25 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


   
Hint gerçeği (2)

       
Hindistan Asya'nın ve dünyanın en büyük demokrasisi olmak zorunda. Zira bu ülkedeki hiçbir topluluk müşterek dil veya din etrafında hakimiyet kuracak konumda değil

    Fax: (0312) 427 20 64
   
    1997 sayımı -ki altı yıl sonra bu rakamları büyüterek düşünmek lazım- Hindistan nüfusunu 940 milyon olarak veriyor. Bu rakam bir milyarı çoktan geçti; demek ki nüfusun 800 milyon kadarı Hindu dininden, 130 milyondan fazlası Müslüman, 80 milyon kadar animist dinlerden küçük topluluklar var. 30 milyon kadar da Hintli, Hıristiyan dininden. Hindistan'ın bu azınlık rakamı içinde Hint Katolikleri, Vatikan'ın gözünde en hatırı sayılır gruplardan biri, zira Hindistan Katolikleri eğitimli, üretken, kalkınan bir cemaat. Hindistan'ın kast sistemi içinde kast dışı sayılan dokunulmazlar ve alt kast gruplarından bir yığın insan sosyal statüleri iyileştiği ölçüde Hıristiyan ve Müslüman oluyor. Hindistan dini hareketliliğin çok yüksek olduğu bir ülke. Tabii 25 milyona ulaşan Sih mezhebi mensuplarından söz etmeden olmaz. Pencap eyaletinde çoğunluğu oluşturan bu mezhebin taraftarları, Hindistan'ın en etkin ve güçlü grubunu oluşturur. Orduda, poliste ve idarede küçümsenmeyecek yere sahiptirler.
   
        Bazı azınlıkların durumu parlak
    Hintli tipi dünyamızda sarıklı bir Sih ile temsil ediliyor. Oysa Pencap'ta bağımsızlık istiyorlar. Amritsar'daki altın mabetlerinde hükümet kuvvetleri ile girdikleri çatışma ve ardından Indira Gandhi'ye yapılan suikast hatırlardadır. Ama Hindistan gerçeği bazı şeylerin unutulmasını tercih eder. Sihler yeni bir mezhep sayılır. Et yiyorlar ve savaşçılar. Hint Müslümanlarının ise bürokrasideki payı ancak yüzde 1. Bu düşük oranı Hinduların dışlamasına bağlayarak açıklayamayız; Pakistan ayrılınca Müslüman nüfusun eğitimli ve öncü tabakaları Hindistan'dan göçmüş. Kalanlar bir türlü uygun bir konuma oturamayınca, Müslüman nüfusun arasında; "Hindistan alt kıtası parçalanmasa bizim için daha iyi olacaktı" diye sızlananlar artmış. Kim bilir? Belki kanlı çatışmalar artacaktı. Hindistan'ı cahilce ikiye bölen Britanya karşılıklı göçler sırasında çatışma ve mukateleyi de önleyemedi. Bugün Hindistan ordusunda Müslüman subay istenmediği açık.
    Buna karşılık bazı azınlıkların durumu pek parlak. İran'da dahi sayısı pek azalan, burada ise birkaç yüz bine ulaşan Parsi ve Zerduştiler var. Bombay'da yoğunlaşan bu cemaatin içinden Zubin Mehta gibi ünlü bir orkestra şefi çıkmıştır. Hindistan'ın önde gelen en büyük kapitalist ailesi Tatalar da bu ırktan. Mesela bizde sayıları pek az olan Süryaniler, Hindistan'ın güneyinde hala kalabalık. Müslüman nüfus kuzeyde yoğun ama Kerala gibi daha az sayıda oldukları bir bölgede komünistlere karşı siyasi denge unsuru olduklarından daha seçkin ve etkin bir konumdalar.
    Hindistan'da dil sorunu daha karmaşık; her şeyi içeren kalın Hindistan Anayasası resmi olarak 17 dili sayıyor. Sayılmayan 35 tane Hint dilinin bazılarını bir milyondan fazla insan konuşuyor. Tabii Hindistan için bu çok küçük bir rakam. 22.000 (evet yirmi iki bin) lehçeyi ise ancak Hindoloji mütehassısları sayabilir. Tahıl sattığımız zamanlarda Atatürk'ün Ankara'da bin zahmetle kurdurduğu bu Hindoloji denen dalın durakladığı açık. Derhal geliştirmek lazım. Hindistan tetkiklerinin olmadığı Türk akademik dünyası saygıya layık değildir. Hindistan'da kuzey ve güney dilleri arasında anlaşma sağlamak mümkün değil, bu nedenle üst sınıflar ve okumuş takımı kendi özgün telaffuzları fakat çok düzgün ve zengin bir İngilizceyle anlaşmayı tercih ediyorlar. Bu bazen anadili aynı olanların da başvurduğu bir snopluk. Sovyet Orta Asya'sına çok benzer bir durum var.
    Çok değil, çok çok renklilik ve çapraz konumlar, Hindistan halklarını ister istemez birlikte yaşamaya zorluyor. Hindistan çaresi yok, Asya'nın ve dünyanın en büyük demokrasisi olmak zorundadır. Zira bu ülkedeki hiçbir çoğunluk müşterek dil veya din etrafında hakimiyet kuracak konumda değil. Coğrafya itibarıyla Hindistan'ın hiçbir zümresi geniş ve birleşik bölgelere tam anlamıyla hakim olamaz; onun için kimse budala Balkan çetecileri gibi etnik temizlik yaparak imparatorluk kurmaya kalkışmıyor. Mazide Babür'ün torunlarının kurduğu imparatorluğun en büyük hükümdarı olan Akbar tamamen dış bir kültürle yani İran kültürü ve Farsça ile, kozmopolit Hindistan'ın karşısına çıkmayı tercih etti ve Hint hakimiyetini kendisine sağlayan ordularının başında da Hindu racalarla Müslüman komutanlar karışık olarak yer alıyordu. Hindistan bir Gayya kuyusudur. Herkese yer var ama hükmetmeye kalkanlar erir ve kaybolur gider.
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Mine G. Kırıkkanat
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer