|


B.Elçilerin mesajı: Kıbrıs'ı hemen çözün
Geçen hafta Ankara'da Kıbrıs' ın kaderi tartışıldı. Tüm AB ülkelerinde görev yapanların yanısıra, Lefkoşe , Washington ve Birleşmiş Milletler nezdinde görev yapan Büyükelçilerimiz üç günlük bir maratonda Kıbrıs ve Avrupa Birliğini masaya yatırdılar. Önce kendi aralarında Dışişleri müsteşarı Uğur Ziyal ile, ardından da Dışişleri Bakanı ve Başbakan ile bir araya geldiler.
Toplantıya katılanların önde gelen isimleriyle konuştum ve son derece ilginç bir manzarayla karşılaştım. Benim gibi çok kimse, aynı tip eski toplantıları düşünenler kaygı içindeydik. Acaba B.Elçiler gerçekleri olduğu gibi söyleyecekler miydi, yoksa " Ne olur ne olmaz. Biz kötü kişi olmayalım" diye, orta yolu mu seçeceklerdi.
Bu kaygılar gerçekleşmemiş.
Tam aksine büyükelçilerin yüzde 95' i hükümete çok net mesajlar vermişler.Aşağıda, bu mesajları özetlemek istiyorum:
1) Türk tarafının mutlaka harekete geçmesi ve müzakere masasına oturması kaçınılmazdır. Türkiye tutumuyla, haksız dahi olsa Uluslararası kamu oyunda yerleşmiş olan " işgalci" etiketinden kurtulmayı amaçlamalı, dünya' ya gerçekten çözüm istediğini göstermelidir.
2) Bu inandırıcılığı yerleştirebilmenin en önemli unsuru, masaya ayrı bir planla geliniyormuş izleniminin verilmemesi ve çözümün "Annan planı çerçevesinde veya Annan planının özünü kabul eden " bir yaklaşımın benimsenmesidir. Unutulmamalıdır ki, Annan'ın müzakere masasına dönüş koşulu, her iki tarafın Planın özünü kabul ettiklerini ve referanduma gideceklerini açıklamalarıdır. Rum lideri Papadopulos ilk defa açıkça 72 değişiklik istediğini ve aksi halde referanduma gitmeyeceğini belirterek olumsuz bakışını ortaya koymuştur. Türk tarafı bu olanağı değerlendirmelidir.
3)Annan planında istenecek olan değişiklikler asgari ( en az) derecede tutulmalı ve özellikle İki Bölgeliliği pekiştirecek , mal ve mülk değişimini tazminata dönüştürecek eklerden öteye geçilmemelidir.
4)En önemlisi, hükümetin biran önce hızla kararını verip iç uzlaşıyı ( C.Başkanı ve Genelkurmay ile görüş birliğinden söz ediliyor) sağlamasıdır. İçerde görüş birliğinden sonra Kıbrıs' lı liderlere durum anlatılıp, bu politikaya katılıp katılmayacakları sorulmalıdır.
HÜKÜMETİN KAYGISI: YA AB TARİH VERMEZSE !
Toplantıda açıkça söylenmemekle birlikte, üzerinde en çok tartışılan sorulardan biri : Türkiye Kıbrıs' ta gereken adımları attıktan sonra, AB müzakere tarihi verir mi , yoksa yine ertelemeye gider mi ?
Hem bu soru, hem de genel AB ile ilişkilerde ortaya konulan görüşlerin ağırlık noktalarını da şöyle özetleyebilirim:
1) Türkiye AB' ye katılma sürecinde ilk defa böylesine bir fırsat eline geçirmiş ve hedefine şimdiye kadar hiçbir zaman böylesine yakınlaşmamıştır.
2) AB başkentlerindeki durum henüz istendiği kadar net değildir. Genel hava, Türkiye' ye HAYIR demenin güç olduğu şeklindedir, ancak henüz eğilimler netleşmemiştir.
3) Reformlar gerçekleştirildiğinden dolayı, AB' nin bu alanda itirazları pek kalmamış, buna karşılık Kıbrıs ön plana çıkmıştır. Kıbrıs sorunu çözülmediği taktirde, AB içinde Türkiye' ye tarih verilmesi imkansız sayılmasa dahi, son derece güç görülmektedir. Türkiye' yi istemeyen ülkeler, Kıbrıs gerekçesinin ardına sığınıp, ertelenmesi için baskı yapacaklardır.
4) Kıbrıs sorunu çözüldüğü taktirde AB' den yeşil ışık yakılacağını kimse garantileyemez. Ortada bir risk vardır. Ancak, Uluslararası kamu oyunu Kıbrıs' ta çözüm istediğine inandırmış bir Türkiye' ye HAYIR diyebilmek birkaç misli daha zorlaşacaktır.
5) Eğer Kıbrıs' ta çözüm elde edilebilir ve AB' den tarih alınamazsa, Türkiye' nin Uluslararası alanda " işgalci etiketinden" kurtulması kendi başına büyük avantajlar sağlayacaktır.
6) Unutulmaması gereken bir nokta, Annan planının birçok maddesi,(asker çekilmesi, garantörlük, göçmenlerin dönüşü vs)Türkiye' nin AB' ye tam üyeliğine endekslidir. Yani, Türkiye Annan planını imzalamasına karşılık AB' den tarih verilmemesi durumunda anlaşmaya uymama imkanına sahip olacaktır. Bu da risk oranını hemen hemen yok edecektir.
DENKTAŞ' IN KONUMU DOLAYLI TARTIŞILDI
Toplantılarda Denktaş' ın konumu ve müzakereciliğinin bundan böyle imkansızlaş açıkça tartışılmamakla birlikte, önemli bir çoğunluk, Ankara' nın Annan planında özünü bozmadan asgari değişiklikler istemesi durumunda Denktaş' ın müzakere masasına oturmak istemeyip, kendiliğinden safdışı olacağı görüşünde birleşmiştir.
Dışişleri Bakanı Gül' ün, B.Elçileri dinledikten sonra " Burada aldığımız dopingle şimdi yolumuzda daha hızlı hareket edeceğiz" dediğine dikkat çeken B. Elçilerden bazıları, Gül veya Erdoğan' ın görüş açıklamak yerine dinlemekle yetindiklerini, ancak genel yaklaşımlarının B. Elçiler ile aynı görüşleri paylaştıkları şeklinde olduğuna dikkat çektiler. " Hükümet duymak istediklerinin fazlasını duydu" diyen bir B. Elçi " Bundan sonrası artık hükümetin iç uzlaşıyı sağlayıp harekete geçmesine bağlı " şeklinde konuştu.
Aslında siyasi sorumluluk hükümetindir. Bunun bilincinde hareket ederlerse, C. Başkanı veya Genelkurmay' ın çekincelerini söylemekten başka bir tutum takınmamaları gerekir. İşki hükümet tüm sorumluluğu yüklensin ve kararlılıkla hareket etsin.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|

|