|


Freud'un purosu!
Yeni yıl sohbeti (2)
Yeni yılınız kutlu olsun. Hep yanlışlardan geçe geçe bir yerlere gidiliyor. Gerçeğin tek boyutlu olmadığını, bir değil bin yüzlü olduğunu ancak hata yaparak, hatta bazen kafamızı duvarlara çarpa çarpa anlıyoruz.
Özellikle toplum olarak öyle.
Yaşayarak öğrenebiliyoruz.
Ders çıkarmaktan çok yaşamak! Gelişmişlikle ilgili bir şey... Doğruları yakalamanın yolu genellikle yanlışlardan geçiyor.
Bunun bir adı da olgunlaşmak.
Bazı hatalar var ki olgunlaştıkça tekrarlanmıyor. Çünkü gerekli dersler çıkartılıyor ve aynı yanlışlar bir daha olmasın diye kurumlar oluşturuluyor. Batı'da özgürlükle demokrasinin gelişimi böyle gerçekleşti.
Savaşlar, ihtilaller, isyanlar...
Uzun, kanlı bir süreç.
Avrupa böylesi kopuşlardan geçtiği içindir ki tarihin en iddialı barış projesi olan Avrupa Birliği'ni tarih sahnesine çıkardı.
Elimde İngilizce bir kitap, bitmek üzere. Bazı sayfalarını okurken, bizim siyaset sahnesinde hala güncelliğini koruyan AKP'nin gizli gündemi konusunu düşünüyorum.
Adı, Özgürlüğün Geleceği. (*)
Demokrasiyle özgürlük birbiriyle çelişebilir mi? Seçim sandığından çıkan her iktidar özgürlükle uyumlu olabiliyor mu? Liberal bir Amerikan aydını, Fareed Zakaria bu sorulara yanıt arıyor:
"Viyana, geçen yüzyılın başında. Strauss'la Mahler'in müzik, Klimt'le Schiele'nin resim yaptığı, Freud'un psikanaliz uyguladığı, Troçki'nin aykırı görüşleriyle dolaştığı, Orta Avrupa entelektüellerinin tütün, alkol kokulu kahvelerinde şehvetle tartıştıkları bir dönem.
Cafe Landtman, 1895 baharı.
Freud bir puro yakar!
Bu bir puro tüttürmekten öte bir şeydir, bir kutlamadır. Freud'un kutladığı demokrasiye karşı özgürlüktür. O sıralarda Karl Lüger adında bir aşırı sağcı Viyana Belediye Başkanı seçilmiştir. Lüger'in siyaset anlayışı çirkindir. Yahudileri çekirgeye benzetmiş, ezilip gübre yapılmalarını ya da gemilere doldurulup denize dökülmelerini istemiş...
İmparator Franz Joseph ise Lüger'in seçimini sivil özgürlüklere yönelik bir tehdit olarak gördüğünü, bu yüzden seçilmiş olmasına rağmen Belediye Başkanlığını kendisine vermeyeceğine açıklar. Bir başka otoriter kurum, Katolik Kilisesi de İmparator'un yanına geçer.
Bu durum Viyana entelektüellerini çıkmaza iter. Bir yanda geleneksel olarak karşı oldukları kraliyet ve kilise, diğer yanda aşırı sağcı Lüger... İmparator'la, Kilise'yle aynı safta olmaktan rahatsızlık duyarlar. Freud ise farklıdır. Cafe Landtman'da oturup İmparator'a açık destek jesti olarak purosunu yakmakta herhangi bir beis görmez."
Sonraki yıllar malum:
1933'te 'gizli gündem'le seçim sandığından çıkıp özgürlükleri yok eden, Avrupa Yahudiliğini gaz odalarına gönderen, Avusturya'yı işgal edip Freud dahil Viyana entelektüellerine dünyayı cehennem kılan Hitler örneği...
Kitapta bunlar anlatılıyor.
Özgürlük ve demokrasinin koşulları tarihsel gelişimi içinde özetleniyor. Kitabı okurken insanın aklına militan demokrasi ya da demokrasinin kendi kendini koruma hakkı gibi konular takılıyor.
AKP'nin gizli gündemi var mı?
Yeni yıl sohbetinin üçüncüsü yarın devam edcek.
————-
(*) The Future of Freedom, Illiberal Democracy at Home and Abroad, Fareed Zakaria, W.W. Norton and Company, New York, 2003.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|