|


Seçkinlerimiz Popstar'ı izlemeli ki...
Dünkü yazımda Popstar yarışmasını ilgiyle izlediğimi itiraf! etmiş, hatta bugüne kadar izlememiş olanlara da tavsiye etmiştim. Açıkça ifade etmesem de, Popstar'ı izlemelerini arzu ettiğim kesim, aslında bu tür programlara genelde burun kıvırıp tepeden bakan seçkinlerimiz.
Ekran başına geçtiğiniz takdirde insan karakterinin yüzyıllardır değişmeyen özelliklerinden, Türkiye'nin bugünkü gerçeklerine, çok özgün ve zengin bir malzemeyle karşılaşabilirler. Dizilerin aksine 1 saniye sonrasının bile planlanmasının mümkün olmadığı, sürprizlerle dolu hayatı hakikiye sahneleri sizleri bekliyor.
Nasıl yakalandım?
Perihan Mağden, Radikal'deki köşesinde bir süre önce Ben Evleniyorum'a nasıl takıldığını yazmıştı:
"Ben Evleniyorum/Çatlasın Evde Kalanlar'a 'YOK artık OHA!' olup önceleri mesafeli yaklaştım. Günlerce, haftalarca izlemedim. Sonra nasıl yapıyorlarsa yapıyorlar, yakalıyorlar kuyruğundan adamı. Biz de yakalandık bu olaya. Bir hor görüyorsun, iki hor horr - sonunda bakıyorsun bu gıcık kızlarla, angut oğlanların müptelası olmuşsun."
Benim Popstar'a takılmam da benzeri bir biçimde açıklanabilir. Üstelik Popstar'daki kızlar gıcık, oğlanlar da angut değil. Ben Evleniyorum'a da takılabilirdim belki. Ama geç kalmışım, sadece son 2 bölümünü izleyebildim. Yarışma bitti.
Sıradan insanı anlamak
Popstar ve Ben Evleniyorum'un neden izlenmesi ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine gelince...
Acaba medya, normal habercilik fonksiyonunu yaparken, toplumun geniş kesiminin sorunlarını, özlemlerini, duygularını yansıtmanın çok uzağına düştüğü için mi, sıradan insanların tepkilerini algılayabilmek amacıyla böylesi programlara ihtiyaç duyuluyor? Ya da soruyu şöyle soralım: Yazılı basın, siyaset - sporcu ve Hülya Avşar etrafında dönerken, televizyonlar gerçek hayatta daha yaygın olan insan tiplerinin sergilenmesine mi aracılık ediyor?
O sığlık zaten var
Mehmet Kenan Kaya, Akşam'daki köşe yazısında Popstar yarışmasını "Sığlığın meşrulaştırılması" olarak niteliyor. Aslında belki "Sığlığın medyatize edilmesi" ya da "Sığlığın gözönüne çıkması" demek daha uygun. Ama hayat ne kadar sığ ise Popstar ya da Ben Evleniyorum da o kadar sığ. Ya da derin. Nereden baktığınıza bağlı. Çünkü ekranlarda olup biten yapmacık değil. O sığlık zaten var. Bu vesileyle bizler de görmüş oluyoruz.
Popstar ya da Ben Evleniyorum'daki adaylar ne uzaydan geldi, ne de bu toplumda eşi benzeri olmayan biricik yaratıklar! Çıkar çatışması, birbirinin ayağına basma, hesap - kitap, entrika, nefret, kıskançlık... Hepsi mevcut. Hiçbir dizide, tiyatro oyununda, romanda, filmde olmadığı kadar doğrudan hayat - ı hakikiye sahneleri.
Seçkinler için eğitici
Seçkinler olarak bizim ölçülerimiz tutmadığı için bu tür programları genelde izlemiyor, hatta aşağılıyoruz. Ama seyretsek, öğreneceğimiz çok şey var. Belki de o tür programlar izlenecek olsa, El Kaide militanlarının neden Bingöl'den çıktığı konusunda bile daha sağlıklı fikir yürütebilmek mümkün olabilir.
Türkiye genelinde seçkinlerin çok dışında olduğu hayatlar yaşanıyor. Sıradan vatandaşların zevkleri, eğlence türleri, şaşkınlıkları, beğenileri, TV ekranlarında her geçen gün daha görünür hale geliyor. Kaynana - gelin kavgası, birbirini şikayet eden adamlar, insanların pata küte birbirine girişip kavga etmeleri...
Geçerli ahlak ölçüleri nedir? Geniş kitlelere göre doğru nedir, yanlış nedir?
Bir sürü şey çıkarılabilir o programlardan. Kapalı kapılar ardında basmakalıp ideolojiler ya da siyaset üretmek yerine, gerçeklerden yola çıkan reçeteler hazırlama imkanı yaratabilir aslında bu tür programlar. Kimisinin düzeyi tahammül sınırlarınızı zorlasa da...
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|