26 Aralık 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Halkın Polisi

       
    Faşizmi don gömlek bırakan tek bir eylem biçimi vardır. O da gülmektir!
    Dün Milliyet'in birinci sayfasında Tiyatro Sanatçısı Murat Batki'nin Kürtçe stand up gösterisiyle ilgili bir haber gördünüz. Batki'nin Kurmanci lehçesiyle yaptığı stand up, Tunceli'de Zazaca konuşulduğu için anlaşılmamış, gösteri Türkçe tamamlanmış.
    Yakın bir zamanda Diyarbakır'da, Batki ile ilgili matrak bir hikâye dinledim, bu vesileyle anlatayım. Sivil polisler Kürtçe gösteriyi, her zaman yaptıkları üzere, kendi arşivlerinde saklamak istemişler. Ancak Kürtçe bilmedikleri için yanlarında "sakıncalı" yerleri tercüme etmesi için bir çevirmen götürmüşler. Gösteri başlamış. Polisler kayıt tutmaya hazırlanırken ne olmuş dersiniz? Polislerin çevirmeni yapılan esprilere o kadar çok gülmüş ki gösteriyi Türkçeye çevirememiş. Polislerin "yaban" kaldığı, "yabancı" kaldığı; toplantılarda, eğlencelerde iyot gibi ortaya çıktığı buna benzer çok hikâye var. Siz de biliyorsunuzdur bir tane muhtemelen.
   
   
Cinnetin polisleri
    Bugünlerde sık sık genç polislerin "cinnet" getirdiklerini gösteriyor televizyon. Başına silahı dayayan genç adamlar... Ama "cinnet" kelimesiyle örtülen bir şey var. Sanki kendiliğinden olmuş gibi, sanki "Arada bir çıkar böyle çürükler" der gibi bir şey. Oysa öyle değil. Dert daha büyük. Sık sık savunmasız öğrencileri döverken, zam isteyen işçilerin kollarını kırarken, memurların saçlarını yolarken izlediğimiz polisler herhalde kendinden ve kendi algılanışından pek memnun değildir. İnsan sevilmedikçe kötüleşir çünkü. İçi acılaşır insanın. Polisler de insan olduklarına göre...
   
   
"Pol-Der Anıları"
    Geçen hafta emekli polis Sıtkı Öner'in yazdığı, İletişim Yayınları'ndan çıkan "Halkın Polisi Pol-Der Anıları" adlı kitabı okudum. Sigaralı bir tadı var kitabın, bir gün anlatmaya karar vermiş bir eski adamın yağmurlu bir cama daldığında ağzından dökülüvermiş kelimelerin tadı var. Polislerin öğrencileri dövdüğü değil, dövülmekten koruduğu zamanların anıları bunlar. Hâlâ var mı acaba böyle adamlar? Kitabın, 70'li yılların başında kurulan, meşhur, ilerici Polis Derneği'nin (Pol-Der) kuruluşuyla ilgili bölümünde, Genel Başkan Kazım Ulusoy'un yaptığı konuşma herhalde bugünkü polis imgesinden oldukça uzakta:
    "Tüm meslek topluluklarının dernek yöneticileri Anayasa'dan aldıkları hak ve görevleri yerine getiriyorlar. Temsil ettikleri kitleler adına bir şeyler yapıyorlar. (...) Biz polisler Türk halkının dışında mıyız? (...) Halk bütününde olduğumuza göre, toplumumuzla birlikte kalkınma zorunluluğumuz vardır. Aksi halde Polis Örgütü olarak ve bu örgütün bireyleri olarak toplum içinde yaşama hakkı tanınmaz bize."
    Belki de o "cinnetin polisleri" bu yüzden dayıyorlar başlarına tabancaları: "toplum içinde yaşama hakkı tanınmadığı için" kendilerine. Elinde silahla ve ürkütücü robocop giysileriyle sokakta dolaşabiliyor olabilirler; ondan bahsetmiyorum. Korkutarak yaşayan insanın yalnızlaşmasından bahsediyorum. İçi acı insanların acımasızlaşmasından söz ediyorum...
   
    ecetem@hotmail.com
   
   
   





Taha AKYOL
Rektörlerin üniversitesi

Çetin ALTAN
Bol soslu bir laf salatası...

Melih AŞIK
Şişli'de bir Gül...

Fikret BİLA
Serdar Denktaş'ın önerisi

Hasan CEMAL
Irak'ı kurmak, Irak'ı bölmek!

Güneri CIVAOĞLU
Podyumda çarşaf

Can DÜNDAR
Şebo'nun dönüşü

Abbas GÜÇLÜ
Başbakanlık bursları nihayet ödeniyor

Hurşit GÜNEŞ
Sanatçı söylüyor, başkası kazanıyor!

Sami KOHEN
Irak'ın yeni gerçeği...

Mehmet Y. YILMAZ
AKP'nin muhafazakârlığı islamcılık mı?

Hasan PULUR
Fatih Terim'in kırmızı sandaletleri...

Derya SAZAK
Federal Irak ve Kerkük

Meral TAMER
Göç çağında Habermas'ın saygı siyaseti

Ece TEMELKURAN
Halkın Polisi

Yaman TÖRÜNER
2004 daha iyi olacak

Güngör URAS
Krediler Hazine'ye ve tüketiciye gidiyor

M. Ali BİRAND
Sayın büyükelçiler bu defa cesur olun (!)