03 Ocak 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Bu sınav kafaları karıştırdı

       
    Sözleşmeli Yardımcı Sağlık Personeli Seçme Sınavı'nda yüksek puan alanlar açıkta kaldı, düşük puan alanların tayini çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı tartışmalı sınavda 70 puan alan çok sayıda adaya hiçbir şans tanınmazken 0 (sıfır) puan alanların işe yerleştirilmeleri kafaları karıştırdı.
    Sağlık Bakanlığı söz konusu sınavı Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı için tartışmaların uzağında kalmak istiyor. Dün yayımladığı basın bülteninde, söz konusu sınavın bir yeterlilik sınavı değil yarışma sınavı olduğuna dikkati çekerek, önemli olan puan değil, tercih sıralamasıdır diyor.
    MEB ise söz konusu yanlış anlamaların tercih sisteminin iyi anlaşılamamasından kaynaklandığını söylüyor. Oysa bazı adaylar aynı ili tercih ettikleri halde kendilerinden daha düşük puan alan adaylara öncelik tanındığı iddiasındalar. İşte bir örnek 23596207868 numaralı aday 63, 18169386934 numaralı aday ise 60 puan almış. İlk aday açıkta. İkincisinin ise Sivas'a tayini çıkmış. meb.gov.tr'ye girdiğinizde de bu durumu görebiliyorsunuz. Ama adayların tercih listeleri görünmediğinden ya da kaçıncı tercihlerine girip girmedikleri belli olmadığı için daha fazla yorum yapmak mümkün değil.
    Öyle ya da böyle kafalar karmakarışık. Bu bir yeterlilik sınavı değil, yarışma sınavı diyerek işin içinden çıkılamaz. Sağlık gibi önemli bir konuda üstelik bilgiyi ölçen bir sınavda sıfır puan alanları göreve atamak, yönetmeliklere göre doğru olsa bile etik değildir.
    Hukuk, eğitim, sağlık gibi kamuyu ilgilendiren konularda, belli bir puan barajının altına düşenler, kesinlikle göreve atanmamalı, yüksek puanlılara eleman bulmada güçlük çekilen yörelere gidip gitmeyecekleri konusunda bir şans daha tanınmalıdır. Yoksa, kısa bir süre sonra kaliteden söz etmek olanaksız hale gelir ki bunun da topluma faturası çok ağır olur!
   
    Şehit öğretmenler(4)
    Milli Eğitim Bakanlığı'ndan, Eğitim - Sen ve Milli Eğitim Vakfı'ndan uzun uzadıya yazılar geldi. Şehit öğretmenlerimize meğer ne kadar çok sahip çıkmışlar da biz görmezlikten geliyormuşuz. Bakan Bey, olayın duyulduğu ilk andan itibaren telefon trafiği ile tüm gelişmeleri yakından izlemiş. Derin üzüntülerini her vesile ile bildirmiş. Şehit öğretmenlerden Burçin Uysalın ismi bir okula verilmiş. Aysun Karalar'ınki de yakında verilecekmiş. Bu konuda talimat verilmiş. Tıpkı şehit ailelerine her konuda yardımcı olmaları için verilen talimat gibi.
    Bakan Bey'in cenazelere katılmayışı ise "görev ve sorumluluğunu yerine getirirken, elim bir yangın faciasında yaralanan öğretmenlerimizin cenazeleri üzerinden reklam ve siyaset yapmayacak kadar işin bilincinde olmasından"mış. Ayrıca Bakan Bey, konunun bu şekilde gündeme gelmesinden de hiç hoşlanmamış. (Eyvah çok korktuk!)
    Milli Eğitim Vakfı ise yapabilecekleri çerçevesinde, daha önceki benzeri tüm olaylarda olduğu gibi şehit ailelerinin yanı başındaki en yakın kurumun kendileri olduğu görüşünde. Haksız da sayılmazlar. Eğitim - Sen de son olayda cenazeyi götürecek ambulansı bile kendilerinin temin ettiğini, çünkü MEB'in tahsis ettiği açık ambulansla cenazenin götürülmesinin mümkün olmadığının görüldüğünü söylediler.
    Özetin özeti: Başta şehit aileleri olmak üzere eğitime gönül veren herkesin yüreğinin yandığı kesin. Bakan Bey, keşke cenazelere katılıp, sağlıklarında göstermediği şefkati şimdi mi gösteriyor diyenlere de kulaklarını tıkayıp yüreğinden geçenleri toplumla paylaşsaydı. Bunun adı ne reklam ne de siyaset olurdu. Umarız, tüm kesimlerin samimiyetini test edecek benzeri vahim olaylara bir kez daha şahit olmayız.
   
    aguclu@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Sol ve CHP

Çetin ALTAN
Kosmos, Espas, Uzay ve biz...

Melih AŞIK
Küçük dilekler...

Fikret BİLA
Kerkük'le oynamak

Hasan CEMAL
Atatürk'le portakal çiçekleri

Can DÜNDAR
Meclis deposunda 'sakıncalı bir tablo'

Abbas GÜÇLÜ
Bu sınav kafaları karıştırdı

Mehmet Y. YILMAZ
Bir kere yaptım, yine yaparım!

Meliha OKUR
Hodri meydan!

Hasan PULUR
Varsın, olsunlar...

Derya SAZAK
Hüsrev Kutlu vakası

Tamer HEPER
Umarım endişem yersizdir

Güngör URAS
Cihanyandı Lütfiye yavru bekliyor