|


Tozun onuru
Bush kabinesinin çizdiği Saddam portresi sizi kesmiyorsa, bu tiranın imal edilişini merak ediyorsanız, Tarık Ali'nin "Bush Bağdat'ta-Irak'ın Yeniden Sömürgeleştirilmesi" adlı kitabı bu konuda çok kıymetli bilgiler veriyor
Öyle bir alladılar pulladılar ki,
o topraklarda bir tek Saddam adlı bir kötü kral yaşıyordu sanki. İyi patates şövalyeleri, beyaz atlı hamburger kafalılar gidip kralı öldürecekti. Çünkü onlar filmlerinde bu toprakları bir toz bulutu içinde gösteriyorlardı. Kendi ülkelerinin ötesinde her yer az gelişmişliğin markası / imgesi haline getirilmiş tozla kaplıydı. Tozla kaplı olan bütün ülkeler de onlara ne yapılıyorsa hak ediyordu. Üstelik onlara yapılanlar toz içinde kayboluyor, patates beyinli beyaz adamların orada işlediği günahlar, tozla örtülüp unutuluyordu. Oysa toprak sadece bir kötü kral mı üretebilirdi?
Hep merak etmediniz mi ABD'nin Irak'a saldırısı boyunca: Bu ülkenin aydınları, iyi kalpli insanları, yurtseverleri nerede? Bu ülke "Made in Iraq" damgasını taşıyan tek malı Saddam Hüseyin'miş gibi nasıl paketlenebildi? Bu ülkede üretilen tek şey suratsız, embesil bir tiran mıydı?
Ya da şöyle soralım:
12 Eylül 1980'de Türkiye için benzer soruları sorsaydık: Bu ülkenin üretebileceği tek şey işkenceci kimliğiyle fıkra kıvamında aptallığı aynı kişilikte birleştirmiş meşhur bir asker-diktatör mü? Gibi mesela. Ne kadar üzülürdük değil mi? Iraklılar da Saddam'dan ibaret sanıldığında, sanki herkes onun kadar embesilmiş gibi davranıldığında kahrolmuştur herhalde... Çünkü...
Ali'nin Irak tarihi
Tarık Ali, bugün dünyada hem hitabetiyle hem de yazdıkları ve katıldığı eylemlerle adından sıkça söz edilen ve saygı duyulan sol entelektüellerden biri; Noam Chomsky gibi, merhum Edward Said gibi... Lafı dolandırmadan söyleyen ve kalpten söyleyen biri. Aynı zamanda New Left Review'un editörü. Tarık Ali'nin "Bush Bağdat'ta-Irak'ın Yeniden Sömürgeleştirilmesi" adlı kitabı, yeni kurulan Agora Yayınları'ndan çıktı. Okumanızı tavsiye ederim. Zira çok şaşıracaksınız. Şaşırmak bir yana eğer Türkiye yakın sol tarihine aşinaysanız biraz içlenebilirsiniz bile.
O insanlar işte, o insanları bilenler ve sevenler, Irak'ta da ülkesini çok sevmiş, adalet ve eşitlik istemiş insanlar, bu ülkenin Saddam'dan ibaret sanılmasına kahroluyordur herhalde. 1980'de işkencehanelerde boğazlananlar Türkiye'nin bir diktatörle temsil edilmesine nasıl kahrolduysa tam öyle...
Irak'ın Deniz Gezmiş'i
"Irak'ın Yeniden Sömürgeleştirilmesi" kitabı, yakın Arap ve Ortadoğu tarihini sürükleyici bir hikaye gibi anlatıyor. Öyle ki, bir süre sonra taraf tutmaya, tarafını tuttuğunuz insanların akıbetini merak etmeye başlıyorsunuz. Hatta bir süre sonra ister istemez Türkiye sol tarihindeki ikonlar ve kimliklerle eşleştirmeye başlıyorsunuz Irak tarihindeki insanları. Irak'ın Mahir Çayan'ını, Bülent Ecevit'ini, Mehmet Ali Aybar'ını, Deniz Gezmiş'ini buluyorsunuz. Konuşulan sözlerden yapılan eylemlere, düşülen yanlışlara ve tuzaklara kadar her şeyin aynı olması bir süre sonra aslında biraz da kendinize ait bir şey okuyormuşsunuz hissini veriyor. Arap dünyasının en büyük komünist partisi olan Irak Komünist Partisi'nin berbat sonunu anlatan, Said Yusuf'a ait şiir size o kadar tanıdık geliyor ki:
"Yola çıktık / Dört nala iki aygır gibi dünyaları aştık / Derken devrildik / Güneşin gölgesi gibi / Bir odanın köşesine yığıldık..."
Tarık Ali'nin şahsen de tanıdığı Halid Ahmet Zeki'nin devrimcilik hikayesi de size sanki Irak'ta değil de Şarkışla'da veya Kızıldere'de geçiyor gibi geliyor (Haydar Haydar'ın "Deniz Yosunlarına Şölen" romanından alıntı):
"Halid Ahmet Zeki, partiyi felakete sürükleyen barışçı demokratik çizginin sığ deneyimini yaşamış bir devrimci olmanın bilinciyle, partiyi bir sirk yerine çeviren siyasal soytarılığın yerini bataklıklardan yükselen bir silahlı mücadelenin aldığını vurgulayan teorik kanıtlarını kendi bedeniyle sunacaktır. (O), kır savaşını temel alan bir eylem planı üzerinde çalışmaya koyulacaktır."
Hele Tarık Ali'nin 1968 Irak'ı için yaptığı tahlil ne kadar da bir dönemin Türkiye'sine ait:
"Radikal albaylar, komünistler, bağımsız silahlı fraksiyonlar, Maoculuk, Guevaracılık ve diğerleri; gemi bütün yüküyle dibe vurmuş durumdaydı."
Saddam kimin imalatı?
Eğer Bush kabinesinin çizdiği "the kötü" olarak Saddam portresi sizi kesmiyorsa, böyle bir tiranın nasıl imal edildiğini merak ediyorsanız kitap bu konuda çok kıymetli bilgiler veriyor. Saddam'ın nasıl bir aşağılık duygusuyla davrandığını, zaman içinde komünistleri tek tek ve toplu halde nasıl ve neden katlettiğini, ABD ve Britanya'nın, Halepçe Katliamı'nı sessizce nasıl izlediklerini kitapta hak ettiği dille okumanız mümkün. İran-Irak savaşı sırasında ABD silahlarıyla savaşan İran'ın SSCB tarafından, Sovyet silahlarını kullanan Irak'ın ABD tarafından nasıl desteklendiğini, ölümlerle süslenen bu karikatürün Saddam'ın "imal edilmesinde" nasıl önemli bir rol oynadığını görmek de ayrıca enteresan.
Canlı bir ilgiyle Ortadoğu tarihi, Arap tarihi öğrenmek iyi ve yararlı olur diye düşünüyorum. Tarık Ali'nin kitabı bu konuda hiç de yorucu olmayan ve insanın ağzında enteresan bir tat bırakan bir kaynak. Tozun bir onuru var yani, bilmek lazım. n
ecetem@hotmail.com
|
|

|