|


Karşılıklı koşul
AB, Kıbrıs'ı Türkiye'nin önüne koşul olarak sürdü. Kıbrıs sorunu Annan planının öngördüğü şekilde 1 Mayıs 2004'e kadar çözülürse, bu Türkiye'nin Aralık 2004'te müzakere tarihi alması için olumlu katkı sayılacak. Aksi olursa, Türkiye'nin tarih alması söz konusu olmayacak.
Koşul sonucu garanti etmiyor. Annan planının öngördüğü şekilde çözüm olsa bile müzakere tarihi almanın garantisi yok ama aksi durumda tarih alınamayacağı garanti.
Bu tam bir sıkıştırma, zor halden yararlanma yaklaşımı...
Türkiye, AB'nin bu koşulunu kabul etmiş durumda. Ankara'nın, Annan planı üzerinden imza atılmasına dönük politikası bunu gösteriyor. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş buna karşı çıkıyor ama Erdoğan hükümetinin eğilimi böyle.
Ankara, Annan planının müzakere zemini olarak alınmasından yana olduğu için bazı değişiklik önerileri de hazırlıyor.
Bu çalışmalardan yansıyan bilgilere göre Ankara da AB'ye karşı koşul oluşturmayı düşünüyor. Annan planındaki bazı maddelerin ve değişiklik önerilerinin uygulanmasını Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesine bağlıyor. Bazı hükümlerin yürürlüğünü müzakerelerin başlaması koşuluyla kabul ediyor.
Önermeyi planladığı değişiklikler arasında, Kuzey Kıbrıs'a gelecek Rumların sayısını azaltma, 65 yaşın üstündekilerin Karpaz'a gelmeleri halinde onların da gelebilecek Rum sayısının sınırı içinde sayılması gibi çalışmalar yapıldığı kaydediliyor.
Ankara'nın değişiklik önerilerinden çok müzakere tarihi koşulunun üzerinde durduğu anlaşılıyor. Eğer, AB ve Rum yönetimi Türkiye'nin tarih koşulunu kabul ederse, Ankara da Annan planının esasına dokunmadan kabul edilmesinden yana ağırlık koyacak izlenimi veriyor.
Türkiye, AB'nin Kıbrıs koşulunu kabul etti ama Rum tarafı ve AB'nin Türkiye'nin koşulunu kabul etmesini beklemek gerçekçi olur mu?
Bugüne kadar AB sözcüleri ve Rum yönetiminden gelen mesajlar, bu beklentinin en azından şimdilik gerçekçi olmadığını gösteriyor.
Köşeye sıkıştırılan Türkiye ve KKTC olduğu için karşı tarafa koşul sürecek ve kabul ettirecek bir gücü yok. Hele bir de AB ve Rum yönetimine ek olarak Ankara da KKTC'yi sıkıştırdığına göre bu gücün daha azaldığını söylemek mümkün.
Türkiye ve KKTC aynı çizgide bir duruş sergileyemedikleri sürece Rum yönetimi ve AB üzerinde etkili olmak çok zor.
Karşı taraf zaten, "işine gelirse, sen bilirsin" havasında...
Bu verilerle Ankara'nın AB'yi koşula bağlaması hayal gibi...
"Müzakere, müzakere" dedikleri, "ya kabul et ya terk et" dayatmasını aşacak gibi görünmüyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|

|