|


Saddam'dan sonra
Maça asının üstü nihayet çizildi. Saddam Hüseyin, Irak'ın başına geçmesinden 24 yıl, İran'la savaşa girmesinden 23 yıl, Halepçe'de binlerce kişiyi kimyasal gazla katletmesinden 15 yıl, Kuveyt'i işgal ederek Birinci Körfez Savaşı'nı ateşlemesinden 13 yıl ve ABD kuvvetlerinin Bağdat'a girmesi ile kent merkezindeki heykelinin devrilmesi ve iktidarına resmen son verilmesinden sekiz ay sonra gözaltında.
Saddam'ın çehresini, en son olarak, ABD ve diğer işgal kuvvetlerine meydan okurken gören dünya, yalnız, tedirgin ve direnmeden teslim olan yorgun bir adamla karşılaştı dün. Irak'ı yıllar yılı korkunun gücüyle yöneten devrik diktatörün tarihe kalacak görüntüsü, Amerikalı bir askeri tabibin, uzamış saçında sakalında bit aradığı anlarda şekillendi.
Bu görüntü, Irak'ın ve bölgenin geleceği açısından ne anlam taşıyor? Saddam'ın yakalanması, ABD işgalini ve bu işgale karşı eylemleri nasıl etkileyecek? Irak diktatörünün sonu, Amerikan siyasetine ne kadar yansıyacak?
Washington'da dün bu sorulara verilen ilk yanıtlar şöyleydi:
Bush yönetimi kaynakları, Saddam'ın yakalanmasını, Irak halkının egemenliğini devralması ve yeni Irak'ın siyasi ve hukuki çerçevesinin belirlenmesi açısından "dönüm noktası" sayıyorlar. ABD'li yetkililere göre, devrik diktatörün ele geçmesi öncelikle Irak halkının bir bölümüne düne kadar hakim olan "Saddam dönecek, Baas yeniden başa geçecek" korkusunu bitirmesi açısından önemli. Washington'a göre, Irak halkının zihninde karanlık bir dönemin, bir daha o döneme geri dönüş olmayacağı inancıyla noktalanması ve yeni bir yönetimin meşruiyet temeline kavuşması artık çok daha kolay.Askeri planda beklenen ilk önemli sonuç, özellikle Saddam ile aşiret bağı olan direnişçilerin dağılması. ABD'li yetkililer, bu grubun, önümüzdeki günlerde tek tük intikam eylemleri dışında artık fazla bir etkinlik göstermeyeceği inancında. Saddam'ın beş metrekarelik, farelerin cirit attığı bir delikte saklanırken bulunması ve hiç direnmeden teslim olması da, yıllar yılı yarattığı "korkusuz lider" imajını çökerterek, Saddamcı direnişin devamı olasılığını azalttı. Ancak Tikrit merkezli Saddam yanlısı direnişin çözülmesi, ABD kuvvetlerine karşı eylemlerin duracağı anlamına gelmiyor. Washington kaynakları, Irak'taki intihar saldırıları ve sabotaj eylemlerinin bir bölümünün doğrudan İslami referanslar taşıdığına ve El Kaide ile diğer yabancı kaynaklardan beslendiğine inanıyorlar. Bu eylemlerin, Saddam'ın yakalanmasına rağmen devamı bekleniyor. Bush yönetimi, Saddam'ın ele geçmesi ile, Amerikan ve dünya kamuoyu karşısında büyük "psikolojik zafer" elde etti. ABD liderinin elinde, artık Irak'ta harcanan milyarlarca doların ve akan kanın hesabını soran sıradan Amerikalı'ya gösterebileceği somut bir sonuç var. Ancak bu zaferin siyasi planda anlamlı kılınabilmesi, ancak Irak'taki güvenlik sorununun giderilmesiyle mümkün. ABD askerlerine yönelik saldırıların bundan sonra da etkili biçimde sürmesi, Bush yönetimini "bir grup Saddamcı" diye geçiştiremeyecği bir gerilla direnişi ile karşı karşıya olduğunu itirafa bugüne kadarkinden daha fazla zorlayacaktır.Devrik diktatörün ele geçmesi, ABD'nin Irak'taki sarsaklığını aşarak siyasi operasyonuna çeki düzen vermesi açısından bir fırsat oluşturabilir. Bu kapsamda özellikle, Saddam döneminde nüfuzlu olan Sünni halkın ve eski Baas kadrolarının, yeni Irak'ın oluşturulmasında devreye sokulabilmesi önemli. Britanya Başbakanı Tony Blair'in Saddam'ın yakalanması ile ilgili ilk resmi açıklamasında bu konuya öncelik vermesi boşuna değil.Saddam'ın halkına karşı işlediği insanlık suçlarının hesabını mahkeme önünde verecek olması, Arap ve İslam dünyasındaki bütün baskı rejimlerinin liderlerine de bir mesaj aslında. Washington'daki yeni - muhafazakarlar, Saddam'ın yargılanmasıyla, Ortadoğu'nun demokratikleşmesine giden yolun belirgin biçimde genişleyeceği inancındalar.Irak Savaşı'na muhalif Almanya ve Fransa liderleri, Saddam'ın yakalandığı haberi alınır alınmaz, Washington'a tebrik mesajları göndererek Bush yönetiminin "psikolojik zaferini" tescil ettiler. Dün konuştuğumuz bir Beyaz Saray yetkilisi, Avrupa'dan gelen tepkiyi değerlendirirken "Irak'ta tam bir batağa saplandığımızı söyleyenler, bugünden sonra farklı konuşacaklardır" diyordu.
ycongar@erols.com
|
|

|