18 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Bana "Popstar"ını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

       
    Stratejist Michael Porter "Strateji daha iyi olmakla değil daha farklı olmakla ilgili bir şeydir" diyor. Bu söze Prof. Dr. Arman Kırım'ın "Mor İneğin Akıllısı" isimli kitabında rastladım. Ve aklıma haftalardır onunla yatıp kalktığımız "Popstar" yarışması geldi..
    Konunun magazinel boyutlarıyla ilgili değilim. Bu yarışmanın bize çok önemli bir Türkiye fotoğrafını da sunmakta olduğunu düşünüyorum.
   
    İç görüleri ne?
    Toplumbilimsel araştırmalarda kullanılan bir yöntem var. Adına "focus grup çalışması" deniliyor. Bir ürün ya da bir konu ile ilgili olarak tüketicinin ya da ilgili kişilerin "iç görülerini" ortaya çıkarmaya yönelik bir araştırma yöntemi bu..
    En az yedi - sekiz kişi bir odaya toplanıyor ve mesela bir ürün hakkındaki görüşlerini anlatmaları isteniyor. Odanın öteki tarafında, camlı bir bölmenin arkasında uzmanlar yer alıyor. Ürün müdürleri, araştırmacılar, reklamcılar vs.. Uzmanlar, içerideki konuşmalara hiç katılmadan ve yönlendirici herhangi bir davranışta bulunmadan konuşmaları izleyip, "hedef kitleyi" temsil ettiği düşünülen grubun ürünle ilgili fikirlerini ve tutumlarını anlamaya, ölçmeye çalışıyorlar.
   
    Bir tür 'focus grup'..
    Popstar'ın SMS ile oy kullanan "Halk Jürisi"ni böyle bir "focus grup"a benzetiyorum.
    Tutum ve davranışlarını oy verdikleri ya da vermedikleri kişilerin kimlikleriyle ortaya koyan bir büyük "focus grup"..
    Altı kontöre kıyıp adaylara puan yağdıran "halkımız", büyük bir olasılıkla Porter'dan ve "starejisi"nden de haberdar değil ama "farklı olanı" seçiyor..
    Mesela günlük yaşamlarını sürdürürken engelli kişilerin ne zorluklar çektiklerini, engelli çocukların okullarına bile doğru düzgün gidemediklerini çoğu kez görmezden geliyor ve yok sayıyor ama karşılarına somut bir engelli çıktığında onu oylarıyla birinci yapabiliyor.
   
    Oylar farklı olana
    Geçmişinde bir cinayet olan yarışmacıyı, şarkıları abuk sabuk hale getirmesine rağmen sırf bu farklılığı nedeniyle birinci seçiyor.
    "Uzman jüri"den kaynaklanan birçok ırkçı eleştiriye rağmen, büyük bir olasılıkla kendileri de böyle düşündükleri halde Rus yarışmacıya sırf bu "kabul edilebilir" farklılığı nedeniyle oy verebiliyor.
    Ama çoğu kişiyi bile gözyaşlarına boğacak bir şekilde, yarışmanın en iyi şarkıcısını elemekte tereddüt etmiyor. Çünkü onun farklılığı "marjinal" olmasından ileri geliyor. Ve bizim ülkemiz "marjinallikleri" pek hoş karşılamayan bir halk...
    Aynı şekilde yine çok iyi şarkı söyleyen en alımlı yarışmacıyı eliyor, çünkü onun farklılığı da "kabul edilebilir" bir farklılık değil.. Bizim toplumumuzun bir kadından beklemeyeceği kadar açık sözlü olması ve kendi kimliğini gerektiğinde kavga edercesine koruması belli ki "SMS jürisini" rahatsız ediyor.
    Buna karşın bir şarkı yarışmasında, şarkı sözlerini her hafta unutan yarışmacı elenmiyor çünkü bizler de zaten böyleyiz. Toplumsal hafızası zayıf olan bir halk, şarkı hafızası zayıf olan yarışmacıyı kendisine daha yakın buluyor belli ki..
    Bu büyük "focus grup"un tutumu, zamanında Turgut Özal'ın, Bülent Ecevit'in, Süleyman Demirel'in şimdi de Recep Tayyip Erdoğan'ın, neden ilk ortaya çıkışlarında bütün oyları silip süpürdüğünü de gösteriyor.
    Turhan Feyzioğlu'nun, Ferruh Bozbeyli'nin, Ali Talip Özdemir'in neden hiçbir zaman büyük bir siyasi başarı gösteremediklerinin açıklaması da bu..
   
    Halkı kesmiyor
    Çünkü sadece iyi eğitimli, düzgün görünüşlü ve dürüst olmak halkımızı kesmiyor.. Halkımız siyasette de tercihini her zaman sıradan olmayandan, "farklı" olandan yana kullanıyor.
    Popstar yarışmasını toplumbilimcilerin dikkatle izlemesi gerekiyor. Eminim daha sonra bu konuda bizlere söyleyecek çok şeyleri olacak..
   
    mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs ve Türkiye

Çetin ALTAN
Harika günler yaşıyoruz, ne güzel...

Melih AŞIK
"Ferhat - Qalferat

Fikret BİLA
Denktaş Ankara farkı

Hasan CEMAL
Fiyasko ve çıkış yolu!

Yılmaz ÇETİNER
Şehzadebaşı'nda bir hanım sultan

Güneri CIVAOĞLU
Okullara AB dersi

Hurşit GÜNEŞ
Doların hazin durumunun nedeni

Doğan HEPER
Kıbrıs'ta 40 yıl sonra yeşeren umut

Sami KOHEN
Uzlaşmak şart, ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Bana "Popstar"ını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

Hasan PULUR
Adalet ve yargı bilinci...

Erdoğan SAĞLAM
Mevduat ve repoda bir yıl beyan yok

Derya SAZAK
Kutsal olmayan savaş

Meral TAMER
Ölüm makinesi olarak uçağın 100. yıldönümü

Güngör URAS
Japonlar Türkiye'ye gelmekten korkuyor

Serpil YILMAZ
Mustafa Süzer: Hayat tiyatro sahnesi gibi...

M. Ali BİRAND
Ankara ağırlığını koyacağa benziyor