avukat olmayınca...
Türkiye'de birkaç damla petrolden fazlası yok, dolayısıyla petrol lanetinden kaçmak zor olmadı. Ama, New York'ta avukatlık yapan ve boru hattıyla ilgili konularda uzman olan Jenik Radon'a göre, Türkiye bu lanetten tamamıyla kaçmış sayılmaz. Bay Radon, Gürcistan hükümetinin danışmanlarından biriydi ve Türkiye'nin imzaladığı Bakü - Ceyhan boru hattı anlaşmasını, bir avukatın detayları gören bakışıyla okudu. Ona göre bu, oldukça kötü müzakere edilmiş ve petrol şirketlerinin fazlasıyla lehine olan bir anlaşma. Dikkat çektiği çok önemli hatalardan biri, hükümetin, bu petrol hattıyla ilgili olarak girdiği mali yükümlülükleri yerine getirmediği takdirde, Türk hükümetinin hissesi bulunduğu Türk şirketlerinin sorumlu tutulacağı. İnsanın aklına birçok beklenmedik masraf geliyor - arsa istimlakine karşı temyiz veya çevreye zarar verebilecek bir kaza. Dahası, petrol ortaklığı. Hükümet kendi payını sattıktan sonra bile bir şirketten alacak iddia edebilir. Alacaklı olduğu para için, TEKEL'e, Türk Telekom'a, hatta hükümetin bir zamanlar yüzde birlik bir payı olduğu bir bakkala bile dava açabilir. Bu da bir kamu şirketi satın alan birisinin, böyle bir iddiaya karşı teminat talebinde bulunacağı anlamına geliyor. Hükümetin, petrol ortaklığına zaten ödeme yapmasının mümkün olmadığı veya niyeti olmadığı durumlarda, neden böyle bir tazminatı ödesin ki? Bunun cevabı, şu anda veya gelecekte özelleştirme ihalesine iştirak edenlerin, Türkiye'nin ülke riskine dayanan bir çeşit indirim talep edeceği. Türk halkı para kaybediyor, çünkü, birileri bir kontratı okuyacak doğru dürüst bir avukat tutmadı.
BUSINESS

'Kıbrıslı işadamlarını Türkiye batırdı'
Geçmişle geleceğin hesaplaşması
Beyan edilecek veya edilmeyecek faiz gelirleri
'Cici kızlar' ile 'Delikanlı kızların' ped savaşları
Amerikalı, kazan dairesini gördü 'En temiz hastane' belgesi geldi
Dağa çıkanın rüyası, mekap spor ayakkabısı
Aşçı Crum'u kızdırdılar, o da cipsi icad etti!
Zeytin yerken alzheımer oluyoruz haberimiz yok
Irak'taki ABD askerine tuvalet İsrail'e oyun parkı satıyor...
Herkes 'etik'ten söz ediyor
'Mahallenin yüzünü kara çıkarmadım, rekortmen oldum...'
Stıglıtz'den Aliyev'e petrol dersi
Sırlar odasının anahtarları çalındı
Yılmaz Bey, Prens Bandar'ı ikna etti Koton'un Körfez atağı başladı...
Poşetten, çöp torbasından 90 milyon dolarlık ciro
'Beyin'le büyüyen ülke: Hindistan
Bin 400 yıllık şirket
İnternette kazananlar, kaybedenler
Estetik değil teknik
|
|
|