02 Ocak 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Rejim ve asker

       
    Türkiye, 2004'e 'derinlik' tartışmasıyla girdi. Başbakan Erdoğan, AKP teşkilatlarına yerel seçim startı verirken 'derin demokrasi' kavramını gündeme getirmişti. Bu hedefin üzerinden üç gün geçmeden yaşanan olaylar 'demokrat' Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkük'ü bile çileden çıkardı. Genelkurmay Genel Sekreterliği, Silahlı Kuvvetler Komutanı olarak Özkök Paşa'nın gelişmelerden 'derin endişe' duyduğunu açıkladı.
    AB adayı Türkiye'nin 2004'e 'rejim ve asker' tartışmasıyla girmesi demokrasinin geleceği açısından kaygı vericidir.
    Oysa Başbakan Erdoğan, 2003'ü umut dolu mesajlarla kapatıyordu:
    "Demokrasiyi sadece biçimsel tarafıyla yönetim sistemi olarak algılamıyoruz, bir hayat tarzı olarak görüyoruz. Demokrasi sadece bir usul rejimi değildir, daha çok esaslar rejimidir. Aksi halde demokrasinin usulleri ne kadar tatbik ediliyor olsa da demokrasi kültürü tam olarak yerleşmez. AK Parti derin demokrasi kavramına önem veriyor.
    Türkiye'de rejim tartışması yoktur. Anayasamızda ortaya konulan rejimden herkes memnundur. Böylesi çelik coğrafyada sapasağlam ayakta durmasını sağlayan temel referansın, en önce Anayasa'dan kaynaklandığının bu millet bilincindedir."
    AKP liderinin 'derin demokrasi'yi savunduğu günlerde Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in 'siyasal İslam'ı çağrıştıran sözleri gündeme taşındı:
    "İktidara gelmek, yolun sonu değil, yeni bir başlangıçtır. İktidara gelince yapılması gerekenler bitmiş gibi düşünülürse, İslam iktidara geliş aracı gibi kullanılmış, istismar edilmiş gibi olur. İktidara gelince, tüm dünya Müslüman olsa da, düşmanlara karşı üstünlük sağlansa da, Müslümanlık kavgası münkire, harama ve kötüye karşı devam eder."
    Fatih'teki tarikat cenazesinden görüntüler ve AKP'li Hüsrev Kutlu'nun başlattığı 'Mareşal üniformalı Atatürk' tartışması iktidarın niyetlerinin sorgulanmasına yol açtı.
    Gerçi Fatih'teki olay Erbakan'ın tarikat şeyhlerine Başbakanlık Konutu'nda verdiği iftardan çok farklı ve Erdoğan'la ilişkilendirilemese de gördüğü tepki 28 Şubat'ı andırıyor. O zaman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, ilk çıkışı yapmıştı. Günümüzde ise Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Genelkurmay Başkanı'ndan önce tepki gösterdi. Özkök Paşa'nın 24 saat geç gelen açıklamasındaki 'derin endişe' Silahlı Kuvvetler'in iç dengeleri açısından dikkat çekicidir.
    28 Şubat'ta dönemin Genelkurmay Başkanı Karadayı Paşa'nın soğukkanlılığı sayesinde 'nizamiyeden dönüldüğü' unutulmasın.
    Askeri kışlasında tutmak siyasi iktidarın sorumluluğundadır.
    2004 sonunda AB'den müzakere takvimi almayı beklerken, demokrasiyi kesintiye uğratmak Türkiye'yi çağdaşlık liginden düşürür. Sivilleşmeyi savunanlar, 'kışkırtma' tezlerini bu açıdan da gözden geçirmeliler.
   
    dsazak@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
'İrtica', asker, AKP

Çetin ALTAN
"Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye"...

Melih AŞIK
Gündem değişmedi

Fikret BİLA
Rumların talepleri

Hasan CEMAL
AKP ve gizli gündem

Can DÜNDAR
Cem'in 2004 kehanetleri

Abbas GÜÇLÜ
YÖK yasası paket paket çıkacak

Hurşit GÜNEŞ
ABD'de işsizlik artınca sağlık düzeliyor, ömür uzuyor

Mehmet Y. YILMAZ
Gazeteci görevini yaptı; ya Sayın Başbakan?

Hasan PULUR
Kıbrıs'ta 3 gün, 3 gece!

Derya SAZAK
Rejim ve asker

Ece TEMELKURAN
Ey Türkler! Oynayınız!

Güngör URAS
Kontrolümüz dışı gelişmeler "hırçınlık yaratabilir"

M. Ali BİRAND
2004, AB için kader yılı olacak...