|
|


İyi ki bu şehirdeyim
Karaköy zaman zaman çeker beni... Çukurcuma'ya iyice dadandım... İstanbul sosyetesi bu yılbaşı sokağa inmişti...
PELİN KEKLİK yazıyor
Sevgili Çido, geçen pazar gecesi cennetin içindeydik yine İstanbul'da. Gün geceye dönerken şehre sis indi. Ve İstanbul ona en çok yakışan renge ve buğa kavuştu. Ben ruhumda şarabın esrikliği, Tarlabaşı'ndan Taksim'e doğru geliyordum takside. Sular İdaresi'nin oradaki çiçekçiler daha gitmemişlerdi. Çiçekleri aydınlatan ampuller sisin içinden çıkmayı başarıyordu. Sis huzmeler halinde yağıyordu çiçeklerin üstüne. Taksim'in girişinde sadece rengarenk çiçekleri ve ampulleri görüyorduk.
Taksim'den Cumhuriyet Caddesi'ne girdiğimizde önümüz sisle kaplıydı yine. Yol kenarındaki lambalar, yılbaşı ışıkları daha şiddetli görünüyordu sisin içinde.
Şoföre adeta seslendim, sanki sis sesimi de yutarmış gibi: "Cennetteyiz, farkındasın değil mi?"
Eve çok mutlu döndüm o gece.
Saime ile Karaköy'deki Eftelya lokantasına gitmiştik. Oradan geliyordum. Zaman zaman Karaköy çeker beni. İskelenin karşısındaki balık lokantalarından birine giderim. Eftelya oradakilerin en iyisi. Sahibi Murat da geldi, soframıza oturdu. Beşiktaş maçlarından, davetlerinden tanırım onu. Arkadaşı Yavuz da bizimleydi. O da Çukurcuma'dan arkadaşımız. Mayonezsiz tarator yapan bir balık lokantası Eftelya ki bu önemli bir farktır. Mayonez işgal etti çünkü İstanbul lokantalarını.
Bu hafta birkaç kez de Nazan'ın Cihangir'de açtığı Rafineri'ye gittim. Rafineri, sandviçleriyle kentliler nezdinde tanınıyor hızla. Pazar günü Yalvaç Ural ve eşi Filiz, Çağdaş Market'te şarap denerken Rafineri'den sandviç getirttiler. Pazartesi akşamı da Beşiktaş yöneticisi İbrahim Altınsay ve eşi, futbol yazarı Gülengül oradaydı. Bir başka masada ise tiyatrocu Gül Gürses arkadaşlarıyla oturuyordu. Tuğrul Eryılmaz ile Ahmet İnsel de kafenin müşterilerinden oldular.
Çukurcuma'ya iyice dadandım artık. Yeni favorim Art Shop. Geldiğinde seni de götüreceğim. Çok şık mobilyalar satıyorlar.
Art Shop'a gittiğim gün Caffe della Suda'ya da uğradım. Daha içki ruhsatını alamamış Marita Bitlis. Biraz dertliydi ama kafenin yanı sıra yürüttüğü "catering" işleri iyi gidiyormuş.
Galatasaray'da bizim Avusturya Liseliler Vakfı'nın olduğu binanın altındaki Litera Cafe'ye de götüreceğim seni gelince. Çok lezzetli havuçlu kek yapıyorlar. Bir de kapuçinoda çok iyiler.
Şemsa Denizsel'in Kantin'inde her 31 Aralık'ta verdiği öğle yemekleri artık moda oldu İstanbul'da. 2003'ün son gününde de, öğle vakti yine ayakta sıra bekliyordu müşteriler Şemsa'nın konsomesinden içmek ve mönüsünün diğer yemeklerine geçmek için.
Yılbaşı gecesini sakin geçirdim. Önce Saime'nin evinde aşçı Arman'ın yaptığı yılbaşı yemeğini yedik. Daha sonra Cihangir'e geçip Savoy'daki yılbaşı partisine uğradık. Oradan da Nişantaşı'ndaki sokak partisine. İstanbul sosyetesi bu yılbaşı sokağa inmişti. Sadece sosyete değil, İstanbul halkı da. Çünkü Taksim'de daha heterojen bir kalabalık eğleniyordu.
Eve dönerken "İyi ki bu şehirdeyim" dedim.
|
|


|