18 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Fiyasko ve çıkış yolu!

       
    Güney Kıbrıs'ta kişi başına milli gelir 16 bin dolar. Kuzey'de ancak 3 bin dolar.Güney'e her yıl 2.5 milyon turist geliyor. Kuzey'e 85 bin. 'Kumar turistleri'ni eklerseniz, bu rakam 400 bini aşıyor.
    Kuzey'de nüfus 200 bin. Bunun içindeki yetişkin nüfus ne kadar bilmiyorum. Ancak 200 binin 50 bini memur, maaşa bağlanmış, devletten geçinmek zorunda...
    Daha kapılar açılmadan önce günlük olarak Kuzey'den Güney'e giderek çalışan Türklerin sayısı 3 bin civarındaydı. Şimdi bu sayının 7 - 8 bini bulduğu hesaplanıyor.
    Bir acı gerçek daha:
    Daha şimdiden 100 bin 73 Kıbrıslı Türk, Güney Kıbrıs'a başvurmuş durumda. Rum Pasaport Dairesi'nden geçen ay sonu yapılan açıklamaya göre 8 bin 253 Türk pasaport için, 23 bin 500'ü kimlik için, 68 bin 594'ü doğum belgesi için istekte bulunmuş... (28 Kasım 03 tarihli Milliyet'ten)
    Bu ne demek?
    1 Mayıs 2004'e kadar çözüm olmaz, Güney'in Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyeliği resmiyet kazanır ve Kuzey dışarıda kalırsa, Rum pasaportu alacak Kıbrıslı Türklerin sayısı - şimdiden 100 bin başvuru yapıldığına göre - kolayca tahmin edilebilir.
    Bu bir başarı öyküsü mü? Hayır.
    Bir fiyaskodur.
    Bu muhteşem başarısızlığın altında Denktaş'la Ankara'nın, yani Türk siyasetiyle diplomasisinin ortak imzaları vardır. Otuz yılda gelinen bu noktayı KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'a sorduğunuz vakit hep aynı yanıtı alırsınız:
    "Ambargo!"
    Elbette payı var.
    Ama her şeyi ambargoya indirgemek, sorumluluktan kaçmak, fiyaskonun gerçek nedenlerini perdelemektir.
    Bugün yalnız Kuzey Kıbrıs'ta değil, Türkiye'de de kişi başına milli gelir ancak 3 bin dolar. Niçin öyle? Çünkü Güney Kıbrıs'la Yunanistan'ın arkasından bize nal toplatan, 'anavatan'la 'yavru vatan'da yoksulluğu eşitleyen aynı kafadır. Yıllar yılı ekonomiyi, hukuku boşlayan devletçi zihniyettir. Siyasal iktidarların ekonomide devletçiliğe saplanması ve demokratik hukuk devletinin eksiklerini görmezlikten gelmesidir bu kafanın içi...
    1960'ları düşünün.
    Yunanistan, İspanya ve Portekiz'le aynı hizada yarışa başladık. 27 Mayıs sonrasında biz hala devletçilik yolunda yürüyorduk. Nasıl döviz kazanırız diye değil, nasıl döviz tasarruf ederiz sorusuna göre ekonomik model yaptık. Gümrük duvarlarının gerisine çekildik. İhracata, döviz kazanmaya yönelik değil, tam tersi stratejiler, ithal ikameci politikalar izledik.
    KİT canavarları böyle sahne aldı.
    Çünkü ekonomiyi rekabete açmak yerine, ekonominin en büyük kamburu olarak enflasyon körükleyici KİT'leri kurduk.
    1970'lerde tarihi bir hata daha yaptık.
    Ekonomide devletçilik devam ederken, Yunanistan'la birlikte Avrupa Birliği'ne üyelik fırsatını maalesef heba etti siyasal iktidarlar.
    Birinci Avrupa treni kaçırıldı!
    1960'lar ve 1970'lerin büyük hataları bizi 3 bin dolara mahkum ederken, AB rüzgarını arkasına alan Yunanistan, İspanya kişi başına 15 bin, 20 bin dolarları yakaladı. Türkiye ise 'stratejik değeri çok yüksek' olduğundan dem vurulan Kuzey Kıbrıs'la birlikte hala 3 bin dolarda emekliyor.
    Ne yazık!
    Peki, ara açılacak, uçurum derinleşecek mi?
    Yoksa uçurumu kapatacak raya oturacak mı Türkiye?.. Bu ray, Avrupa Birliği rayıdır. Onun için dünkü yazımda da altını çizdiğim gibi:
    Avrupa Birliği'ne inanmayan, Türkiye'nin AB projesinin önemini umursamayan, Kıbrıs sorununu çözemez.
    Çünkü Kuzey Kıbrıs'la Türkiye'yi 3 bin dolarda eşitleyen, insani gelişmişlik sıralamasında nal toplatan kafa aynı kafadır.
    Çözüm değil, sorun biriktiren kafadır. Pozitif değil, sürekli negatif düşünen kafadır. Denklemleri bir türlü tersine çeviremeyen ezberci kafalardır. Elinde çekiç olduğu için her şeyi çivi gibi gören demode zihniyettir.
    Kıbrıs Türklüğüyle Türkiye'nin iç içe olan kaderlerini değiştirmek ve ikisinin de önünü açmak istiyorsak, o eski, miadını doldurmuş, demode zihniyete, 'o kafa'ya artık prim verilemez, inisiyatif tanınamaz.
    Tarihi bir kavşaktayız!
    Dileriz, Başbakan Erdoğan'la Dışişleri Bakanı Gül bu gerçeğin farkındadırlar. Yoksa Türkiye'ye de, onlara da yazık olabilir.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs ve Türkiye

Çetin ALTAN
Harika günler yaşıyoruz, ne güzel...

Melih AŞIK
"Ferhat - Qalferat

Fikret BİLA
Denktaş Ankara farkı

Hasan CEMAL
Fiyasko ve çıkış yolu!

Yılmaz ÇETİNER
Şehzadebaşı'nda bir hanım sultan

Güneri CIVAOĞLU
Okullara AB dersi

Hurşit GÜNEŞ
Doların hazin durumunun nedeni

Doğan HEPER
Kıbrıs'ta 40 yıl sonra yeşeren umut

Sami KOHEN
Uzlaşmak şart, ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Bana "Popstar"ını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

Hasan PULUR
Adalet ve yargı bilinci...

Erdoğan SAĞLAM
Mevduat ve repoda bir yıl beyan yok

Derya SAZAK
Kutsal olmayan savaş

Meral TAMER
Ölüm makinesi olarak uçağın 100. yıldönümü

Güngör URAS
Japonlar Türkiye'ye gelmekten korkuyor

Serpil YILMAZ
Mustafa Süzer: Hayat tiyatro sahnesi gibi...

M. Ali BİRAND
Ankara ağırlığını koyacağa benziyor