02 Ocak 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Ey Türkler! Oynayınız!

       
    "Köpek öldüren şarabı" misali "sosyolog öldüren" memleketimin televizyonlarındaki kesintisiz göbek havasını acaba neye bağlamak gerekir? Ya da acaba bağlamak mümkün müdür, ne kadar bağlasan çözülüp "enginlere sığmayıp taşacak" bir coşkunluk hali mi mevzu bahistir? Sabahın kör karanlığında, karga kahvaltısını mutakiben ve dakika sektirmeden başlayan, kriz halinde nükseden oynak televizyon seansları acaba bizim bilmediğimiz başka bir ülkenin insanları tarafından mı icra ediliyor?
    Çünkü bu ülkede bu kadar mutluluk olmasa gerektir. Çünkü bu ülkede, bilakis, derin, çok derin mutsuzluklar, korkular, endişeler ve kaygılar olması icap eder. Yoksa değil midir? Ya da yoksa "eğlence" mutluluktan değil de mutsuzluğun en derin halinden mi gelmektedir?
   
   
Zorlama Eğlenti Şehri
    Türkiye'deki ruh halinin başkenti İstanbul'da olup bitiyor bütün bu taşma hali. Bütün vaziyet, çok bastırılmış çocukların evden ilk kez çıktıklarında akıllarını oynatıp iyice tuhaf şeyler yapmalarına benziyor... Tavuk çiftliklerinde tavuklar ayaklarından bağlanıp tutulurlar. O çiftliklerden çıkan tavuklar, kendilerini ilk kez "özgür" bulduklarında ne yapacaklarını şaşırıp lök gibi yere otururlar. İstanbul'da böyle şaşkınlık var yani. Sanki başka hiçbir şeyi yapma özgürlüğü olmadığı için göbek atıyor insanlar. Bütün Türkiye de bu şehrin kalp atışlarını dinlediği ve tüm Türkiye İstanbul'u neredeyse kişiliksiz insanlar gibi taklit ettiği, İstanbul'u taşrada yeniden üretmeye çalıştığı için memleket top yekun oynuyor nihayetinde. Oynayanları izliyor en kötü ihtimalle.
    Zorlama bir şey oysa bu şehirde olup biten. Bütün ülkenin izlediği o masa üstü oynama krizleri sanıyor musunuz ki oynaya oynaya deliren insanların esrime hali? Hayır, o insanlar daha müzik başlar başlamaz şirazeden çıkıyorlar; düğmelerine basılmış gibi. Yani coşmuyor kimse, taşmıyor. Belli bir ezberi sürdürüyor. Kendilerinden geçmiyorlar. Herkes birbiri için oynuyor. Herkes birbirini izliyor. Herkes haince ayık. Herkes haince pusuda... Ve coşmayanlar sürüden atılıyor... Onlar, "havayı" bozuyor.
    Türkiye'deki bilinen tek eğlence türü, insanları izlemektir. Türkiye'de insanlar, birbirlerini izleyerek eğlenirler. Kimse kendisi için, kendiyle, kendinden geçerek eğlenmez. Olay budur; izlenmek ve izlemek. Oysa dans etmek gövdenin festivalidir; dağılmanın ve yeniden toplanmanın tatlı ahengidir. Ama herkes, hep birlikte aynı biçimde göbek atıyorsa, bütün gövdeler aynı biçimde deviniyorsa, kadınlar göbek atarken kendileri hiç eğlenmiyor ve son derece ayık bir biçimde kameralara ayarlıyorlarsa kalçalarını, ortada dans yoktur; "oynamak" vardır. Oynamak; her iki anlamıyla da...
    Türkiye neden bu kadar çok oynuyor? Niye bu kadar çok şarkı üretiliyor ve tüketiliyor? Sanki herkes içindeki bir sesi bastırmaya çalışıyor. Sanki herkes korkmamak için ıslık çaldığı için bu kadar gürültü çıkıyor...
   
    ecetem@hotmail.com
   
   
   





Taha AKYOL
'İrtica', asker, AKP

Çetin ALTAN
"Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye"...

Melih AŞIK
Gündem değişmedi

Fikret BİLA
Rumların talepleri

Hasan CEMAL
AKP ve gizli gündem

Can DÜNDAR
Cem'in 2004 kehanetleri

Abbas GÜÇLÜ
YÖK yasası paket paket çıkacak

Hurşit GÜNEŞ
ABD'de işsizlik artınca sağlık düzeliyor, ömür uzuyor

Mehmet Y. YILMAZ
Gazeteci görevini yaptı; ya Sayın Başbakan?

Hasan PULUR
Kıbrıs'ta 3 gün, 3 gece!

Derya SAZAK
Rejim ve asker

Ece TEMELKURAN
Ey Türkler! Oynayınız!

Güngör URAS
Kontrolümüz dışı gelişmeler "hırçınlık yaratabilir"

M. Ali BİRAND
2004, AB için kader yılı olacak...