|
|


Mandalina yalnızlığı
60'larda yılbaşı soyduğun mandalinadan yanındakine bir dilim uzatmaktı. Şimdi ise isimsiz kalabalıkların açık büfesi
Ahmet Tulgar
Yılbaşı, Türkiye'de bütün o hay huyuyla, biçime içerik kazandırma çabasıdır. Telaş ve dağınıklık bundandır. Son 25 yılda da yılbaşı biçimine bir içerik bulunmuş gibidir: Gazino.
Gazino, Türkiye toplumunun dışarıdan gelen biçimlere içerik kazandırma konusundaki kararlılığına ve yaratıcılığına; dağınıklığı ve sistemsizliği, sistem olarak kabul etmesine, ondan yararlanabilmesine iyi bir örnektir.
Yılbaşı ile gazino; bu yüzden televizyon stüdyolarında nihayet vuslata ermişler, birbirlerine pek de yakışmışlardır.
Yılbaşı ve gazino; bir neyi takıp neyi çıkaracağını, neyi tüketip neyi tüketmeyeceğini bilememe, bir taşkınlık, bir rüküşlük halidir. Türk Pop Müziği ile birlikte; sığmayıp kabına taşan, biçimleri deforme eden, onları kendince ve kendi işine geldiği gibi kullanan 'Türkiye içerikleri'nin önde gidenleridir.
Tam geceyarısı, televizyonlarda ve eğlence yerlerinde sahneye çıkan, fırlatılan dansözler adeta bu Batılı formu ayaklarının altına alıp eziyor gibi hırs ve hararetle dansederler. Dans, Türkiye toplumunun ona lanse edilmiş, hatta dayatılmış bir formaliteye galebe çalmasıdır o gece, o saatte.
Henüz televizyon yayınlarının devlet tarafından sıkıca denetlendiği yıllarda, en muhafazakâr hükümetlerin iktidar dönemlerinde bile, yılbaşı gecesi, yasaklı arabeskçilerin, dekolte dansözlerin stüdyolara davet edilmesi ve eğlencenin merkezine alınması; bir taviz, bir hoşgörü olmaktan çok, onların bu sistemsizlik tarafından nasıl olsa absorbe olacağına, emileceğine ve kendi otoritesine zarar vermeden geçip gideceğine kanaat getirmiş olmasıydı devletin, hükümetin.
Zeki Müren diye bir cihaz
Halkın hüznünü, hazzını, cinselliğini, yani bu kadar özelini denetlemeden iktidar olamayacağına inanan baskıcı yönetimler, 70'lerden itibaren bir dizi kendince, kendinde, kendiliğinden muhalif figürü, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Bülent Ersoy, Ferdi Tayfur gibi denetim kaçkınlarını, bu sistemsizliğin, taşkınlığın içine batıra çıkara sisteme kazandırdı. Zeki Müren ise saat tam geceyarısı olduğunda ekranda kutlama mesajı okutularak, iktidarın; sistemsizlik ve formsuzluğun kullanım olanaklarını ölçtüğü bir cihaza dönüştürülüyordu.
90'larda özel televizyonlar korkutucu bir hızla artan, binalarını kuşatan genç popçulara stüdyolarının kapılarını ardına kadar açıyor, 20'şer, 30'ar yerleştiriyorda kameraların karşısına. Sürümün, sürümden kazanmanın dönemin serbest pazar yüceltimine ve gecenin taşkınlığına denk düştüğü bir eğlence programı anlayışıydı bu. Ancak geceyarısı sahneye Sezen Aksu , Kayahan gibi kraliçeler, babalar çıkarılarak, serbest pazarın da yeri geldiğinde bir otoritesi olabileceğine, otorite kullanma hakkının saklı olduğuna işaret ediyordu liberalizm.
Eğer 90'larda yılbaşı artık mükellef bir açık büfe olduysa, 60'larda okullarımızdaki yerli malları sofralarının bir gecelik tekrarıydı. Derli, toplu, mütevazı. O zamanlar yılbaşı mandalina soymak, soyduğun mandalinadan bir dilimi yanındakine, karşındakine uzatmaktı. Yılbaşı o zamanlar komşuluk ilişkilerinin bir yeniden üretim fırsatıydı. Ortaklaşa kotarılırdı bu yerli malları gecesi. Toplum yılbaşını takvimin gereği olarak kabul eder, gülümser, katlayıp yerine koyar, sonra kendi vakur dünyasına döner, bildiğini okurdu. Dışarıdan bir şey istemezdi. Yerli malı meyveler, yemişler, kendi seçtiği müzikler, imgeler. Merkezden gelen bir bombardıman olmadığı için, çevresine açılırdı, dostlukla, dostça.
Kitle kültürünün pompalanmaya başlamasıyla merkeze odaklanan toplum, komşusunun gittiğini, atomize olduğunu, yalnız kaldığını çok sonra farketti. Evden dışarı dar attı kendini.
Şimdi artık sokaklara, geniş meydanlardaki, hangar diskolardaki, fabrika enkazı kulüplerdeki isimsiz kalabalıklara katılma, bu dağınık topluluğun içinde kaybolma zamanıydı.
Şimdi yeni yılı sokakta karşılıyoruz daha çok. Hep birlikteyiz yine ama çok sistemsiziz. Ve herkesin mandalinası kendine, kendinde işte. Zafer alanı olabilecek sokaklarda daha çok ayrılıyoruz birbirimizden.
Kimse merak etmiyor sıcak ve davetkâr evinin kapısını kilitleyip giderek, kimleri yalnız bırakmış olabileceğini.
Ve şimdi uzaktan kumandayı bulamamış, kalkıp düğmeye basmaya da mecali kalmamış bir ihtiyarın "artık lütfen susması" karşılığında elindeki mandalinadan bir dilimi televizyondaki şarkıcıya teklif ettiği bir sahne Türkiye'de yılbaşı: Mandalina yalnızlığı.
POPULER KÜLTÜR

Cem'in 2004 kehanetleri
Çekiliş talihlisi olmak...
t.A.T.u mu, tabu mu?
Mandalina yalnızlığı
Elena'nın 'Türklük'le imtihanı
İtiraf et, kitabın satsın
Depresif ukalalık
Serbest ve Özgür
Piyango bu devlete yakışıyor
Geçen hafta seçilenler
POPUN YARIM ASRI / 1964
|
|
|