|


Adalet ve yargı bilinci...
TÜRKÇE'de önemli iki atasözü vardır; eskiler "darb - ı mesel" derlerdi.
Bunlardan biri "Adalet mülkün temelidir" der, ikincisi "Şeriatın kestiği parmak acımaz!"
Her ne kadar, cahil politikacı, tapu dağıtırken "mülk"ü iki odalı gecekondu sanmışsa da, atasözündeki "mülk" sözü "devlet" anlamına gelir, yani "devletin temeli adalettir."
"Şeriatın kestiği parmak acımaz"ın günümüze tercümesi de, herhalde "Adaletin kestiği parmak acımaz" olacaktır.
* * *
PEKİ, herkes adalete güvenmeli midir?
Aksi düşünülebilir mi?
Elbette, her meslek gibi "adalet"in temsilcilerinin hataları olmuştur ve olacaktır da...
Lakin, şimdiye kadar, hiçbir partinin yetkilisi çıkıp "Biz yargıya güvenemiyoruz!" dememiştir. Adında "adalet" olan partinin, AKP'nin komisyon başkanı, "dokunulmazlığın kaldırılmamasını" savunurken, milletvekillerinin yargıya güvenmediklerini söyleyebilmiştir.
* * *
YASALARDA istenildiği kadar, yargı güvencesi ve bağımsızlıktan söz edilsin, bu yeterli midir?
Yargıtay Onursal üyesi Çetin Aşçıoğlu, soruyu "Hayır!" diye cevaplar:
"Yargıç görevini yaparken, bunu yürekten duymadığı an, çoğunlukla doğal olarak kendi güvenini arayacak, ya da tartışacaktır. Adalet Bakanlığı'na bağlı ve bizzat bakanın atadığı yargıçların, yasalarda yazılı teminatı duymaları kolay mıdır?" (x)
* * *
AŞÇIOĞLU, halkın yargıya ve adalete bakışını ve değerlendirişini iki olayla anlatır.
Davalı da, davacı da Toroslar'ın bir dağ köyündendir, taraflardan biri içeri girince hakime bakar ve "Tanıdım!" gibi başını salladıktan sonra, "Hakim bey, ben seni reddediyorum!" der.
Hakim şaşırır:
"O niye?"
"Sen geçen ay, bizim köye keşfe geldin mi, öğretmenin evinde kaldın mı, onunla yedin içtin mi?"
"Evet, ne olacak?"
Ak sakallı ihtiyar karşı tarafı gösterir:
"İşte bunun oğlu, senin evinde kaldığın öğretmendir."
Hakim, adamın söylediklerini, karşı tarafa doğrulattıktan sonra kararını açıklar:
"Haklısın davadan çekiliyorum!"
Halkın bilincindeki yargının tarafsızlığı ilkesini bundan daha gerçekçi anlatan bir örnek olabilir mi?
* * *
YİNE bir köy davası; genç hakim, o sıcakta, köye keşfe gitmiştir, davacının tanıkları da dinlenecektir, lakin davacı tanıkları bulup getirememiştir, köye bir daha gelmek gerekecektir.
Hakim kızar, üstelik dava konusu olan kıraç tarlanın o günkü parayla 250 lira ettiğini öğrenince davacıyı azarlar:
"Hem tanıklarını bulundurmuyorsun, hem de 250 liralık tarla için bizi buralara getiriyorsun... İsteseydin, tarlanın parasını biz sana verirdik!"
Köylü, hakimin bu yersiz tepkisi karşısında ezilir ama içindeki adalet duygusu onu konuşturur:
"Hakim bey, ben para pul peşinde değil, hak peşindeyim!"
* * *
KEŞKE adalete güvenmediklerini söyleyenlerin, adalet ve yargı bilinci, şu iki örnekteki köylüler kadar güçlü olsaydı.
———-
(x) Doğru ve Güvenli Yargılama Hakkımız Var.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|

|