|


Yurtdışındaki Türk öğrenciler nelere takılıyor?
Çok özene bezene yazdığım bazı yazılarımın neden siz okurlarımın fazla ilgisini çekmediğini, buna karşılık hiç ummadığım yazılarıma hangi saikle müthiş teveccüh gösterdiğinizi, herhalde hiçbir zaman anlayamayacağım. Zaman zaman düştüğüm şaşkınlığın son örneği, yurtdışında üniversite eğitimi gören Çinli öğrencilerle ilgili yazıma hiç beklemediğim bir açıdan bakıp, yoğun ilgi göstermeniz!
İsveç'ten Rusya Federasyonu'na, Amerika'nın doğu (Boston) ve batı (San Fransisko) yakasından Fransa'ya, İngiltere'den pek tabii ki Almanya'ya yurtdışında eğitim gören üniversiteli gençlerimizden köşeme e - posta yağıyor.
19 Aralık'ta olduğu gibi bugün de köşemi yurtdışında eğitim gören gençlerimize bırakıyorum. Gelecek hafta içinde de bu görüşlere devam edip bir toparlama yapacağım:
Japon kızlar Amerikalı hayranı, Çinliler değil
"San Fransisko'daki Golden Gate Üniversitesi'nde master yapıyorum. Bulunduğum üniversitede yabancı öğrencilerin % 95'i Asyalı. Çoğu da Çinli ve Tayvanlı. Pek çok derste, Asyalı olmayan bir ben ve birkaç Amerikalı öğrenci oluyor. Ayrıca en iyi arkadaşım da Tayvanlı.
Bence Çinlilerin en büyük özellikleri, birbirlerine olan bağlılıkları. Belki bu yüzden İngilizceleri pek gelişmiyor, ama bundan rahatsız değiller. Keşke biz Türk öğrenciler de onlar kadar birbirimize bağlı olabilsek... Belki biz belli konularda Çinlilere göre baştan çok daha avantajlıyız, ama hepimiz bireysel takıldığımızdan ortaya kayda değer bir şey çıkmıyor. Onların daha kolektif bir kültürden gelmelerinin de payı var herhalde.
Dikkatimi çeken bir diğer nokta da Çinli gençlerin Japon öğrenciler kadar Amerikan hayranı olmayışları. Okulda tanıdığım Japon kızların neredeyse tamamı, Amerikalı erkeklerle çıkıyorlar. Tayvanlı ve Çinli öğrencilerin ise birbirlerinin dışında başkalarıyla çıktıklarına pek şahit olmadım."
Emre Sel
San Fransisko / ABD
BMW'ye evet, Alman kültürüne hayır!
"Çinlilerin toplu halde hareket ederek benliklerini, kendi kültürlerini korudukları doğru. Almanya'da okuyan bir Türk öğrenciyim. Burada da Türkler yıllardan beri toplu halde yaşıyorlar. Genellikle Türkçe konuşup, kendi aralarında kalıyorlar. Buradaki Türklerin oldukça büyük bir kısmı, içinde yaşadıkları ülkenin kültürünü reddedip, kendi benliklerini sadece Türk kültüründe arıyorlar. Ama bu kapalı bakış acısı, onların Mercedes ya da BMW sürmelerine engel olmuyor tabii ki! Yaşadığım semtte ne zaman pencereden baksam, sıkmabaşlı 6 - 60 yaş arası Türk kadınlarını görüyorum. Burada tek bir Türk kitapçısına rastlamadığımı da belirtmek isterim.
Adı bizde saklı
Almanya
Fransa'dan bir ses: Sanki sömürge ülkesiyiz
"Genciyle yaşlısıyla yurtdışında yaşayan Türkler, Türkiye'yi temsil etmek için elçiliklerimizdeki dışişleri mensuplarımızdan daha çok çaba harcıyorlar. Buna rağmen de elçilik mensuplarınca aşağılanıyorlar. Maaşlarını ödeyen insanlara tepeden bakma, patronluk taslama hastalığı, sadece yurtiçinde değil, yurtdışında da devam ediyor. Ama hastalık bununla sınırlı değil. Türk insanı da kimliğini pis bir elbiseymişçesine ilk fırsatta çıkarıp atma gayreti içinde nedense. 40 yıldır bildiğimiz bakkal dükkanını "Store", "Market", berberlerin "Hair Stylist, Coiffure" vs. yapmaya ne kadar meraklı olduklarını hep birlikte görüyoruz. Sanki sömürge ülkesiyiz!
Yurtdışında yaşayan vatandaşımız da, zaten 300 - 500 kelimeyle konuştuğu anadilini, gittiğinin hemen ertesi günü yaşadığı yeni ülkenin dilinden yalan yanlış alıntıladığı kelimelerle iyice perişan ediyor.
Fransa'dan örnek vereyim: Arabanızı tamire verdiğiniz atölyenin Türk sahibine 'İş ne zaman biter?' diye soruyorsunuz. 'Abi bizim çocuklar vakansa gitti. Önümüzdeki hafta' diyor. Telefonu kapatırken de 'Hadi ale. Salü' ile bitiyor konuşma."
H. Yücel Özel
Fransa
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|