25 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


Güzellerin de işi zor!

   
Mankenlikten sunuculuğa geçenler de, sırf güzel oldukları için, en az fiziki kusurlarından dolayı ayrıma tabi olanlar kadar haksızlığa uğruyor

        ÖMER ÖZGENER

   
    Adı, Sara Cox. İngiltere'nin en ünlü modelleri arasında. Televizyona MTV'de MTV Hot ve Girlie Shows adlı programlarıyla başladı. Ülkenin en popüler sabah programlarından The Breakfast Show'la da büyük sükse yaptı. Aynı zamanda BBC Radio 1'de yayınlanan programını üç yıldır sunuyor. Adı, Charlotte Dawson. Memleket: Yeni Zelanda. Önce modellik yapmış, ardından da televizyona el atmış. Haberlere de imza atıyor. Gazetecilik cv'sinde Vogue, Elle, She gibi dergiler de var. Şu anda onu bu dergilerden birinde model değil de çalışan olarak görmek mümkün. Eğer şansınız yaver giderse!
    Melinda Messenger, Kelly Brook, Phyllis George gibi isimlerle liste devam ediyor.
    Söylemeye gerek yok herhalde. Bütün bunların ortak iki özelliği var. Birincisi mankenler. İkincisi ekranda ya haber sunuyorlar ya şov programı... Sayıları da buraya sığmayacak kadar çok. Anılmalarının nedeni de bizde başlayan 'mankenden haberci olur mu' tartışmaları...
    Aslında bu tür tartışmalara pek aşinayız. Dizilerin patladığı dönemlerin vazgeçilmez kavgasıydı. Soru da şuydu: Mankenlerden oyuncu olur mu? Bu uğurda ciddi ciddi açık oturumlar yapıldı. Kıran kırana kavgalar yaşandı. Tiyatro dünyasına büyük emekler vermişler de hasbelkader olaya girmişler de aynı itirazda buluşuyordu: "Hayır onlardan oyuncu olmaz." O tartışmaların üzerinden zaman geçti. Mankenlerin çoğu oyuncu oldu. "Herkes oyuncu olabilir mi" tartışmasını A Takımı'nda yapan Savaş Ay bile dizilerde rol aldı. Hakkkını yememek için ekleyim. Ay, o zamanlar da "Ne var bunda" mealinden bir tavır sergilemişti.
    Dizi oyuncularına tiyatrocular itiraz ediyordu, haber spikerlerine de haberciler itiraz ediyor. Özellikle eğlence ağırlıklı kanallar için söylüyorum. Show, ATV, Kanal D ya da Star... Buraların çoğunda haberleri mankenlerin sunmasında sakınca yok. Birincisi, haberlerin içeriği buna uygun, özellikle haberin derinliği, analiz muhakemesi istemesi açısından. İkincisi, sunanların da bitirdiği bir spikerlik okulu yok. Elbette aralarında yıllarını bu işe vermiş haberle içli dışlı isimler var. Onlar zaten hem geldikleri nokta, hem de izlenme oranlarıyla bunun karşılığını alıyorlar. Ama şimdi ekrana çıkacak olanların yıllar sonra mankenliğini unutturup iyi bir haberci olmayacağını kim garanti edebilir? Defne Samyeli'nin mankenliği mi konuşulur şimdi haberciliği mi? Ya da Elif Ilgaz'ın, Özge Özsağman'ın, Ece Özbek'in, Duygu Dikmenoğlu'nun.
   
    Hem göze hem kulağa
    Televizyon kulağa ve göze hitap eden bir alan. Bu durumda kulağımıza yani beynimize hitap edenin çok kuvvetli bir birikimi olması gerekiyor. Olayları yakından takip eden, sunduğu haberin içeriğini çok iyi bilen, dünyadan haberdar insanlar kulağımıza sesleniyor. Onların birikimleri 'güzellik' aratmıyor çoğu zaman. Ama güzel olanlar da göze hitap ediyor. İkisi bir aradaysa ne alâ.
    Adı, Çağla Kubat İTÜ mühendislikten mezun. Yurtdışında okumuş. Aranan bir model. Cine5'te, Başka Yerde Yok programında Mehmet Barlas gibi ağır bir topla çok şık işlere imza atmış. Diksiyon dersleri almış. Kendini geliştirmiş. Şimdi sabaha güzel bir başlangıç yapıyor.
    Bütün mesele Çağla Kubat'ın okullu ya da kendinden önceki alaylı meslektaşlarından daha çok çalışması. Varsa mesafeyi kapatması. Her şey bu kadar net.
    Çünkü 'fiziki kusurları' nedeniyle ekrana çıkarılmayanlara uygulanan 'ayrımcılıkla', 'fiziki kusursuzluğu' yüzünden ekrana çıkarılmayanlara uygulanan 'ayrımcılık' arasında hiçbir fark yok. Sanırım, ne birinciye ne de ikinciye kimsenin hakkı da yok...
   
   

POPULER KÜLTÜR


Kitap, hayattan güzel
Bir video film pazarlığı
Yılbaşı ambalajı
Koltuktan düşmek erkeği temizler
Ne kadar popülarite o kadar üniversite
Güzellerin de işi zor!
Tek tek uçtu gönül kuşlarım
Bu çocuk niye böyle oldu?
Zararsız bir narkotik
POPUN YARIM ASRI 1962
Geçen hafta seçilenler