|


Şehzadebaşı'nda bir hanım sultan
Geçenlerde NTV'de Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe, Ege Cansen üçlüsünün Ekodiyalog sohbetlerini dinliyordum. Genç hocalar tatlı tatlı her telden çalıyorlar. Haberlerini, yorumlarını damla damla dinleyicilerine içiriyorlar.
Bu defa Şehzadebaşı'na, Şehzadebaşı'nın sinemalarına geldi söz. Bir dinleyici "Direklerarası"nın ne olduğunu, nerede olduğunu sordu.
Deniz Gökçe (1938 - 1960 arası) Şehzadebaşı'ndaki sinemalarını saymaya başladı. Asaf Savaş da ona yardım etmeye çalıştı. Milli Sinema, Ferah Sineması, Turan Tiyatrosu. Ya peki 4. hangisi, orada durdular. Sonra Direklerarası'nın, Şehzadebaşı olduğunu, eğlence ve tiyatrolar bölgesini anlattılar meraklı gence.
E peki bilemedikleri 4. sinema hangisiydi? Bu eksik nostaljik bilgiyi tamamlayım. Hilal Sineması. Hemen yandaki Turan Tiyatrosu ise Rasim Day'a aitti, orada ünlü komik Naşit de icrai sanat eylemişti.
Hilal Sineması
Geçenlerde çocukluk, gençlik arkadaşım, dostum Selahattin Beyazıt ile beraber sohbet ediyorduk. Şöyle bir anımsadık Şehzadebaşı'nı. Milli Sinema'da genellikle yerli filmler oynardı mesela Münir Nurettin'in Kahveci Güzeli gibi. Hazım'ın, Vasfi Rıza'nın, Muhsin Ertuğrul'un filmleri "Şehvet Kurbanı"... 25 - 40 kuruştu biletler. Ferah Tiyatrosu tarihi bir gerçek tiyatro binasıydı. Locaları, süslü koltukları rahat.
Şimdi hemen dostum ünlü aktör Mücap Ofluoğlu'nun "Suya Yazı Yazanlar" kitabına değineceğim. Oradan sizlere bilemediğimiz bilgilerden bir demet aktarmak istiyorum.
Meğer Darülbedayi sanatçıları arasında (1924'ler) anlaşmazlık çıkınca başta Muhsin Ertuğrul olmak üzere Hazım, Behzat İ. Galip, Necla Sartel, Kınar Hanım ayrılmış ayrı bir topluluk kurmuşlar. Ferah Tiyatrosu'nda oynamaya başlamışlar.
Naşit mi, Dümbüllü mü?
Genç kuşaklar Hazım Körmükçü'yü tanımıyor. Hatta Vasfi Rıza'yı bilmeyenler var. Hazım'ın o müthiş taklit yeteneği, Muammer Karaca'nın seyirciyi yarı tuluat gülmekten kırıp geçirmesi.
Naşit mi, Dümbüllü İsmail mi diye soran çoktur ama Naşit hiç şüphesiz büyük ustaydı. Ama Dümbüllü de ondan aşağı kalır değil.
Mücap Ofluoğlu anlatıyor, bir filmciyle konuşmasını.
- Tel kadayıf mı seversiniz, ekmek kadayıfı mı? diye sormuş:
- Kadayıf olsun da telli olsun, ekmekli olsun ikisini de severim.
- Peki Naşit mi seversin Dümbüllü'yü mü?
|
|

|