|
|


Benim projem!..
Şişli Belediye Başkanı Sarıgül, sayın Başbakan'dan mı esinlendi, bir buçuk sene mi çalıştı, iki saatte mi çizdirdi bilemem...
Ama bu benim projem!
Daha doğrusu her geçen gün güçlenen şüphem...
Galatasaray Olimpiyat Stadı'na geçmesiyle birlikte yanıp yakılmaya başlamıştı ya; işte o sırada yazmıştım:
"Siz bakmayın beleş stat için söylediklerine. Onlar Ali Sami Yen'e dönmeyecek. Gerçek niyet, Gayrettepe'de ticaret merkezi kurup normal koşullarda düzelmesi mümkün olmayan bütçeyi denkleştirmek" demiştim de "Galatasaray düşmanı" ilan edilmiştim.
Elbette Galatasaray'ın futbol dışı cinliklerle zengin olması beni ilgilendirmezdi ama, Olimpiyat Stadı ikramının "mağduriyet" ve "mahkumiyet" gibi gösterilmesini hazmedememiştim. Bir kulüp, borçla Avrupa Kupası kaldırırken, diğerlerinin yatırım yaparak geride kalması ile ortaya çıkan haksız rekabet de cabası.
Neyse... Bugünkü işim; Sayın Sarıgül'ün yerel seçimler yaklaşırken yaptığı, Star Televizyonu sponsorluğundaki girişim...
Neden şimdi ? Ve neden Yönetim Kurulu'na rağmen?..
İnanın tek bir analizde karar kılamadım. İki tahminim var ki, birbirine karşıt. Birini geçerli sayıp diğerine kıyamadım. Oturup ikisini de yazacağım. Siz karar verin.
Siyasetçi Sarıgül
Birinci ihtimalde, Sayın Mustafa Sarıgül Galatasaraylıdır falan ama, aslında siyasetçidir ve ilçesine hizmet etmek, Galatasaray'ın yönetimini zora düşürmekten çok daha önemlidir onun için. Bir taşla iki kuş vurmak olasılığı ile kendinden geçmiş, Ali Sami Yen arsasının asıl sahibini falan düşünmeden potansiyel bir araziyi hemşehrileri için ranta ve rahatlığa çevirmenin mücadelesine girişmiştir.
Müthiş projesini uygularken eskiden yönetiminde de bulunduğu Galatasaray'ı mağdur etmeyecektir elbet. Bu arada "Beden Terbiyesi'nin, yani devletin, yani bizlerin bir arazisine otel ve kongre salonları yapmak; yine Milli Emlak'ın, yani devletin, yani bizlerin bir arazisine bila bedel bir stat kondurmak devede kulak detaylardır".
"Yakın tarihin en akıllı projesi" ile sahneye çıkarak adeta yeniden doğan başkan, proje uygulansa da uygulanmasa da seçimlere hazırdır artık.
Sayın Mustafa Sarıgül'ün bundan sonraki günlerde siyasetin neresinde duracağı, bu teorinin pratikteki halini gösterecektir. Popülarite açısından şu sıralarda Başbakan'ın önündedir.
Galatasaraylı Sarıgül
İkinci teori biraz daha karmaşıktır ve komplo kokmaktadır. Burada "kullanılanlar" listesi içinde medya ve Şişli sakinleri de vardır. Sayın Mustafa Sarıgül, her şeyden önce Galatasaraylıdır. Hazırladığı projenin yaşama geçirilmeyeceğini bilerek ve bir ihtimal "derin Galatasaray" tarafından da desteklenerek "suya maya çalmıştır". Artık herkes Ali Sami Yen'in yerine turizm merkezinin yapılıp yapılamayacağını değil, nasıl yapılacağını konuşmaktadır ve bir gün mutlaka yapılacaktır.
Böyle "antrenmanlar" olmasa, bürokrasi üzerinde her biri Galatasaray kadar etkili rakiplerinin gözü önünde Galatasaray'ın geleceğini kurtaracak bir operasyona başlamak mümkün müdür?
Sayın Sarıgül'ün "yedi koldan yedi müteahhitle girerim" türünden masalsı yaklaşımlarla süslediği "Ali Sami Yen'i 12 günde futbola açarım" önerisi de şüpheleri güçlendirmekte, "Şayet bürokrasiden Ali Sami Yen'in yerine turistik inşaat izni çıkmazsa, Galatasaray 49 seneyi orada tamamlar" tehdidi hissedilmektedir.
107 milyon dolar borcuna rağmen, normal koşullarda olası kredileri stada harcayacak olan Galatasaray'a "kiracı olduğu yere yapılacak tesislerden pay alma" kapısını, siyasetteki gelecek günlerinde Galatasaraylı olmayanların oylarını kaybetmek pahasına aralamıştır Sayın Sarıgül. Diğer kulüplerin muhtemel itirazlarını "Bir gün sıra size de gelecek" cümlesiyle göğüslemiş, onları da elele devleti söğüşlemeye davet etmiştir. Ortada tatsızlık, kırgınlık, aculluk, eylemsizlik lafları dolaşıp küskünlük sinyalleri verilse de sonuç mükemmeldir. Kamuoyu hafızasına Mecidiyeköy'deki otel ve kongre merkezleri çizilmiştir.
Bu iki teoriyi çoğaltmak mümkündür ancak, o durumda ya Sayın Sarıgül'ü ya da Galatasaray Yönetimini basiretsizlikle itham etmek gerekir ki, buna ne mantık ne de gönül elverir. Her ikisi de çok zekidir.
Ah güzel İstanbul
Aslında bu ara başlık değil, dip not idi. Ama projelerde "korunan ve kollanan" maskesiyle çok kötü kullanılan İstanbul'a da dikkatinizi çekmek istiyorum. Filler itişir, çimenler ezilirmiş... Şu garibim İstanbul'un gecekondulaşmayla başlayan kıyıdan köşeden kemirilmesi, yağmalanması gün geçtikçe öylesine "de facto" hale geldi ki, artık her düzeyde insan "Bu kadar kıymetli bir yer" şeklinde başlayan hesaplara girebiliyor ve kentin içinde maddi değer yaratmayan hiçbir yapıya hoş gözle bakılmıyor. Belki bizler Ayasofya'nın kongre salonu, Yerebatan'ın diskotek olduğunu göremeyiz, ama yolun sonu oraya çıkacak gibi. Halk pazarı dışarı, okul dışarı, spor dışarı, medya dışarı, küçük sanayi, esnaf, orta halli hep dışarı... İstanbul kimin peki ?
1 OCAK 2004
Olsa, dükkan sizin!..
Lakin yok işte... Şöyle yakası açılmadık cinsten bir iki Temel Fıkrası yazmak istemez miydim yeni yılın ilk günü ben de? Ne yazık, sevgili dostum Enis (Fosforoğlu) turnede.
Veya burçlardan anlasam; lafa "Kovalar, yeni yılda şampiyonluk kovalar" falan gibi damardan girebilsem!.. Keşke Gufran Antalya'ya yerleşmeseydi de, "mega astrolog" dostumdan 2004 falını sorup öğrensem.
Bilsem, ekonomik öneriler de sıralarım, akşamdan kalmaları kendine getirecek formüller de veririm.
Aslında bilirdim de, çok seneler geçti unuttum.
Peki ne yapıyorum?..
Şansımı zorluyorum. Takvimin en hafif gününde konunun en katmerlisine bulaşıyorum. Ne yapalım...
Herkese hak ettiğinden daha mutlu bir yıl dileyip, derhal konuya giriyorum.
Tarih 1 Ocak diye, Ters Köşe'yi ters yüz edemem ya. Buyrun Galatasaray'a.
Futbol politik
Aynen Galatasaray'ın stat projesinde su yüzüne çıktığı gibi, futbolda siyasetin rol çalacağı yeni ve renkli bir sürece giriyoruz.
Seçim var seçim... Ülkede yerel, kulüplerde genel. Oylar değerli, kıymetini bilin.
Dün Sergen "Yüzyılın Futbolcusu" ödülü aldı. Veren kim ? Eminönü Belediye başkanı. O Eminönü ki, Cankurtaranı, Kadırgası, Langası ile 10 amatör kulübe bir çim saha düşen futbol fakiri. Atmeydanı sahası futbola kapatılan, Cinci sahası dörtte bire indirilen Eminönü de, seçime doğru futbolu hatırladı.
Kimseyi suçlamıyorum.
Futbolun sosyal yapımızdaki önemine vurgu yapmaya çalışıyorum. Eminönü Belediye Başkanı Lütfü Kibiroğlu, elbette rakip olarak karşısına çıkan Vedat Bayram gibi bir spor adamı ve deyim yerindeyse "tesis delisi"ne karşı gardını almaya çalışacak. Oyunun kuralı böyle.
Makus talihini kıramayan İstanbul'un Küçük Ayasofyası'ndan, Hakkari'nin Sümbülspor'una kadar tüm amatör kulüplere gelince; ya yeni yılın ilk günleriyle içine girdiğimiz süreci iyi değerlendirin, ya da seçimden sonra ağlamayın. Oylarınızın kıymetini bilin.
eguven@milliyet.com.tr
SPOR

50. YILIN SPORCUSU SÜREYYA
At yarışları
Avrupa Ligleri
Her dilden Noel Baba!
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
Dallas çıkışta
Sultanlar sefere çıkıyor
Kartal'a Özer teklifi
Haciz işlemi yok
De Boer evde kaldı!
Hedef Bolf
Ev kirası yeni kâbus oldu!
Haber turu...
Benim projem!..
Devlet Malı Bitmez
|
|



|