|
|


Prof. Ünsal Oskay, Milli Piyango devlet ilişkisini yorumladı
Piyango bu devlete yakışıyor
Üç gün, beş gün, bir hafta, insanı zenginlik hayalleri kurmaya,umut etmeye yönelten Milli Piyango, bizi Devlet ile kumar'ın birbirine aykırı olup olmadığı sorusunu sormaya yöneltiyor
Melis Çelebi
Hayatın mantığına göre, iki kez kaybedenin üçüncüsünde kazanma şansı azalır. 'Kumar'daysa, şans her zaman taze kalır. Belki de bu yüzden, her yeni yıl arifesinde, şimdiye dek tek bir amorti kazanmamış bile olsak, taze bir piyango bileti cüzdanımızda yerini alır. Milli Piyango, 'Milli' sözcüğü ile arkasında 'devlet baba' olduğu mesajını verdiği için, 'kumar'ın en masum biçimi gibi görünebilir. Peki ya devlet eliyle ulusa umut pompalanması ne kadar masum? Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Ünsal Oskay'a sorarsak, halkını piyangoya muhtaç eden devletten ancak böylesi beklenir.
Milli Piyango, bu yılın birçok insan için yeni bir yıl olmasını sağlayacak mı?
Piyango bileti alanlara oranla, bundan para kazanacak olanlar daha az. Ama işin tatlı yanı, böyle bir umudun üç-beş gün yaşanabilir olması. Ortada yaşanacak doğru dürüst bir hayat kalmayınca, o hayatın daha iyisinin hayaline dayanan bir beklenti içinde olmak, insanı mutlu ediyor.
Hayatta ciddi bir şey kazanmanız için, çoğunlukla sizin gücünüz yetmez. Bugünkü hayat üslubu, daha iyi bir hayat standardına yönelik isteklerimizi kamçılıyor. Her gün işe aynı takım elbiseyle gitmeyi kendimiz için küçültücü buluyoruz. 'Bir tazelik olsun, yeni bir şey alalım' falan diyoruz. Toplumsal sistem, sadece reklamlarla, aydınlatılmış vitrinlerle değil, 'lifestyle' dergileri ve televizyon programlarıyla hepimizi kamçılıyor. Beklentilerimiz çoğu kez, hayatın bize normal akışı içinde verebileceği değerlerin çok daha üstüne çıkıyor. Lotarya, 10 yıl bekleyip de elde edebileceğimiz şeyi bize bir saniyede verecek gibi gözüküyor.
Peki piyangonun adaletsiz olduğunu söyleyebilir miyiz?
Bana çıkıyorsa adaletli, komşuma çıkıyorsa adaletsiz. Modern toplumda, adalet de artık şuna dayanıyor: 'Benden mi yana? Düşmanımdan mı?' Eğer, kazanan ben değilsem, Milli Piyango'dan para kazanan herkes benim düşmanımdır.
Bana babam hep 'Aman oğlum çalış, matematiğin iyi olsun' derdi. Çalıştım, mülkiyeyi kazandım. Orada da, hocalarım 'Çalış' diyordu. Çalıştım ama hiçbir zaman Michael Jackson gibi para kazanamadım. Babamın, hocalarımın bana aşılamaya çalıştığı mantık beni saatte 30 km hızla buralara getirdi. Kumarın mantığı çok tatlı. Adamı saniyede 30 bin km hızla aya çıkarıyor. Dünyaya tekrar gelsem, eskisi kadar çalışmam. Özal'ın basın danışmanı olurdum, filan yerde reklamcı olurdum ya da Popstar'a katılırdım.
Milli Piyango'nun devlete ait bir kuruluş olması, devlet eliyle umut tüccarlığı yapıldığının bir göstergesi değil mi?
Devlet ve kumar birbirine aykırı gibi geliyor sana büyük ihtimalle. Halbuki, devletle bankaların hortumlanması çok mu birbirine karşıt şeyler? Bizde skandallar oluyor. Kimse bunları fazla ciddiye almıyor. Belki bunlar sivri biçimlerde yaşandı bizde. Eee, devlet içinde böyle şeyler her zaman oluyor.
Peki bu ve benzeri aksaklıkların olması, devlet eliyle ulusa umut pompalanmasını doğru bir şey gibi göstermeye yetiyor mu? Devletin piyango düzenlemesi doğru mu?
'Doğrusu, yanlışı' diye bir şey yok. Ancak 'var mı, yok mu' diye sorabiliriz. 'Doğru mu, yanlış mı' demek için, mevcut olan devleti, toplumu, insanı değiştirmeyi de düşünmek lazım. 'Daha doğru dürüst bir devlet, toplum, daha iyi insanlar olmalı' dersek tamam. Ama bugün ne insan o kadar iyi bir durumda, ne de toplum o kadar iyi bir toplum. Kuşkusuz devletler de, o kadar iyi değil.
Örneğin, devlet eğitim harcamaları yapıyor. Eskiden ciddi miktarlarda olan parasız yatılı bursları bugün azaldı. Ama devlet Kur'an kurslarına, cami inşaatlarına, İmam Hatip'lere para harcıyor. Ülkenin gelişmesi açısından, daha acil ve akla uygun olan harcamaları bir yana bırakıp başka taraflara para yönlendiriyorlar. Devlet haklı haksız adalet dağıtayım derken, haksız yere adam öldürüyor; eğitim görmemiş, iş bulamamış insanı hapse atıyor. Bu arada, piyango da tertip ediyor. Bunu yargılamak için, öncelikle çok başka sorunları düşünmek lazım. Onun için, bence piyango bu devlete yakışıyor. Devlet, devlet olsa, insanları piyangoya muhtaç etmez.
Artık Milli Piyango'nun uzantısı televizyonlarda da yer buluyor. Kim 500 Milyar İster vs. gibi programlar var.
Popstar yarışması bir piyango değil mi? Ün kazanmamış bir insancık orada yırtınıyor. Bunlar hep hayatın normal akışı içinde, büyük ödüllerin, nemaların, gelmeyeceği anlaşıldığında, insanın girdiği bir tür çılgınlık alemi. İnsan, içinde yaşadığı hayatın işleyiş mantığından umut kestiği anda, birden bu gerçekliği unutmak, bundan uzaklaşmak istiyor. Bu bir tür akıl yitirimi.
Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, bazen aklımızı yitirmedikçe nefes de alamıyoruz. Yaşadığımız, pek akli bir hayat değil. Hep bu hayatı yaşayacağımızı iyi bildiğimiz için, böyle devrevi yollarla, bu hayatın bize acımayan mantığını dışlayan başka bir mantığa sarılıyoruz. Hayatın bütünündeki mantıksızlığa karşı piyango, çok daha umut verici bir mantıksızlık.
Piyango, sınanıp da iflas ettiğini anlamadığımız bir temele dayanan sürekli bir başkaldırma arzusu.
Bu tür başkaldırıların sistemde ve hayatta değişiklik yaratması için, aynı anda bu sistemin içinde ezilen, örselenen, zarar gören milyonlarca insanın örgütlü bir biçimde bir araya gelmesi lazım. Bunu yapamadığımız için, piyango görünüşte bir başkaldırı olmakla yetiniyor. Ama her eksik başkaldırı gibi, ne kadar çok piyango oynarsanız, sistemin içine o kadar batıyorsunuz. Dolayısıyla, yanlış ve marazi bir başkaldırı, bir beklenti, günümüzde işe yarayabilecek olan bir isyanın filizi. Bu filiz, her oynayışta bir kez daha kopartılıyor.
POPULER KÜLTÜR

Cem'in 2004 kehanetleri
Çekiliş talihlisi olmak...
t.A.T.u mu, tabu mu?
Mandalina yalnızlığı
Elena'nın 'Türklük'le imtihanı
İtiraf et, kitabın satsın
Depresif ukalalık
Serbest ve Özgür
Piyango bu devlete yakışıyor
Geçen hafta seçilenler
POPUN YARIM ASRI / 1964
|
|
|