04 Ocak 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
40 yıl geciken özgürlük

        WASHINGTON
   
    Biraz hazin, biraz muzır, biraz nostaljik bir hikaye anlatacağım size. Bir bakıma mutlu sonla noktalanıyor ya, sonu gecikmiş bir yanı da var.
    Önce birlikte zaman ve mekan değiştirip 40 yıl geriye, 1964'ün New York şehrine uzanmalıyız. Hikayemiz burada, Manhattan'ın Greenwich Village diye bilinen, o zamanların sanatçı yurdu, bohem mahallesi, politikada, resimde, müzikte avant-garde, yani zamanının bir adım önündeki Amerikalıların favori köşesinde geçiyor.
        Greenwich Village'de bir gece kulübündeyiz. Adı: Cafe Au Go Go. Tarihi söylemiştim değil mi? 1964. Başkan Kennedy öldürüleli bir yıl olmuş. ABD'nin Vietnam macerası batağa dönüşmemiş daha ama yakındır.
    Türkiye ise malum, o zamanlar, seçilmiş başbakanını asabilmiş bir ülke artık!
    İşte 1964'te bir gece, Cafe Au Go Go'da, 38 yaşında, siyah saçlı, narin yapılı bir adam -haydi, kulüp ağzıyla söyleyeyim- sahne alıyor. Bu adam bir komedyen. Adı Lenny Bruce.
    Greenwich Village bohem yer, karşı kültür merkezi filan demiştim ya, kelimenin o zamanki anlamıyla solcu bir mahalle de diyebilirdim pekala. Yani pek öyle muhafazakar kafalıların, mazbut ailelerin gezip tozduğu bir yer değil. Sanatçı tayfasına üniversiteliler takılıyor daha ziyade. Tabii, saçlar uzun, etekler mini, kafalar genelde iyi...
    Lenny Bruce o 1964 gecesinde her zamankine benzer skeçlerinden oluşan bir programla güldürüyormuş milleti. Esprilerinde mutlaka bir siyasi mesaj da veriyormuş. Kennedy'nin dul eşi Jackie'nin kendisine yeni koca aradığından tutun da Soğuk Savaş'a uygun Rus-Amerikan fıkralarına kadar birçok yerde geziniyormuş. Hikayelerinden biri Musa ve İsa peygamberleri 1964 New York'una geri döndürüyormuş örneğin, hem de Harlem'in doğusuna. Harlem, malum, o zamanlar gerçekten siyahların mahallesi. Ama bugünkü gibi nezih değil. Her köşe başında uyuşturucu satılıyor, evsizler yollarda yatıyor, turist otobüsleri mahalleye girmiyor, yakından geçen otobüslerdeki yolculara da kurşunlanma tehlikesine karşı iki büklüm eğilmeleri söyleniyor. İşte Musa ile İsa bu durumu görüp, bir de tek bir odacığın içinde 25 kişi yaşayan bir yoksul aileyi ziyaret edince dayanamışlar, zamanın New York kardinali, yani şehrin Katolik lideri Francis Spellman'ın karşısına çıkmışlar. "Ey kardinal, parmağındaki şu taşlı yüzüğü satsan Harlem'in karnı doyar" deyivermişler filan. Skeçleri uzatacak değilim. Özetle, Lenny Bruce din, devlet, otorite tanımadan siyasi mesajlar veriyor ama bu mesajları bir de şimdi burada ağzıma alamayacağım türden küfürlerle, cinsel çağrışımlı deyimlerle süslüyormuş anlayacağınız.
    O gece, Lenny Bruce'un sonu olmuş. Zaten Katolik Kilisesi ne zamandır takmışmış komedyene, Manhattan'ın başsavcısı "Ben onun hakkından geleceğim" diye dolaşıyormuş ortalıkta. Gelmiş de!
    Bir dava, bir duruşma derken... İfade özgürlüğünü, kağıt üstünde "en kutsal şey" sayan ABD'de Bruce'un anayasal hakkına pek bakmamışlar. Muzır konuştu diye dört aylığına atmışlar içeri. Dili kıvrak ve keskin komedyen, temyiz için varını yoğunu harcamış, nafile! Hapisten çıkınca da iş bulamamış bir daha. İki yıl sonra, 1966 yazında, morfinin dozunu kaçırmış, ölü bulunmuş.
    Evet. Hikayemizin sonuna geldik.
    Şimdi sorsanız yeridir: Hayrola... Pazar pazar, 40 yıllık hikayeyi neden anlattın bize?
    Nedeni şu: New York Eyalet Valisi George Pataki geçen hafta Noel nedeniyle, Lenny Bruce'u affettiğini söyleyivermesin mi? Zamanın ünlü komedyeni, hüküm giydikten 40, öteki dünya diye bir yer varsa eğer, orayı boyladıktan da tam 38 yıl sonra aklanmasın mı?
    Vali Pataki, "İfade özgürlüğü bunu gerektiriyor, anayasa böyle yazıyor" filan diye konuşurken düşünüyordum ben de: Umarım, Lenny Bruce bir yerlerde kahkahayla gülüyordur şimdi.
    Haklarımızın gecikmeyeceği, özgürlüklerimizin ertelenmeyeceği, bol bol güleceğimiz ve bu hayatı daha çok seveceğimiz bir yıl olsun 2004!
   
    Yazara e-mail
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yasemin Çongar