05 Ocak 2004 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Bayhan, eleştiri, AKP, ben, siz ve memeler üzerine bir yazı:
   
Pop'un 'pop'u çıktı'!

   
Eleştiri, 'popüler kültür'ün kendisi olunca eleştiri safları da eleştirileceklerin kalabalığına dahil oldu. Ama artık sözün, o söze ait cümlelerle edilmesi gerekiyor; sınıfsa 'sınıf' diyeceksin adlı adınca, öfkeyse öfke, aşksa aşk....

            Bitti. Benim için bitti. Popüler kültür üzerinden bir şey söyleme işi bendeniz için galiba bitti. Zira artık popüler kültür kendi kendisinin tahlilini yapmaya başladı. Zira artık popüler kültür eleştirisi artık popüler kültüre dahil oldu! Popstar yarışmasının jüri üyelerinden Ercan Saatçi yarışmayı bir "sosyoloji laboratuvarı" olarak görüyor ve tahlillere girişiyorsa, bizatihi bir popüler kültür öznesi / nesnesi olarak, artık "gözlemleyene" söyleyecek söz kalmamıştır: Gösterge kendi kendini izlemektedir! Hocamız Ünsal Oskay, dünyaya şimdiye dek "kıyısından" bakmış bir şahsiyet olarak Çağla Şıkel'le yan yana oturup Televole programlarına "mevzu ediliyorsa", artık eleştiri bir eleştiri konusu olmuştur. Artık orada Ünsal Oskay da Çağla Şıkel kadar üzerine söz söylenecek bir popüler kültür "nesnesidir" (Buraya dumuru anlatan bir imla işareti koymak isterdim). Eleştiri, popüler kültürün kendisi olunca, artık eleştiri safları da eleştirileceklerin kalabalığına dahil olmuştur.
    Peki bunları ben mi söylüyorum? Üç - beş yıldır sık sık popüler kültür kahramanları üzerinden yazılar yazan nadide şahsiyet, "sevgili Hıncal Uluç"un deyimiyle "genç, güzel köşe yazarı (kayıtsız bir kahkaha sesi!) Ece Temelkuran"?
    Popüler kültür, televole alemleri üzerine yazmaya başlarken aklımda iyi bir gerilla harekâtı planı vardı. Yeni Binyıl Pazar ekinde yazıyordum ve o vakit cereyan eden Seattle'daki olaylardan söz etmek istiyordum; antikapitalist eylemlerden.
   
    Deniz Akkaya'nın memeleri
    O günlerde de Deniz Akkaya fena halde gündemdeydi. Düşündüm ki, eğer Akkaya'nın memelerinden söz edersem ve konuyu bir biçimde Seattle'a bağlarsam, bu işle hiç ilgilenmeyenler de ilgilenirlerdi. Yazının başlığını "Deniz Akkaya'nın memeleri arasında bomba patladı!" koydum ve sanırım etkili de oldu. Fikir iyiydi: Eğer herkes tek bir yere bakıyorsa ve onları esas bakmaları gereken yere baktıramıyorsan, baktıkları yere git lafını orada söyle! İnsanlar, dünyanın ve insanlığın durumundan ziyade birilerinin memeleriyle ilgileniyorsa, sen de o memelerin arasına gir ve bombanı orada patlat! İyi bir gerilla taktiği! Bugüne kadar da popüler kültür kahramanları üzerinden yazdıklarımda aslında başka şeyler anlattım. Ebru Gündeş üzerinden "eski solculuk" hastalığını, Hülya Avşar üzerinden sınıf atlama psikozunu, Nil Karaibrahimgil üzerinden güdük özgürlük kurgularını vesaire.
   
    Bayhan'ın esmer adamları
    Bugün de Popstar'ın Bayhan'ı üzerinden esmer Türkiye'nin, emniyetli sitelere kapanmış, kentin ter kokulu, kaba ve ürkütücü esmer kalabalığından kaçarak "temiz" kalmaya çalışan "beyaz" Türkiye'den aldığı alaycı intikamı yazacaktım. Diyecektim ki; Zerrin Özer - niyeyse - "Türk Pop'u adına üzülüyorum" gibi Genelkurmay Başkanlığı diliyle yaptığı ve Bayhan'ın o beyaz adamlar arasına değil, Gülhane'nin kanlı ve terli kalabalığına ait olduğuna dair açıklamalar yaptıkça, Bayhan'ın oyları yükseliyor. Hatta diğer "Tarkanımsı", beyaz yarışmacı oğlan çocuklarının yılbaşında çıktıkları bara "Bayhancıların" saldırısının da bunun bir göstergesi olduğunu söyleyecektim. Bayhan bu bakımdan ne kadar çok AKP'ye benziyor aslında. Erdoğan da konuşmamıştı seçimlerden önce, Bayhan da konuşmuyor. Çünkü, bir kere esmer kalabalığın, ezilenlerin yönünü şaşırmış öfkesinin talihli kahramanı olduktan sonra, artık hiçbir şey söylemenize gerek kalmıyor. Hatta ne Bayhan'ın ne de Erdoğan'ın o noktadan itibaren ezilmekle ilgili bir şey bilmesi bile gerekmiyor! Meşhur "halk" ve "vatandaş" ayrımında onlar. "Vatandaşa" hücum halinde olan, "halkın" desteğini alıyor. Bu arada birbirinden nefret eden, tiksinti duyan esmerler ve beyazlara, kimse esas meselenin sistem olduğunu söyleyemiyor, söylemiyor. Sınıfların birbirinden nefreti "sınıf" kavramının kendisine yönelemiyor bir türlü.
    Velhasıl şunu diyeceğim: Artık pop'un pop'u çıktı! Artık, ben yokum. Bir "pop" olduğumdan değil; artık sözün, o söze ait cümlelerle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesele sınıfsa sınıf diyeceksin adlı adınca, öfkeyse öfke, aşksa aşk. Ben artık lafı dolandırmamak, Deniz Akkaya'nın memelerine dolanmadan cümle kurmak niyetindeyim. Haberiniz olsun dedim!
   
    ecetem@hotmail.com
   
   





Taha AKYOL
Asker ve modernleşme

Çetin ALTAN
Köprü

Fikret BİLA
Türkmenlere Mısır eğitimi

Yasemin CONGAR
Kerkük olayları ve ABD

Hasan PULUR
İki öğretmen ve bu şiir kimin?

Derya SAZAK
Medyada rol modeli

Ece TEMELKURAN
Pop'un 'pop'u çıktı'!

Yaman TÖRÜNER
Sonuçlar sizi yanıltmasın

Osman ULAGAY
Erdoğan ve Lula'nın seçmenle imtihanı

Güngör URAS
2010'da kişi başı 10 bin dolar gelir hedefine ulaşmak için her yıl yüzde 20 büyümemiz gerekir