25 Aralık 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
İyimser mi olmalı, kötümser mi?

       
    KRİZ sırasında hakkaniyet sağlanamaz. Kriz sırasında ağır yükü daima dargelirli çeker. Ama krizden sonra sosyal adaletin sağlanması gerekir.
    Türkiye krizi atlattı. İki yıldır büyüyor.
    Enflasyon düşüyor. İhracat artıyor.
    Müesseseler verimli çalışıyor.
    Ama bütün bu olumlu gidişe rağmen işsizlikte iyiye yöneliş yok. İstihdam artmıyor. Üstelik okumuş yazmışlar arasında işsizlik oranı % 25.6 ile çok yüksek noktalara varıyor.
    Kriz boyunca dargelirlilerin, orta sınıfın reel gelirlerinde düşüş olduğu biliniyor.
    Kriz bitti. Ama, "enflasyon düştü" gerekçesiyle bu büyük grubun gelirleri yine düşük tutuluyor.
    Bu yetmezmiş gibi yeni vergiler de dargelirlileri, orta sınıfı hayatlarından bezdiriyor.
    Peki, bu ne biçim büyüyen, ekonomisi iyiye giden Türkiye'dir ki, bu büyümenin nimetlerinden ekseriyet yararlanamıyor.
    ***
    BU açıdan bakınca Başbakan Tayyip Erdoğan'ın asgari ücrete ve emeklilere dişe dokunur zam önerilerine karşı çıkmak "uygulanan ekonomik planın sosyal yanı eksik" diyenleri haklı çıkartmaz mı?
    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ekonomide gelinen noktayı "...Hala bardağın yarısı boş" diye tarif ediyor ve ekliyor: "Ekonomi umulandan iyi. İhracatta rekorlar kırılıyor. Ama en büyük sorun istihdam..."
    Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ise; "...Ekonomide iyileşme, büyüme artışı sürüyor. Enflasyonda düşüş devam ediyor. Ancak bunlar henüz piyasada halka yansımadı..." diyor...
    Özet şu: Ekonomide işler yolunda, ama işsizlikte gerileme yok. Enflasyon düşüyor ama halka yararı yok.
    ***
    TÜSİAD da "Başbakan'ın görüşüne katıldığını" açıkladığına göre asgari ücrete iyi bir zam yapılabilecek demektir. Ama emekliler, diğer dargelirliler unutulmamalı. Bunun için kaynak gerekiyorsa her şeyden önce kayıt dışı izlenmeli. Tasarruf tedbirleri, israfı önleme amaçlı çalışmalar hızlandırılmalı. Yatırımlar 2003'te 2002'ye oranla gerilemişti. 2004'te bu telafi edilmeli ve işsizliğe mantıklı çözümler bulunmalı.
    "Yenilgi öksüzdür, başarının babası çoktur."
    Yeter ki sonuç başarılı olsun, vatandaş birden çok babaya teşekküre hazır.
   
   
20 YETMEZSE 50 VERELİM!
    AKP milletvekili Selahattin Dağ, "Geçinemediği için milletvekili maaşlarının 20 milyar liraya çıkartılmasını" istiyor. Yani % 400 zam talep ediyor.
    Acaba Sayın Dağ, vatandaşlarının nasıl geçinebildiğini, hiç merak etmiyor mu?
    "Önce can, sonra canan", demek istiyorsa milletin vekiline bu hiç yakışmıyor.
   
   
KIBRIS'A KARŞI
   
Ankara'dan "tarih" ön şartı
    Türkiye'nin vazgeçemeyeceği iki hedefi var:
    1) AB'ye girmek.
    2) ABD ile iyi ilişkileri sürdürmek.
    ABD ile ilişkileri, Kuzey Irak'taki kabul edilemez tutumuyla Washington soğuttu.
    AB ile ilişkilerde de Avrupa'nın çifte standartları güven bunalımı yarattı.
    Gelecek yıl AB dönem başkanlığını devralacak Hollanda'nın Dışişleri Bakanı Ben Rot, "Türkiye'ye 2004'te tarih verilmesi imkansız" diyor.
    Bu, bir bakıma AB'nin kapılarının Ankara'ya kapatılması demektir.
    Rauf Denktaş'ın sözleri ise beğensek de, beğenmesek de sanki buna cevap oldu; "Annan planının görüşülecek yanı yok."
    Ankara; Annan planında hiç değişiklik yapılmadan çözüme razı olur da buna rağmen 2004'te tarih alamazsa, bu durum hükümeti vebal altında bırakacaktır.
    Çıkar yol; Planda bazı değişikliklerin yanı sıra AB'nin "Kıbrıs" ön şartına karşı, Ankara'nın "tarih" ön şartını ileri sürmesidir.
   
   
GİDİYORLAR
   
Kıbrıs, Kerkük, Musul
    AB ülkelerindeki temsilcilerimiz Ankara'ya çağrıldı.
    Belki de Türkiye'nin aleyhine çalışan zamanı durdurmanın çarelerini aramak için.
    Müdahale edilmezse Kıbrıs, Kerkük, Musul el değiştiriyor.
    "Batı'nın amacı Türkiye'yi bölmek" diyenleri haklı çıkartabilecek gelişmeler yaşanıyor.
    AB ve ABD'nin eli Güneydoğu'ya kadar uzanıyor. ABD adeta "tezkere"nin intikamını alıyor.
    Bu yaşamsal dönemeçte hükümet bir sihirbaz kadar marifetli, çelik kadar sert olabilmeli.
   
    ADAM GİBİ...
    Bir yabancı etkin kişi, "Türkiye Atatürk gibi yönetilmeli" diyor.
    Bir yerli etkin kişi, "Türkiye Putin gibi yönetilmeli" önerisinde bulunuyor.
    Oysa; ne Atatürk gibi, ne Putin gibi; Türkiye adam gibi yönetilsin, yeter.
   
    KISA... KISA...
    • ABD açıkladı: "Saddam Irak'ta yargılanacak..." Öyleyse dava bitti sayılır.
    • Erbakan Hoca'da 13 hastalık saptandı, tedavi başladı... Bir musibet bin nasihatten evladır.
    • "Türk sineması yeni yıla iddialı girecek"miş... 40 yıldır olduğu gibi!..
   
    dheper@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Üç bomba: Kıbrıs, AB ve Kerkük

Çetin ALTAN
"Saat durmuş, ocak da tütüyorsa..."

Melih AŞIK
Raporlu Hoca...

Fikret BİLA
KKTC'de hükümet

Hasan CEMAL
Ya canın cehenneme Avrupa denirse...

Yılmaz ÇETİNER
Kaçak yabancı işçinin cezası ne?

Güneri CIVAOĞLU
Simyacı

Hurşit GÜNEŞ
Dış ticaretteki rekorların kaynağı

Doğan HEPER
İyimser mi olmalı, kötümser mi?

Sami KOHEN
Neden herkes hemfikir?

Hasan PULUR
Karşı devrim adım adım...

Derya SAZAK
Bütçede Derviş, Erdoğan

Meral TAMER
En son moda, ayaklara estetik ameliyat

Güngör URAS
Hem bakkal hem market olacak (...ama hepsi kanuna uyacak)

Serpil YILMAZ
'Özelleştirmeyi beceremezler'

M. Ali BİRAND
SON MİLLİ SIR...