|


CHP'den "1930'lar" savunması
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen, 27 Aralık tarihli yazımı eleştiren bir açıklama gönderdi. Şöyle diyor:
"'1930'lular' yüzünden CHP'nin sosyolojik değişime ayak uyduramadığından söz ediyorsunuz. Türkiye'de 1930'lu yıllardaki devlet yönetimi anlayışından övgüyle söz edenlerin yanıldıklarını düşündüğünüz anlaşılıyor. Unutmayalım ki, 1930'lu yıllar Atatürk'ün devlet sorumluluğu taşıdığı yıllardı. O yıllarda Türkiye çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için her alanda büyük reformlar, atılımlar gerçekleştirmişti...
1930'lu yıllarda birçok Batı ülkesinden önce, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdık... Laik devlet anlayışını Anayasamıza yerleştirdik, Montreux Sözleşmesi'ni imzalayarak bağımsızlığımızı güçlendirdik. Ekonomide hemen hemen hiç dış borç almadan hızlı bir kalkınma gerçekleştirdik..."
***
SAYIN Öymen, 1930'lardaki devletçi kalkınmanın Dünya Bankası'nın övgüsünü kazandığını belirtiyor. Borç almadan ve bütçe açığı vermeden bunun başarıldığını, eğitimde devrim sayılabilecek atılımlar yapıldığını belirterek konuyu yine Atatürk'e bağlıyor:
"Özetle 1930'lu yıllar Türkiye'nin gurur yıllarıydı. Atatürk'ün o yıllardaki politikaları ve uygulamaları bir dogmanın ürünü değildi. Onun çağdaş uygarlık düzeyine yükselme hedefi sürekli bir değişimi öngörüyordu.
Bunu en iyi bilenler Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin üyeleridir.
Bugün tabii ki, dünyadaki gelişmelerin gerektirdiği ekonomik ve sosyal politikaları izleyeceğiz. Ama bunu yaparken geçmişteki başarılı yıllarımızı utançla değil övünçle hatırlayacağız."
***
ZATEN mesele de bu: 1930'lu yıllara (ya da tarihin başka bir dönemine) "analitik" değil, 'idealize' ederek bakmak...
Eğitim ve ekonomi alanındaki başarılar dünya ortalamasını tutturamamıştı. Bu konuda Atatürk'ün kendisinin çok yakınmaları vardır. Bununla birlikte Öymen'in sıraladığı başarılar gerçektir.
Ama 1930'lara yöneltilen eleştirilerin hedefi bu başarılar değil, Öymen'in deyimiyle, "devlet yönetimi anlayışı"dır; 1930'lara damgasını vuran "parti devleti" zihniyetidir.
Atatürk'ün en yakınındaki Kemalist yazar Falih Rıfkı'ya göre:
"İnkılap devri, eğer Cumhuriyet'in ilanını başlangıç alırsak, 29 Ekim 1923'ten 3 Kasım 1928'e kadar beş yıl bir ay kadar sürmüştür..."
1930'lar "inkılap yılları" değildir. Buna rağmen 1920'lerde olmayan "parti devleti" bu yıllarda kurulmuş, Türk Ocağı, Kadınlar Birliği gibi bağımsız ve laik dernekler bile kapatılmış, Halide Edip, Hüseyin Cahit gibi yazarlar susturulmuş, üniversitede bile büyük tasfiyeler yapılmıştır.
Bu süreç sonunda CHP'nin nasıl halktan koparak tıkandığını gördüğünde Atatürk'ün de artık değiştirecek imkanı kalmamıştı.
Bugün de istiyoruz ki, CHP 1930'lardan esinlenmek yerine, bırakıp halkla bütünleşmenin yolunu bulsun, demokrasimiz dengeye kavuşsun.
1930'lar hakkında Falih Rıfkı, Yakup Kadri, Attila İlhan, Şevket Süreyya gibi Kemalist yazarlarla Mete Tunçay, Ahmet Demirel, Cemil Koçak gibi bağımsız akademisyenleri tavsiye ediyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|

|