|


İlk göz ağrımız
Olur ya bazen... Bir mağazada dolanırken gözünüze ilişir aniden...
"O!.."
Bir zamanlar yanıp tutuştuğunuz ilk göz ağrınız... Uğruna evden kaçtığınız, harçlığınızdan artırıp yoluna saçtığınız, iki gözünüzdeki iki çeşme... Kahkahanız, kavganız, sevdanız...
Şaşarsınız:
Saçları ağarmıştır. Gözleri yorgun... İki elinde iki çocukla solgun...
- Nasılsın?
- İyiyim... Ya sen?..
- Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...
- Annen, baban?..
- Babamı kaybettik. Annem hasta...
- Mutlu musun?
Sessizlik...
- Telefonumu vereyim, ararsın belki...
İki yanakta iki masum buse; biri eski sevgiliye, diğeri onunla yitip giden maziye...
"- Kimdi o amca anne?.."
***
Ankara Sanat Tiyatrosu'nun eski koltuklarına otururken bunları hissettim. Çocuklarımızın "Neresi burası?" diye sorduğu o sahne, bir zamanlar mabedimizdi bizim... Neslimizle yaşıttı. Gözümüzü orada açmıştık. İlk sloganı orada atmış, Nâzım'ı, Brecht'i, Mumcu'yu orada tatmıştık.
Nasıl da ele avuca sığmaz bir diriliği vardı. "Sakıncalı Piyade" hep bir ağızdan söylenir, "Rumuz Goncagül" bittiğinde salon alkıştan çınlardı.
Harçlığımızdan artırıp kâh "Ana"da buluşurduk, kâh "Küçük Adam"da...
70'lerde 12 Mart'a, 80'lerde 12 Eylül'e direndi de tiyatromuz, 90'larda "piyasa şartları"na yenildi. Erkan Yücel, Yaman Okay, Savaş Yurttaş, Rana Cabbar, Kerim Afşar tarihe gömüldü. Kalanlar, "Komün Günleri"nden çok uzakta, Yeşilçam'da, beyazcamda hoyrat bir ekmek kavgasının peşinde bölündü.
"Ateşi ve ihaneti gördü" AST...
Seyircisiyle birlikte çözüldü.
***
Yeniden buluştuğumuzda sahnedekilerin pek azını tanıyorduk.
Tanıdıklarımızın, Rutkay Aziz'in, Erol Demiröz'ün, Cahit Berkay'ın saçlarına yıldız yağmıştı. Ama dönmüşlerdi işte...
AST, bizim gibi 40'ına gelmiş ve bir yılkı atı gibi kaderine terk edilen Ihlamur Sokak'taki eski dergâhı ihya etmeye karar vermişti.
AST gibi tiyatroda 40. yılını kutlayan Rutkay Aziz, 2 yıldır merdivenlerinden inmediği o salona dönmüş, başka şehirde bıraktığı bir evladı kucaklar gibi, hem rejiye, hem oyunculuğa soyunmuştu.
100. yılını kutlayan bir ustanın, Nâzım'ın "Memleketimden İnsan Manzaraları"yla açtılar tozlu perdeyi...
Lakin elde avuçta yoktu. Borç, boyu aşmıştı. Berlin'de, Paris'te olsa devletçe korumaya alınacak bir tiyatro, sahne arkasında patlayan kanalizasyonun salonu basmaması için etrafa talaş serperek perde açıyordu. Ne 34 kişilik kadroyu doyuracak gelir, ne eski seyircinin garantisi vardı. Endişe içindeydiler:
Acaba AST'nin eski seyircisi hayatta mıydı?
Hayattaysa bile gelecek miydi?
***
Zil çaldığında, ağarmış saçlarla, kolunda çocuklarla çıkageldi eski seyirci...
Yitik bir maziyi arar gibi, ilk göz ağrısına koşar gibiydi.
Ne bir ilan, ne de haber çıkmıştı, ama oyun, sessiz sedasız "kulak yapmıştı".
Tıklım tıklım doldu salon... Ertesi gün de öyle... Bir sonraki gün de... Eski sloganlar yoktu, eski kadrolar da... Yine de tanımıştı seyirci:
"O'ydu".
***
Halen Ankara'dalar, yakında İstanbul'a geliyorlar. Sonra İzmir'e...
Gidin mutlaka!.. Mazinize sahip çıkmak için değil sade, dağdan suyun geleceğine inanmış bir ekibin dirilişini görmek için de gidin.
Ve bunca kir pas içinde hâlâ onurlu kalabilmiş birini görmek istiyorsanız sahnedeki Mahkûm Halil'e dikkat edin:
"Gözlerinin altında çizgiler / şakaklarında beyaz/
Halil belki ihtiyarladı biraz/
fakat kitap, kelepçe ve yürek eskimedi".
can.dundar@e-kolay.net
|
|

Çetin ALTAN
|
Do, Re, Mi, Fa, Sol, La, Si, Do...
|
Melih AŞIK
|
"Tamamı okundu"
|
Fikret BİLA
|
Ciddi mi değil mi?
|
Hasan CEMAL
|
Kader yılı!
|
Can DÜNDAR
|
İlk göz ağrımız
|
Abbas GÜÇLÜ
|
Ertuğrul Özkök, İpekçi ve Mumcu
|
Mehmet Y. YILMAZ
|
Anketlerde aşk, parayı yendi
|
Hasan PULUR
|
İğne, çuvaldız ve insanlar...
|
Derya SAZAK
|
PASOK örneği
|
Ece TEMELKURAN
|
Niye hâlâ doğuyor insan?
|
Osman ULAGAY
|
48 milyar dolar ihracatı nasıl yaptık biz?
|
Güngör URAS
|
Ayşe Hanım'ın enflasyonu 25.3 IMF'in enflasyonu 13.9
|
Serpil YILMAZ
|
2004 sinerji yılı olabilir
|
|