10 Aralık 2003 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Saf yığınlara oynanan gizemli filmler...

       
    21. yüzyılın dalgaları, nasıl da gün günden daha da şahlanarak vurmaya başladı hem Türkiye'ye, hem dünya ülkelerine...
    Bunun farkında olamayanlar, yahut bunun farkına varmak istemeyenler; önümüzdeki 20 - 25 yılı, ya her gün biraz daha şaşırarak, ya öngöremedikleri birtakım çıkmazlara her gün biraz daha savrularak yaşayacaklar...
    Örneğin, 4 gün sonra KKTC'de yapılacak seçimler, "yaşam kalitesi" açısından 175 ülke arasında 96'ncı sıraya düşmüş bulunan Türkiye'ye; ya bir umut sandalı olacak, ya daha da gerilere kaymasını üfürükleyecek sinsi bir siklon...
    ***
    Dünkü Milliyet'te Hasan Cemal de, "Rauf Denktaş!" başlıklı yazısında; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan planının, Türkiye için ciddi bir fırsat olduğuna değiniyor ve aynı kanıda olan İlter Türkmen'den de bazı alıntılar yaptıktan sonra, yazısını şöyle bitiriyordu:
    "Denktaş bu görüşte değil.
    Denktaş çözüm istemiyor çünkü.
    Geçmişte yaşıyor.
    Ve AB'yi umursamıyor.
    Denktaş'lar Ankara'da da var. Anavatanla yavru vatandaki Denktaş çizgisi, hem Türkiye insanına hem Kıbrıs Türklüğüne iyilik değil, kötülük yapıyor. Çünkü Avrupa Birliği yoluna taş koymak, Türkiye'yi bir tuzağa doğru çekmektir."
    ***
    Türkiye'nin 20. yüzyılı da ıskalaması; kimlerin sırtının sıvazlanması karşılığında, kimlerin işine yaradığı, henüz tartışma gündemine bile gelmedi. Elbet gelir önümüzdeki 20 - 25 yıl içinde. Çünkü 21. yüzyılın dalgaları, Türkiye'nin de üstüne gün günden daha şahlanarak vuracak... İsteyen istediği kadar hamaset edebiyatının arkasına sığınmaya kalksa da...
    ***
    Önümüzdeki yılın sonuna doğru ABD'de yapılacak başkanlık seçimleri; Türkiye'yi de içine alan, gümbürtülü bir polisiye film yaşatacağa benzer dünyaya...
    Düşünün ki, evrensel terör odaklarının üstüne gitme naralanmasıyla ayağa kalkan Başkan Bush, henüz ne Saddam'ın nerede olduğunu bulabildi, ne de Bin Ladin'in...
    Vah vah vah, insan üzülüyor doğrusu...
    ***
    Geçtiğimiz pazar günü TV'de, Robert Redford'la Brad Pitt'in "Casus Avı" diye 2001 yapımı bir filmi oynadı.
    Filmde CIA'nın, ne kadar ince ayrıntılarla çalıştığının görüntüleri yoktu sadece; Lübnan'da Hizbullah örgütüyle ilgili bazı teğetler de vardı.
    Başkan Bush, "Casus Avı" filmindeki, Robert Redford kadar da mı başarılı olamayacak tam seçimlere giderken ve ne Saddam'ı yakalayabilecek, ne Bin Ladin'i? Öyle mi sanıyorsunuz?
    ***
    Önceki gün Kofi Annan da, Afganistan'daki "uyuşturucu" sorununa değiniyordu... Kimseciklerin pek netleştirmediği uyuşturucu, yahut eroin sorunu...
    Ayrıca yine Afganistan'da bir de, milyarlarca dolar harcayarak, yeryüzünde kanlı şiddet eylemlerini gerçekleştiren bir "El Kaide" örgütü var; kimselerin üstesinden gelemediği...
    Ve kimsecikler bilemiyor bu örgütün ne parasal kaynaklarını, ne hazinelerinin hangi bankalarda durduğunu...
    Ah ah, ne kadar çok bilinmezli bir bulmaca...
    ***
    21. yüzyılın dalgaları, Türkiye'ye de, gün günden daha şahlanarak vurmayı sürdürecek...
    Türkiye'de ise 30 yaşından küçük 40 milyon genç var...
    Gerek "psiko - sosyoloji", gerek "sosyo - ekonomi" açısından; sıra dışı biri olduğunu kanıtlama özlemi içindeki 40 milyon genç...
    Ve öncelikle bu gençlerin ana - babalarının aklına, şu soru pek gelmiyormuş gibi görünmede:
    - Bizim çocuk, parasını nasıl kazanarak geçinecek?
    "Nasıl olsa Tanrı nafakasını verir" inancı, geçerli bir değerlendirme değildir. Çünkü Tanrı, insanoğlunun muhasebecisi değildir.
    ***
    Ekonomi, ne hamaset edebiyatından anlar; ne "demagoglar saltanatı"nın, Fransız İhtilali'nden bu yana, gitgide tüyü dökülen övünmeleriyle vaatlerinden...
    İster istemez Türkiye de bir gün; "yaşam kalitesi" açısından, nasıl olup da, Yunanistan'ın 70 basamak altında kaldığının analizlerini yapacaktır.
    Şimdiden eroin trafiğinin haritasını da, kadrolarını da - büyük bir oranda - incelemeye almış olması gibi...
    21. yüzyılın dalgaları, saydamlık dalgalarıdır. Bunun bilincindeyseniz, enseyi hiç karartmayın. Şaşırtıcı ve bazen acıklı filmler izleyecek olsanız da...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Taha AKYOL
YÖK'te yeni dönem

Çetin ALTAN
Saf yığınlara oynanan gizemli filmler...

Melih AŞIK
Din ve Diyanet

Fikret BİLA
Bu kadarı da fazla

Hasan CEMAL
Sıra kimde oyunu!

Güneri CIVAOĞLU
Ha - vet

Abbas GÜÇLÜ
Yeni YÖK Başkanı nasıl karşılandı?

Hurşit GÜNEŞ
Her sekiz kişiden biri engelli

Nail GÜRELİ
Barakadaki belediye

Sami KOHEN
Teröre karşı NATO...

Mehmet Y. YILMAZ
Irkçı önyargıları içselleştirmenin âlemi yok!

Hasan PULUR
"Valla bunu size yakıştıramadık!"

Meral TAMER
Yetenekli robotlar da işsiz kalınca...

Ece TEMELKURAN
Şeker Kırığı

Yaman TÖRÜNER
Biz girinceye kadar Avrupa Birliği kalacak mı?

Osman ULAGAY
Ekonomi konuşmak iyice zorlaştı

Güngör URAS
Annan planı iktidara göre "tuzak" muhalefete göre "çözüm"

M. Ali BİRAND
Kıbrıs için iki ayrı plan hazırlanıyor