06 Ocak 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Piliç edebiyatı

       
Bir AIDS'linin fahişe olduğu için teşhir edildiği, çantasında prezervatif bulunan kadınların gözaltına alındığı bir ülkede, bunlara rağmen ve bunlara karşı seks yazmak, piliç edebiyatı yapmak iyidir

   
       
    Piliç edebiyatı deniyor. Chick lit. Hani bazı kadınlar "Sabah kalktım, duş aldım, kremler süründüm, g-string'imin üstüne düpdüşük belli kotumu giydim, sevgilimi aradım, ben ne zaman evleneceğim, sevgilim de bana adam gibi bir hediye bile almadı bu yılbaşında, ayrılsak mı acaba, annem diyor ki, arkadaşım dedi ki..." vesaire yazıyorlar ya.
    Ki ben de yazıyorum işte. Yazdım bile. Ben piliç miyim şimdi? Tam da doğum günüm yine yaklaşıyor, 30'ların küsuratını iyice idrak edeceğim derken. Neyse ki edebiyatla piliç olabilirmişim. Buna da ne kadar edebiyat denirse!
    Ama benim yok zaten derdim edebiyatla falan. Kadın yazar olayım, her meseleyi kadınım ya o bakımdan içli hisli yazayım ya da en "önüne gelene bir tekme" ben olayım ya da felsefe yapayım, sosyoloji yapayım ya da cinsiyetsizmiş gibi olayım, hatta en erkekmiş gibi ben davranayım...
    Böyle dertlerim de yok.
    Ben piliç edebiyatını sevdim. Siz bana kısaca "Piliç" deyiniz. Tanıştığımıza sevinir, çok memnun bile olurum.
   
    Annem, arkadaşım, seks...
    Annemden başlayalım mı?
    14-15 yaşlarındayken, bir sabah yürüyüşünde anneme "Sen hiç babamdan başka biriyle seviştin mi?" diye sormuştum.
    "Hayır" dedi.
    "Hadi ya!" dedim.
    Annem sonra o konuşmayı arkadaşlarına anlatırken "Oysa ben" dedi, "kızım beni takdir edecek diye nasıl gururla cevap vermiştim o soruya. Ama o beni küçümsedi."
    Artık büyüdüm. Bugün bir kadının tüm ömrü boyunca tek bir erkekle sevişmeyi seçmiş olmasını küçümsemiyorum. Ne de her canının çektiği ile birlikte olanları yadırgıyorum. Yeter ki yaşadığı şey kendi tercihi olsun.
    Arkadaşıma geçelim mi?
    Üç kadın oturduk "Popstar" izliyoruz. Elbette yine çok gülüyoruz. Şarkılara eşlik ediyoruz. Jüri bizim yanımızda halt etmiş, eleştirinin Allahını biz yapıyoruz. Kıyafetten tutun da duruşa, konuşmaya, nerede detone olduya kadar en jüri biziz, zira biz jüriyi de eleştirebiliyoruz.
    Sonra bir arkadaş, "Bilmem kim vardı ya, birlikte Eliza testi yaptırmamızı istedi" dedi laf arasında. "Nurtopu gibi, pek düzeyli, uzun süreli bir ilişki doğuyor, hadi hayırlısı" dedim ben.
    Birçoklarının bir kadından Eliza testi istemenin o kadına fahişe demekle eşanlamlı olduğunu düşüneceği muhakkak. Ama bir çevrede de test istemek, evlenme teklif etmek gibi bir nevi. Zira insan birkaç kez sevişeceği biriyle prezervatife tahammül edebilir. Adam daha fazlasını istiyor olmalı. Ve bilmem söylememe lüzum var mı? Adam tabii ki Türk değil, Amerikalı!
    Bakire değil, fahişe değil
    Kadın yazarlar niye seks yazıyormuş? Oysa erkekler seks konuşurmuş, kadınlar aşk. Bu onlara yönetici konumundaki erkeklerin bir oyunu muymuş acaba? Vatan gazetesinin pazar eki, "Batı basını bunu tartışıyor" diyerek böyle bir haber hazırladı (28 Aralık).
    Seks yazabilirim. En az aşk yazabildiğim kadar rahatlıkla. Seks de zira, en az aşk kadar işte orada, bir hakikat. Dokunulmaz değil, konuşulmaz değil, yazılmaz değil, ayıp değil. Aşkı kutsal kabul edip seks yokmuş gibi yapamazsınız. Seks de aşka dahil ve her ikisi de kutsal falan değil.
    Toplumun geniş kesiminde kadınların cinselliği özgür yaşayamadığını bilmiyor değilim. Ama benim muhitimde kadınlar para kazanıyor, yalnız yaşıyor ve hayır, her önüne gelenle değil, istemediği hiç kimseyle değil ama evet, istedikleri erkeklerle seks yapabiliyorlar.
    Evli değiller ve bakire değiller ve evlerinde, çantalarında prezervatif taşıyorlar ama inanmazsınız / inanmazlar fahişe de değiller.
    ***
    Piliç edebiyatı mı yaptım ben şimdi? Evet yaptım. Edebi miyim? Hayır değilim. Piliç miyim? Müsaade ederseniz, "Ben piliç, tanıştığımıza memnun oldum" demek isterim.
   
   
"Bak bu terörist, bu orospu, bu da AIDS'li orospu..." Ne bu?
    Yakın geçmişe kadar televizyonda bu yapılıyordu. "Evlerinde şunlar bunlar bulundu" denerek, önlerinde bir masa dolusu bir şeyler, patlayıcılar, silahlar, "sakıncalı" kitaplar; masanın gerisinde "teröristler" -ki kendileri henüz "ele geçirilmişler" ve daha yargılanmamışlar- ana haber bülteninde teşhir ediliyorlardı.
    Siz hiç bir yakınınıza rastladınız mı orada, o masanın arkasında?
    Ben rastladım.
    Yeri gelir bir gün size o gün nasıl ağladığımı, ondan sonraki günlerde de ne çok ağladığımı, nasıl öfkelendiğimi, bu ülkeden, bu ülkenin polisinden, basınından nasıl nefret ettiğimi, orada gördüğüm ve çok sevdiğim o kişiden değil, o ve ben böyle bir ülkede yaşıyoruz diye nasıl utandığımı, üstelik bu ülkenin kara mizahı olarak da o kişinin o davadan bir gün bile ceza almadığını, devletteki görevine iade edildiğini ama neler yaşamak zorunda bırakıldığını, bizim neler yaşamak zorunda kaldığımızı,
    bugün bile şunları yazarken boğazımın ağrıdığını, gözlerimin yandığını... "Anlatırım" diyecektim, duramadım işte anlattım bile.
    Kimseyi böyle teşhir edemezsiniz efendim. Kimseyi, suçu sabit bile olsa böyle kameraların önüne atamazsınız. "Aha bak işte bu terörist, bu orospu, bu da AIDS'li orospu" diyemezsiniz.
    Yasalar herkes içindir. Suçluları ve katilleri ve fahişeleri ve travestileri ve hastaları da koruyor o yasalar.
    İnsanların, Türkiye'de çalışan Ukraynalı fahişeler dahil, hakları var.
    Ve teşhir insan haklarına aykırı! Bu kadar.
    O haklar ki gün gelir size de lazım olurlar.
   
       
"Sakıncalı" prezervatif
    Benim bir anahtarlığım var. Eşantiyon olarak dağıtılmıştı. Böyle ince uzun, ne denir ona, silindir şeklinde, kapağı döndür döndür açılan, hoş metalik gri bir kutu. Birkaç yıldır anahtarlarıma eşlik ediyor. Prezervatif kabı!
    Peki siz biliyor musunuz ki bir barda polis kontrolü sırasında üstünde prezervatif bulunan kadınlar "fahişe" diye gözaltına alınabiliyor. Ya da çantasında prezervatif varken tecavüze uğrarsa tecavüzcünüz ceza indirimi alıyor.
    Sonra da işte AIDS'le mücadele için HIV pozitif bir kadın teşhir ediliyor.
    Siz nerede kaldı prezervatif kullanımını özendirmek, kullananı cezalandıracaksınız; sonra da bir kadını teşhir edip neymiş efendim "kamu yararına" iş yapmış olacaksınız... Prezervatif kullanmasını kösteklediğiniz, AIDS olması muhtemel fahişelere peki ne yapacaksınız? Onları da ihtimal üzerinden mi teşhir edeceksiniz?
    Fahişelerle ilişkiye giren tüm erkekleri de yakaladığınız yerde teşhir edecek misiniz mesela? Karıları önlem alsın diye...
    Şimdi Erzurumlu kadınlar kocalarından Eliza testi istiyor. İyi yapıyorlar. Bu devirde kocanıza bile güvenmeyeceksiniz. Vücut sizin, sağlık sizin... Teşhir edilmesini beklemeyin.
   
    tubakyol@yahoo.com
   
   
   





 Donatella Piatti
 Sarıkız'ın Anıları
 Tuba Akyol
 İlhan Uçkan
 Yalvaç URAL