|


2004, AB için kader yılı olacak...
Önümüzdeki 12 ayda karşı karşıya kalacağımız sorunların büyük bir bölümü dış politika alanında gerçekleşecek ve en önemlisi de, 12 Aralık günü Brüksel' de yapılacak AB hükümet ve devlet başkanları doruğu olacak. Bu tarihteki toplantıda, Türkiye' ye müzakerelere başlama tarihinin verilip verilmemesi açıklanacak. Bütün bir yılın sonucu, 12 Aralık günü noktalanacak. Şimdiden sinirler gerilmeye başladı bile. Tarih alınırsa ülkenin morali düzelecek ve hen kendimize, hem de dünya' ya çok farklı bakmaya başlayacağız. Tabii bir de madalyonun öbür yüzü var. Tarih alınamazsa, hep birlikte ayıkla pirinci taşını ( ! )
"EVET" ÇIKARSA NELER OLABİLİR ?
12 Aralık günü, Türkiye' ye müzakerelerin başlama tarihi net bir şekilde verilir, hiçbir koşul konmadan katılım pazarlıklarına girileceği açıklanırsa, Türkiye açısından pespembe bir dönem başlayacak.
Daha şimdiden neler olabileceğini kestirebiliriz.
- Gazetelerimizin manşetleri " AB' ye diz çökerttik" veya " İstediğimizi yaptırttık" gibilerinden , savaş kazanmışları andıran haykırışlarla çıkacak.
- O günden itibaren borsada hisse fiyatları patlama yapacak ve piyasalar yukarı doğru tırmanmaya başlayacak.
- Faiz oranlarında düşüş yaşanacak ve hemen aynı günlerde TL' den 6 sıfır atıp, yeni Türk Lirasının piyasaya sürülmesiyle " yeni dönemin başlangıcı" ilan edilecek.
- Ekonomi büyük bir ivme kazanacak.
- AKP " işte söz verdik ve yerine getirdik" derken, muhalefet " tarih almanın tam üyelikle hiçbir ilgisi olmadığını" ileri sürecek.
- Türkiye' nin Uluslararası alandaki prestiji arttığı gibi, hareket yeteneği de şimdiye kadar görülmemiş oranda büyüyecek.
- Demokratik sistem üstünde söz sahibi olan seçilmemişlerin yaklaşımları değişecek ve ülkedeki dengeler yerine oturacak.
"HAYIR" ÇIKARSA NELER OLABİLİR ?
- Gazetelerimizi manşetlerini şimdiden görüyor gibiyim: " Kahpe Avrupa yine kan kustu " " Yalan söylediler, bizi aldattılar " "Hristiyan klübü olduklarını ispat ettiler " "Artık Avrupa defteri kapandı" "...Biz dememiş miydik? "
- Aynı anda, moral açıdan bir insan avı başlayacak ve AB lehinde tutum alanlar vatan haini olarak hakaretlere boğulacaklar. Türkiye' nin bundan böyle kendi içine kapanması, AB ile ilişkilerini kesmesi ve " Türkün Türkten başka dostu olmadığı" gerekçesinden hareketle kampanyalar açılacak.
- Piyasalarda büyük bir deprem yaşanacak, borsa düşecek, faiz oranları ve döviz fiyatları tırmanacak.
- Tabii bunlarla kalınmayacak ve Gümrük Birliğinin iptal edilmesi başta olmak üzere, AB' ye ambargo uygulanmasına kadar giden bir dizi önlem çağırıları yapılacak.
- Türkiye, makus talihini yenememenin acısı içinde, küçük boy bir ülke olarak yaşamını sürdürecek.
NE TAM "EVET", NE DE TAM "HAYIR" ÇIKACAK
Şimdiden hazırlıklı olmakta yarar var.
Zira, AB' den- büyük olasılıkla- ne bizim istediğimiz gibi, koşulsuz ve de kemiksiz bir EVET çıkar, ne de kapıyı Türkiye' nin suratına kapatan bir HAYIR yanıtı gelir.
İkisinin ortasında bir yanıt alacağımızdan emin olmalıyız. Bu herkesi tatmin edecek, herkesin kendine göre yorumlayabileceği bir yanıt olacaktır.
AB' de Türkiye' nin katılımının gecikmesini isteyenler " Neyse Türkiye hemen aramıza girmiyor " demelerini sağlayabileceği gibi, kararı başka gözle okuyanlara da " Türkiye sonunda müzakere masasına kabul edildi " yorumu yaptırabilecek.
AB' nin aldığı bütün kararlar böyledir. Hiçbir zaman siyah ve beyaz değil, daima gri renktedir.
Bunlar neler olabilir ?
Örneğin, müzakerelerin 2005 sonunda başlamasından tutun da, bazi konuların altının çizilip, bu alanlarda yeni gelişmeler beklendiğinin belirtilmesine kadar giden bir dizi formülle karşı karşıya kalabiliriz. Bardağın yarısını dolu görenler " kazandık " diyecek, diğer yarısının boş olduğuna işaret edenler de " Türkiye ertelendi " diye avunacaklar.
ŞU ANDA KİMLER OLUMLU, KİMLER ALEYHTE ?
Şu anda kimlerin Türkiye' nin lehinde, kimlerin aleyhinde olduğuna bakarsak, şöyle bir manzara ile karşılaşırız:
- Türkiye' ye en fazla destek veren ülkelerin başında, İtalya, İngiltere, İspanya, Almanya, Belçika, Portekiz ve Yunanistan geliyor.
- Türkiye'ye en fazla itiraz edenlerin başında ise Avusturya var. Bu sert muhalefetin nedenlerini de bir türlü, tam olarak anlayabilmiş değilim. Ardından, İsveç, Norveç, Danimarka ve Hollanda geliyor. Bu ülkelerin Ankara' ya bakışları nedense soğuk. Mesafeli duruyorlar ve Türkiye'ye tarih verilmesini içlerine hala sindiremedikleri izlenimi yaygın.
- Fransa kendi başına bir sorun. Bir yandan destek işaretleri alınıyor, öte yandan ise, Paris' te adeta bir psikolojik engelleme havası esiyor. Oysa Fransanın tutumu son derece önemli ve biran önce bu tutumun netleşmesi gerekiyor.
AB' ye katılmayı planlayan ülkelerin daima sponsorları olur. En yakınımızdaki örnek, 1978' de başvurusunu yaparken Yunanistanın sponsorluğunu Fransa' nın yüklenmesini gösterebiliriz. Türkiye' nin sorunu, bu aşamada hala kendine içerde lobi yapabilecek bir sponsor bulamamış olmasıdır.
Kıbrıs sorunu çözümlenebilmiş olsa, aslında en etkili sponsor Yunanistan olurdu, ancak şu sıralarda bunu pek yapamaz.
KIBRIS ÇÖZÜLÜRSE, AB' NİN "HAYIR" DEMESİ DAHA GÜÇLEŞECEK
AB açısından bakılacak olursa, hükümetler düzeyinde Türkiye konusunda henüz kesin bir karar veremediklerini görüyoruz. Aslında Türkiye' yi tam üye olarak görmek isteyenlerin sayısı son derece az. Verecekleri karar da kerhen olacak. Ancak ne yapsınlar ki, ortada verilmiş bir söz, imzalanmış bir Ankara anlaşması var ve Türkiye, herkesi hayretler içinde bırakarak siyasi koşulları büyük bir hızla yerine getirdi.
Yani, Türkiye' nin Avrupaya yürüyüşünü geciktirecek, erteleyecek siyasi bir gerekçe kalmamış gibi görünüyor. HAYIR demek bundan dolayı giderek güçleşiyor.
Diğerleri kalmadığından dolayı, geriye kala kala, en son engel olarak Kıbrıs çıkıyor.
Önümüzdeki günlerde Kıbrıs' ta da bir çözüm olur veya hiç değilse çözümü cidden isteyen bir tutumla ortaya çıkılırsa, AB' nin itirazcıları çok daha güç durumda kalacaklar.
Türkiye' ye HAYIR demek daha da imkansızlaşacak. O zaman geriye " Biz artık esmer tenli insanları üye yapmıyoruz ! " gibi saçma sapan gerekçeler kalıyor ki, bunlar da AB' ye hiç yakışmayacak cinsten yaklaşımlardır.
Özetle Tarzan ( AB) güç durumda...
AB' NİN YOL HARİTASI YIL BOYU SÜRECEK...
- İlk madde Kıbrıs olacak. 1 Mayıs tarihine kadar bu soruna bir çözüm bulunup bulunamaması tartışılacak. Türkiye geçen yıl yapması gereken açılımı bugüne ertelediği için, bundan sonra sıkışacak. Ancak Ankara ortaya kabul edilebilir bir öneri paketiyle çıkarsa, Rumlar reddetse dahi, Türkiye üzerindeki baskılar kalkacak.
- Haziran ayında Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Bu seçimlerde Türkiye konusunun tartışılması bekleniyor. Ortaya çıkacak olan genel hava, başkentlerin Türkiye' ye verecekleri yanıtı da etkileyecek. Eğer Türkiye aleyhtarı bir hava doğarsa güçlük çıkacak. Türkiye' den fazla söz edilmezse başkentlerin işi daha kolaylaşacak.
- Temmuz ayındaki AB doruğunda Türkiye konusunda ilk işaretin alınması bekleniyor. Kesin bir şey söylenmeyecek, ancak havanın ne yönde estiği anlaşılacak
- Ekim ayında AB komisyonunun son raporu açıklanacak ve bu rapor Türkiye' ye nasıl bir yanıt verilmesini belirtecek. Bu yönden son derece önemli sayılıyor.
- Ekim- Aralık arasında ise Türkiye ile ilgili kararların başkentlerde oluşturulması ile ilgili toplantılara tanıklık edilecek. AB ülkeleri 12 Aralık doruğuna gitmeden önce kararı oluşturmak isteyecekleri için, çalışmalarını hızlandıracaklar.
- 12 Aralık günü Brüksel' de Türkiye ile ilgili karar açıklanacak.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|

|