10 Aralık 2003 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   




   
   
Kıbrıs için iki ayrı plan hazırlanıyor

       
    Bizler her ne kadar kendimizi seçimlere endekslemiş olursak olalım, sonuç nasıl çıkarsa çıksın, Kıbrıs'ta çözüm 15 Aralık gününden sonra yeniden gündeme girecek.
    Belki zor olacak, belki sonuç alınamayacak, ancak 1 Mayıs 2004'e kadar büyük bir maraton yaşanacak.
    Yepyeni ve son derece uysal bir Denktaş ile karşı karşıya kalacağız. Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarını düşünen, KKTC'nin kaldıramayacağı yükler almak istemeyen bir Denktaş ortaya çıkacak.
    Çok şaşıracağız.
    Ankara değişecek, Denktaş bir kaç gün öncesine kadar siyah dediğine şimdi beyaz diyecek.
    Bütün bunlara hazırlıklı olmalıyız.
    Seçim sonrasının senaryoları daha şimdiden hazırlanıyor. İki ayrı çözüm planının son ayrıntıları üzerinde çalışılıyor.
    Bunlardan biri Ankara'da ve Dışişleri bakanlığında, diğeri Denktaş-Soysal ikilisinin gözetiminde ayrı bir ortamda hazırlanıyor.
    İkisi arasında önemli bir fark var.
    Ankara'nın ki Annan planını temel olarak kabul ediyor. Bazı değişikliklerle ortaya yeni bir çözüm çıkarmak planlanıyor.
    Denktaş'ınki çok daha önemli değişiklikler içeriyor. Annan planının olumlu yönleri alınıyor, Türk tarafının itirazıyla karşılaşan 5 noktayı değiştiriyor.
    Seçimlerden sonra çıkacak manzaraya göre, ya bu hazırlıklardan birinden vazgeçilecek veya ikisinin birleştirilmesine çalışılacak.
   
    1 MAYIS 2004'TE KAPILAR KAPANIYOR
    Aslında kaybedilecek çok fazla zaman da yok.
    1 Mayıs 2004 günü oyun bitecek.
    Rumlar tüm Kıbrıs adasının sahibi olacaklar ve AB'ye tam üye olacaklar. Türkiye'yi AB ile karşı karşıya bırakacaklar.
    Günlük yaşam hem çok değişecek, hem de çok zorlaşacak. İlke olarak 1 Mayıs günü, şu anda açık olan yeşil hat geçişleri kapanacak. AB'ye katılacak olan Rum yönetimi, Güneye geçecek KKTC vatandaşlarından Schengen vizesi isteyecek. Ardından da hergün yeni bir süpriz ile karşılaşacağız.
    Ankara ve Denktaş ellerini çabuk tutmazlarsa çok çekeceğimiz var demektir...
   
    * * *
   
   
AA'NIN KIBRIS GAFINDAN KİM SORUMLU?
    Geçen hafta Türkiye'nin tepesi attı.
    Dışişleri Bakanından siyasilere, Denktaş'tan birçok başyazar ve köşe yazarına kadar son derece sert –kimi zaman hakarete varan- tepkiler çıktı.
    Olay, AB Komisyonu başkanı Verheugen'in Belçika Senatosunda yaptığı bir konuşmanın AA tarafından yayılmasıydı.
    AB'ye sempatiyle bakanlarımıza dahi "Olmaz artık bu kadarı" dedirten bir konuşmaydı.
    Haber, devletin resmi Anadolu Ajansı tarafından yayınlandığı için kimse kuşkulanmadı. Resmi tepkileri (özellikle Dışişleri Bakanı Gül'ün sert açıklaması), resmi olmayan tepkiler izledi. Tabii başta Denktaş olmak üzere, AB karşıtı cephe bu fırsatı kaçırır mı? "İşte AB'nin gerçek yüzü" diye müthiş bir kampanya açıldı. Verheugen, yerden yere vuruldu. Hakaret dolu suçlamalar yapıldı.
    Kısa bir süre sonra hepimizin yüzü kızardı. Zira AA haberinin doğru olmadığı ortaya çıktı. Ya bir tercüme hatasıydı veya maksatlı çarpıtılmıştı.
    Önce, AB komisyonu tam metni yayınladı. İnanmadık. Ardından, Cuma günü Dışşileri bakanlığı, Brüksel'deki Türk daimi delegasyonundan gelen Almanca tam metni yayınladı.
    Verheugen'in daha önceden defalarca okuduğumuz Kıbrıs eleştirilerinin dışında yeni hiçbirşey yoktu. İşin asıl vahim tarafı, resmi tepkilere neden olan, gazetelere manşet, yorumlara konu edilen o en yaralayıcı cümleler yoktu.
   
    BUNUN HESABINI KİM VERECEK?
    Anadolu Ajansı, resmi bir organ olarak Türkiye'yi küçük düşürmüştür. Bu haberiyle, Türk hükümetini yalan bir habere tepki gösteren, acul hareket eden insan topluluğu durumuna sokmuştur.
    Şimdi merak ediyorum.
    Acaba bu büyük gafın hesabı sorulmuş mudur?
    Sorulmuşsa ne yapılmıştır?
    Uygar ülkelerde böylesine bir hatanın sorumluları istifa ederler veya ettirilirler.
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
YÖK'te yeni dönem

Çetin ALTAN
Saf yığınlara oynanan gizemli filmler...

Melih AŞIK
Din ve Diyanet

Fikret BİLA
Bu kadarı da fazla

Hasan CEMAL
Sıra kimde oyunu!

Güneri CIVAOĞLU
Ha - vet

Abbas GÜÇLÜ
Yeni YÖK Başkanı nasıl karşılandı?

Hurşit GÜNEŞ
Her sekiz kişiden biri engelli

Nail GÜRELİ
Barakadaki belediye

Sami KOHEN
Teröre karşı NATO...

Mehmet Y. YILMAZ
Irkçı önyargıları içselleştirmenin âlemi yok!

Hasan PULUR
"Valla bunu size yakıştıramadık!"

Meral TAMER
Yetenekli robotlar da işsiz kalınca...

Ece TEMELKURAN
Şeker Kırığı

Yaman TÖRÜNER
Biz girinceye kadar Avrupa Birliği kalacak mı?

Osman ULAGAY
Ekonomi konuşmak iyice zorlaştı

Güngör URAS
Annan planı iktidara göre "tuzak" muhalefete göre "çözüm"

M. Ali BİRAND
Kıbrıs için iki ayrı plan hazırlanıyor