25 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


Ayazda Nişantaşı'nda yürürken kendimi sevdim

   
Ruh halime Avrupa filmleri daha iyi hitap ediyor... Kendine şov kızı rolünü yakıştırmış sosyete hanımefendileri Avantgarde'da dans ediyordu...

    PELİN KEKLİK yazıyor

   
    Sevgili Çido, bir yılın daha sonuna doğru yaklaşırken bende de bir rahatlama, bir sakinleşme hasıl oldu. "Bunun nedenlerini araştırayım" dedim, kocaman bir kahve yaptırdım kendime, bahçeye bakan pencerenin önündeki koltuğuma yerleştim ve indim ruhumun derinlerine.
    Orada saptadıklarıma göre galiba ben en depresif olduğumu sandığım bu dönemde aslında hayatımın en mutlu dönemini yaşıyorum.
    Çünkü ben asıl acılarımı gençlik yıllarımda çektim.
    Gençtim, güzeldim ve zengindim. Ve bu yüzden de bu özelliklerin çok önemli ve yararlanılması gereken şeyler olduğu öğretilmiş ben, panik halinde ne yapıp edip son durak olacağını sandığım yine böyle öğretilmiş bir mutluluğu bekliyordum. Özelliklerimin bunu kendiliğinden getireceğini sanıyor, geciktikçe de acılara gark oluyordum.
    Ama sen de biliyorsun ki böyle olmadı. Bir erkekle hayatımı birleştiremedim. Bir şeyler, koca adaylarında fark ettiğim, hissettiğim bir şeyler onları göndermeme neden oldu. Onları ben gönderiyordum ya, hayatımı birleştirmek istediklerimi de güzelliğim ve öncelikle de zenginliğim kaçırdı.
    Zaten zenginliğim, kasalardaki o banknotlar hep erkekleri tanımada bir turnusol kağıdı işlevi görmüştür benim için. Şunu öğrendim: Eğer bir erkek seninle yaşamak istiyorsa, anla ki o senin değil paranın peşindedir. Eğer bir erkek paran yüzünden senden kaçıyorsa, erkeğin iyisidir ve ağla arkasından ağlayabildiğin kadar.
    Neyse, o dönem geçti, gitti işte. Şimdi iyi kötü ne yapacağımı, ne yapmak istediğimi biliyorum. Kendimden başka biriyle, hele bir erkekle dünyaya kapalı bir mutluluğun peşinde değilim. Böyle iyiyim.
    Neyse, geçen hafta sonu sinemalara gittim Beyoğlu'nda. Sinema Tarih Buluşması diye bir festival yapılıyor burada. Nasıl iyi filmler seyrettim! Zaten benim ruh halime Avrupa filmleri daha iyi hitap ediyor. Nilüfer Narlı'yla, hani şu ikimizin de çok zarif bulduğu öğretim üyesiyle karşılaştık, sohbet ettik fuayelerde.
    Salı gecesi liseden arkadaşlarla Beşiktaş iskelesinin oradaki Hanedan diye bir lokantaya gittik.
    Sonra birbirimize cuma gecesi Avusturya Konsolosluğu'nun Yeniköy'deki binasında yapılacak yeni yıl partisinde buluşma sözü verdik. Yaşlandıkça birbirimizi daha çok özler olduk eski arkadaşlarla. Daha sık görüşüyoruz artık.
        Cem Boyner, Nişantaşı'ndaki Beymen'de açılan Brasserie'de yakın dostlarını bir brunch'la ağırladı. Şu sıralar Brasserie İstanbul'un yeni buluşma noktalarından biri. Bu kış günlerinde bile hafta sonları kaldırımdaki masalarda geç vakte kadar oturanlar oluyor. Yıldırım Demirören kiloları verdi ya Brasserie'nin müdavimlerinden oldu.
    Yeri gelmişken; Cem Boyner'in eski karısı Bilgün Sazak da B Point'in açılışını yapıyor. Takı yarışı başlıyor demektir.
    Çarşamba gecesi de Nişantaşı'ndaki Avantgarde'daydık. Burayı Dodo işletiyor. Yine her yere tül perdeleri, renkli kristal abajurları asmış. O tüllerin arkasında, onlara sarınarak, savurarak kendilerine şov kızı rolünü yakıştırmış bir sürü sosyete hanımefendisi dans ediyordu. Gece çıktıktan sonra bir süre Nişantaşı'nda, Valikonağı Caddesi'nde yürüdüm.
    Bir köşede bekleyen bir polis, zaman zaman geçen bir taksi ve sakinleşmiş, sessiz bir cadde, ışıl ışıl mağazalar, vitrinler... Gündüzün tüketici paniğinden, koşuşturmasından eser yok. Ayaz, gece gezginlerini de evlerine kaçırmış. Kulüpten çıkıp hemen bir araca atlayanların sesleri yankılanıyor bazen.
    Karın geleceğini haber veren soğukta paltomun içine gömülüp yürürken kendimi sevdim.
   
   
   





 Donatella Piatti
 Sarıkız'ın Anıları
 Tuba Akyol
 İlhan Uçkan