|


Hüsrev Kutlu vakası
AKP Adıyaman milletvekili Hüsrev Kutlu, 'mareşal üniformalı' Atatürk tablosunun kaldırılması ve 'kışla' hissi uyandıran TBMM Muhafız Taburu'nun Meclis dışına taşınması konusundaki görüşleriyle ordu - hükümet ilişkilerinde '28 Şubatvari' bir gerilime yol açtı.
Ankara'daki bu gerilimin en başta Başbakan Erdoğan'ı sıkıntıya soktuğu gözleniyor. AKP liderinin üslubundaki sertleşme 'Hüsrev Kutlu vakası' dışında 'derin'deki kimi sorunların varlığına işaret ediyor. Kıbrıs dosyası asker - sivil dengesindeki güçler çatışmasının somut göstergesi. Nitekim Erdoğan'ı sinirlendiren soru da Kıbrıs'a ilişkin. Dışişleri ve Genelkurmay arasında farklı görüşler bulunduğunun vurgulanması üzerine Başbakan Erdoğan, 'Kimse hükümetiyle ordusu arasına gelip de böyle bulanık havalar estirme gayreti içerisine girmesin' diye tepki gösteriyor.
Kulislerde bir süredir Kıbrıs politikasının 'MGK'da oluşturulması'na dönük istemler konuşuluyordu. Kuvvet komutanları bu beklentiyi Genelkurmay Başkanı Özkök'e iletmiş olmalılar. Başbakan'ın Genelkurmay Başkanı ile yaptığı ikili görüşmenin ardından Kıbrıs'a ilişkin tereddütlerin medyaya yansıyış biçiminin Erdoğan'ı rahatsız ettiği anlaşılıyor.
AKP liderliğini 'yönetim türbülansı'na sokan asıl gelişme ise 'kontrol dışı' olaylar. Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'le ilgili polemikleri bastırmaya çalışırken, 'Hüsrev Kutlu vakası'nın patlaması AKP yönetimini şoke etti.
Refah döneminde benzer örnekleri yaşamıştık.
Merve Kavakçı'nın 'başörtülü' yemin töreni, Şevki Yılmaz'ın başrolü oynadığı hac görüntüleri, Kaddafi'nin çadırında hakarete uğrayan Erbakan profili, 'Kan dökülecek, fıstık gibi olacak' diyen Halil İbrahim Çelik'ler, Sincan görüntüleri, 28 Şubat bildirine karşın Başbakan'ın çevresinde yangına körükle giden Hasan Hüseyin Ceylan'lar.
Tam bunların geride kaldığını düşünmeye başlarken, Fatih'teki tarikat görüntüleri ve Hüsrev Kutlu'nun sözleri gündeme geldi.
Adıyaman'da 3 Kasım öncesi DYP İl Başkanlığı yapan ve çevresinde 'Nurcu' bilinen Kutlu'nun AKP'ye geçince siyasi söylemine, 'köktendinci' vurgular kazandırdığı anlaşılıyor. Dokunulmazlıkların kaldırılması sırasında 'Yargıya güvenmiyoruz' diyen Kutlu'nun bu çıkışı niye yaptığı şimdi anlaşılıyor. Bu sözler ya tarikat türü örgütlenmeleri koruma çabasından kaynaklanıyor ya da 'şeriat hukuku' düşüncesini akla getiriyor!
Yalman ve Özkök paşaların açıklamaları ordunun rahatsızlığını yeterince yansıtıyor. Elbette bu tür uyarıların yeni 28 Şubat'ların habercisi olmasını dilemiyoruz. Sağduyulu bir AKP milletvekilinin dün söylediği gibi 'Siyaset kurumunun alternatifi asker olmamalı'.
Durumdan vazife çıkarmaya gerek yok, gerilimi düşürme ve 'güven verme' sorumluluğu hükümetindir.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|