|
|


Magazinelleşmede son durak üniversiteler
Ne kadar popülarite o kadar üniversite
Popüler kültürü inceleyip, eleştirmesi gereken üniversiteler, onu besleyen ve üreten mekânlar haline geliyor
Tayfun Atay
Bir süredir fakülte koridorlarında, odalarında, kafeteryalarında sıkça konuşulup hicvediliyor: Uzun zamandır görüşmeyen bazı hocalar karşılaştıklarında birbirlerine, "En son hangi kanalda beraberdik" diye sormaktalarmış!..
Gerçekten üniversite öğretim üyelerinin ekranlarda oldukça sık göründüğü günlerin içindeyiz. 'Hocalar' kongre salonları kadar televizyon stüdyolarında da buluşuyorlar artık. Ama şimdi ters yönde bir hareketlilik içinde, üniversite amfilerine de popüler kültürün taşıyıcıları akın ediyor. Hocaların doldurmakta zorlandığı konferans salonlarını 'Memoli'ler, 'Seymen Ağa'lar, 'Sergen Yalçın'lar 'Okan Bayülgen'ler dolduruyor.
Bu kadarla da kalmıyor. Reyting rekortmeni Popstar'ın finalleri geçen haftaya kadar Yeditepe Üniversitesi'nde yapılmaktaydı. Böylece siyasal, ekonomik ve eğitsel sorunları amfilerden ekrana taşımak amacıyla, Siyaset Meydanı, 32. Gün, Genç Bakış kameralarına aralanan üniversite kapılarından, popstar adayları ve onlara tutkun seyirciler de içeriye giriyor artık.
Düşünme, seyret!
'Akademi'nin medyayla ilişkisi, özel televizyonların hayatımıza katılmasıyla yoğunlaştı. Öğretim üyeleri önceleri bilgi, düşünce, eğitim hedefli tartışma veya belgesellerde göründüler. Ama şimdi daha 'hafif' tartışma-şovlarda ve eğlence programlarında da görmek mümkün onları.
Öğrenciler de hocalarının izinde gitmekten geri kalmadılar. Gençlere yönelik Zaga, Beyaz Show gibi programlarda okullarını tanıtan pankartlarla gruplar halinde görmeye alıştık onları. Böylece meydanları siyasal sloganlarla inleten arkadaşları kadar, ekranları magazinel çığlıklarla dolduran üniversiteliler de göze çarpmaya başladı.
'Kafa yorma'nın yerini kafayı dağıtma yolunda seyrin aldığı, 'entelektüel'in tahtına 'enkırmen'in (haber sunucusu-yorumcunun) oturduğu, 'öğretmen'in 'şovmen'in cazibesine yenik düştüğü bir dünyada, üniversitenin de medyaya tâbi konuma gelmesi kaçınılmaz oldu.
Ama buraya nasıl gelindiğini iyi anlamak için son yirmi yılın gelişmelerini üniversiteyi odağa koyarak kısaca hatırlamak da gerekiyor.
Medyatik akademikler
12 Eylül öncesindeki siyasal ve toplumsal kaosun faturası üstlerine yıkılan üniversitelerin, ağır bir 'hizaya çekme' operasyonuna tâbi tutulduğu malûm. Böylece 'resmiyet' karşısında az da olsa mevcut mesafeli ve eleştirel duruşunu hepten kaybeden ve onunla bütünleşen bir üniversite çıktı ortaya.
1990'lardan itibaren siyasal yaptırımın yanına 'piyasa mantığı' da eklendi. Üniversitelerin kâr-zarar hesabıyla çalışan işletmelere dönüşme süreci başladı. Bu arada özel televizyonların etkisiyle giderek medyatikleşen Türkiye'de, üniversitenin kamuoyundaki temsili de değişti.
'Yeni' temsil, televizyona deprem uzmanı olarak çıkıp sonra 'en seksi erkek' seçilen, sosyolojik analiz için çağrıldığı ekranda yarışma sunuculuğu yaparak kalan, din konusunda uzmanlık bilgisine baş vurulmak üzere girdiği stüdyoda 'tele-vaiz' haline gelen hocalarla sağlandı.
'Pop-üniversite'nin şafağı
Sonuçta üniversite içinde bilgi üretimi yerine para getiren proje üretimi önem kazanırken, bununla uyarlı biçimde dışarıda da medyatik bir üniversite kimliği öne çıkmaya başladı. Bu yolda Fatih Terim'e fahri doktora vermeye varıncaya kadar, ne gerekiyorsa yapıldı. Popstar'ın gerçekleştirilmesine zemin olmak ise bugün gelinen nokta. Böylece popüler kültürün incelendiği kurumlar olması gereken üniversiteler, giderek onun üretildiği mekanlar haline geldiler.
Aslında her şey, nasıl bir hayat yaşadığımızla ilişkili. Toplumun siyasal kutuplaşma ortamına sürüklendiği o eski günler üniversiteye nasıl kimlik verdiyse, hayatın alabildiğine magazinelleştiği bugünlerin dinamikleri de üniversiteyi aynı ölçüde biçimlemekte. Şiirleri yazılan, filmleri çekilen gençlik önderlerini bünyesinden çıkarmış üniversitelerin, şimdi 'pop çağı'na star üretme yolunda üstlerine düşeni yapmaya çalışması bu yüzden belki de...
POPULER KÜLTÜR

Kitap, hayattan güzel
Bir video film pazarlığı
Yılbaşı ambalajı
Koltuktan düşmek erkeği temizler
Ne kadar popülarite o kadar üniversite
Güzellerin de işi zor!
Tek tek uçtu gönül kuşlarım
Bu çocuk niye böyle oldu?
Zararsız bir narkotik
POPUN YARIM ASRI 1962
Geçen hafta seçilenler
|
|
|