03 Ocak 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


   
Uygar olabilmenin koşulları

       
    Okul öncesi eğitimin, çocuklar üzerinde oldukça önemli bir yeri var. Fransa'da yayınlanan "Astrapi" adlı çocuk dergisi, yıllar önce yayınladığı bir sayısında çocuklara "uygar olmanın beş koşulu"nu şöyle sıralamıştı: "Hıçkırmak, hapşırmak, esnemek, geğirmek ve pırt yapmak gibi vücudumuzun doğal reflekslerini baskı altında tutmadan, kendimize ve başkalarına zarar vermeden kontrol etmek, uygar olmanın ilk yoludur."
    ***
    Bunu başarabilmenin koşulları da şöyle sıralanmış: Hapşırırken, esnerken ağzınızı bir mendille kapatacaksınız.
    Yediğimiz besinler yüzünden karnımızın şişip, midemizde biriken gazın ağzımızdan çıkmasına geğirmek; bağırsaklarımızdan çıkmasına da pırt yapmak denir. Bunu başkalarının yanında yapmak ayıptır. Böyle durumlarda yapılacak en doğru şey, insanların yanından uzaklaşmaktır. Hıçkırık, vücudun nefes alma düzeninin bozulmasıdır. Bunu başkalarının yanında yapmamaya özen göstermeliyiz. Bu bir görgü kuralıdır. Hıçkırık, kendi kendine geçebileceği gibi, nefes alma düzenimizi değiştirerek de geçirebiliriz. Halk arasında yapıldığı gibi kişiyi korkutarak ya da tavana, "Kuş var!" diye baktırarak da geçirtebiliriz.
    ***
    Eğer Avrupa Birliği'ne girmeyi düşünüyorsak bizim değiştirmemiz gereken daha pek çok kötü alışkanlığımız var:
   
  • Parmakla burun, kulak karıştırmak,
  • Arabaların camından sokağa tükürmek,
  • Kültablalarını sokağa dökmek,
  • Kültablalarını temiz tutmak için arabanın camından kolu yarım dışarı çıkarıp parmak arasında tutulan sigaranın küllerini dışarı atmak,
  • Yol kenarındaki tabelalara kola kutularıyla atış yapmak,
  • Mahallece gidilmiş kırdan dönerken, mahalleliye pikniğe gidildiğini göstermek için arabanın, kamyonetlerin sağına soluna koparılmış ağaç dalları sokmak,
  • Alt ve üst geçitlerden ya da yaya kaldırımlarından insanları karşıya geçirmek amacıyla yol ortalarına konan demir korkulukları geceyarıları gelip, demir testeresiyle kendileri geçecek kadar kesmek. "Siz ne yaparsanız yapın, ben yolumdan dönmem; yaya geçidi de kullanmam! Kendi açtığım delikten geçerim!" savında ısrarcı olmak,
  • Bazı yaya geçitlerinde insanlarla birlikte kediler ve köpekler bile yeşil ışığın yanmasını beklerken, insanlara aldırmadan refüjlerin üstünden atlamak, hatta kucağında bir çocukla birlikte,
  • Kibritle kulak ve diş karıştırmak; kürteks üreticilerine sekte vurmak,
  • Eve gelen konukları uğurlarken ayakkabısını giymek isteyen konuğa çekecek olarak kaşık vermek,
  • Lokantalarda pulbiber, sumak gibi baharat kaplarına kaşık koymayıp müşterinin eliyle almasını sağlamak,
  • Apartmanlarda, ev kokmasın diye, gelen konukların tüm pabuçlarını kapı önünde sergilemek,
  • Üstte gürültü yapan komşuya sırıklı süpürgelerle tavana vurarak, "Fazla zıplayıp eğlenmeyin!" uyarısı göndermek,
  • Yollarda trafik sıkıştığında, hasta yetiştiren ambulansların arkasına takılıp trafikten kurtulmayı hüner saymak,
  • Her koşulda sol şeridi kimseye bırakmamak,
  • Düzgün biçimde sıraya girmiş, gitmekte olan araçların arasına emniyet şeridinden gelip kaynak yapmak,
  • İlkokul kitaplarındaki "İki İnatçı Keçi" öyküsünde olduğu gibi ters yola girip, karşıdan gelen arabayla karşılaşınca yanlışını kabul edip özür dilemek yerine, bir keçi gibi iddialaşıp geri çıkmamak,
  • Otoyollarda trafik sıkıştığında bariyerlerin arkasına geçip kimse görmüyormuş gibi çiş yapmak,
  • Elle tutmadan, ağızda yenen kabak çekirdeğini büyük bir ustalıkla ayıklayıp, çekirdek içini mideye, kabuklarını püskürtüp tükürerek çevreye saçmak,
  • Sakızları sağa sola tekrar çiğnemek üzere yapıştırmak ya da yürüme yollarına atıp insanları çileden çıkarmak,
  • Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin üzerlerindeki tarihi değiştirip insanlara promosyon adı altında satmayı bir hüner saymak,
  • Otobüste, bir ayakla öteki ayağın parmak arasını kaşımak ya da tutunma direklerine sırtını dayayarak kaşınmak...

  •     ***
        Daha yüzlercesi sıralanabilir... İşte benim 2003'le beraber geride kalmasını istediğim bazı şeyler de bunlar. Çünkü ben de, "Çocuk görerek öğrenir," sözüne sonuna kadar inananlardan biriyim.
        Sevgili 7'den 77'ye okurlarım, hepinize mutlu yıllar diliyorum.
       
        yural@milliyet.com.tr
       
       





     Donatella Piatti
     Sarıkız'ın Anıları
     Tuba Akyol
     İlhan Uçkan
     Yalvaç URAL