|


2004, AB yılı
Türkiye yeni yıla Kıbrıs ve AB gündemiyle giriyor. 2004 sonunda tarihsel bir dönemeçte olacağız.
Avrupa Parlamentosu milletvekili, Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Ozan Ceyhun'la Türkiye'nin AB'den takvim alma şansı konusunda yaptığımız söyleşide çarpıcı bir tespit ortaya çıkmıştı:
"AB'den takvim almaya en yakın iktidar AKP'dir. 2004 sonunda Tayyip Erdoğan'a müzakere gündemi verilecek. Kıbrıs çözülmese dahi bu şans tanınacak. Çünkü takvim vermezsek Türkiye'deki reformları hepten sabote ederiz kaygısı var, AB'de.
Türkiye'nin AKP'nin öncülüğünde AB'ye hızla yaklaştığını gören ama öte yandan benim yetiştiğim değerlerden uzaklaşan bir ülkenin bireyi olmanın hüznü içerisindeyim. AKP, Türkiye'yi şarklılaştırıyor. O Türkiye şarklılaştığı oranda AB'ye yaklaşıyor!"
Üniversite çağında Almanya'ya gitmiş, oradan Avrupa Parlamentosu'na seçilmiş genç bir siyasetçinin, Ozan Ceyhun'un dışarıdan bakınca gördüğü 'Türkiye manzarası!'
AKP'nin, AB hedefine koşarken, 'rejim ve demokrasi' konusunda kuşku uyandırmaktan, yeni tartışmalara yol açmaktan uzak durması gerekiyor. 2004'te AB hedefinin kesintiye uğramaması en başta demokrasinin korunmasından geçiyor.
AKP kadroları nedense 'güven erozyonu' yaratmaya devam ediyorlar.
Başbakanlık Müsteşarı Prof. Ömer Dinçer'in dokuz yıl önce bilimsel bir toplantıda savunduğu fikirlerin 'siyasal İslam'ı çağrıştıracak şekilde gündeme gelmesi yersiz bir kuruntu olamaz. Dinçer'in, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta koyduğu Cumhuriyet, laiklik gibi değerlerin Müslüman bir yapıya devredilmesi' düşüncesinin bugün de 'arkasında durduğunu' savunması, Başbakanlık Müsteşarlığı koltuğunda oturuyor olması nedeniyle AKP'nin niyetlerinin ister istemez sorgulanmasına yol açıyor.
Ankara'da 'müsteşar' polemiği sürerken AKP'li Hüsrev Kutlu'nun 'Mareşal üniformalı Atatürk resmi Meclis'e yakışmıyor. Burası kışla mı?' diyerek yol açtığı tartışma gerilimi iyice yükseltti.
Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın, 'Atatürk'e mareşallik rütbesini TBMM verdi' şeklindeki tepkisinin ardından gelen Genelkurmay'ın açıklaması, 2003'ü kapatırken, '28 Şubatvari' çağrışımlar uyandırıyor.
Bu gerilimi düşürmek öncelikle hükümetin ve AKP liderliğinin görevi olmalı. Türkiye'yi AB liginden de düşürecek tuhaf çıkışlar Refah döneminden kalma Hasan Mezarcı ve Şevki Yılmaz türü 'meczupluklar' mıdır, yoksa akıllardan hiç çıkmayan 'Cumhuriyetle rövanş, toplumu İslamileştirme' projesinin siyasal alanda hayata geçirilmesi midir?
2004'te demokrasi ve özgürlüklerden sapmayan bir yol haritası diliyoruz. Yolun sonu AB'ye çıkacaksa, sivil asker herkes Türkiye Cumhuryeti'nin kazanımlarını sahiplenmeli.
İyi yıllar.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|