06 Ocak 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Uzak komşu!

       
    Anlaşılan artık Suriye de uzak komşu olmaktan çıkıyor. 57 yıldan beri ilk kez bir Suriye Devlet Başkanı'nın, Dr. Beşşar Esad'ın Ankara ziyareti buna bir işarettir. Türkiye - Suriye ilişkileri nihayet normalleşebilir bir raya oturuyor.
    Olumlu bir gelişme...
    İyi, dostane ilişkilerden her iki ülke de çok şey kazanır.
    Niye bunca yıl beklendi?
    Bu sorunun yanıtı Ankara'dan çok Şam'da. Özellikle Hafız Esad'ın 1970'lerin başındaki Baasçı darbesiyle birlikte Türkiye düşmanlığı Şam'ın temel politikası haline geldi. Suriye desteği olmasaydı, Türkiye'ye dönük Apo ve PKK faturası o kadar kanlı ve ağır olamazdı.
    Şam'a son kez 2000 yılı haziran ayında gitmiştim. Suriye'nin PKK desteği sona ermiş, bugünkü Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın babası Hafız Esad da yeni ölmüştü.
    Suriye'nin önde gelen entelektüllerinden Sadık El - Azm, Suriye'nin Türkiye'ye bakışını bana şöyle özetlemişti:
    "Bir yanda Arap milliyetçiliğinin ağır bastığı, Baas ideolojisiyle yetişmiş çevrelerde Türkiye'ye düşmanlık eğilimi belirgindir. Geçmişin bütün kötülüklerinden, geri kalmışlıktan vesaire dört yüz yıllık Türk Osmanlı dönemi sorumlu tutulur.
    Bir başka köşede Atatürk'e kızanlar vardır. Bu dindar, İslamcı kesimler, Atatürk'le Türkiye'nin Doğu'dan koptuğunu, İslam'a ihanet ettiğini düşünür. Bir de halktan insanların Türkiye'ye bakışı vardır. Türkiye'ye karşı herhangi bir husumet beslemezler. Türkiye'ye sıcak bakarlar. Türkiye'de tatil yapmayı severler. Zira kültürüyle yabancı değildir Türk şehirleri onlara. Hem uzak olmayan, hem yedikleri içtikleri benzeyen, hem de müezzinin sesinin duyulduğu bir ülkedir Türkiye..."
    Sadık El - Azm, Türkiye'yle Suriye'nin dostluğunu savunurken şöyle demişti:
    "Tarihiyle, kültürüyle coğrafyasıyla ortaklığı, benzerliği o kadar fazla olan iki ülke ki... Dostluktan başka bir şey düşünemiyorum. Kültürel alışverişi, aydınların, akademisyenlerin, gazetecilerin gidiş gelişini artırmak lazım. Önyargıları etkisiz kılabilmek için iki tarafın birbirini tanımaya çok daha fazla ihtiyaçları var."
    Bu yol açılabilecek mi?
    Bu sorunun yanıtı da Şam'da.
    Belki de Beşşar Esad yönetiminin ne kadar liberalleşeceğine bağlı bu sorunun karşılığı...
    2000 yılı yazında Suriye, çiçeği burnundaki Devlet Başkanı Beşşar Esad'la birlikte bir umut yolcuğuna çıkmıştı. Değişim ve liberalleşme beklentileri yoğunlaşmış, bu açıdan çıta yükselmişti.
    Aradan üç yıl geçti.
    Beklentiler gerçekleşmedi.
    Dışa kapalı, devletçi ve otoriter, serbesti ve özgürlüğe soluk aldırmayan ekonomik ve siyasal sistemde kayda değer bir değişiklik yaşanmadı. Baas'ın tek parti iktidarı varlığını aynen sürdürdü.
    Bu böyle devam edebilir mi?
    Yakın ihtimal gözükmüyor.
    Artık Saddam Hüseyin yok. Amerika, Irak'ta Suriye'nin komşusu oldu. İsrail, üzerindeki Saddam ağırlığından kurtuldu. İsrail, terör gerekçesiyle Suriye topraklarını vurdu, Şam'ın sesi cılız çıktı. Bu arada Kaddafi teslim oldu! Suriye, Amerika'yı Avrupa Birliği'yle dengelemeyi, Türkiye'yle ilişkilerini normalleştirmeyi gündemine getirdi.
    Bütün bu gelişmeler, Şam'da işlerin hiçbir şey olmamış gibi, eski tas eski hamam devamını, öyle anlaşılıyor ki, olanaksız kılmış durumda...
    2000 yılı yazında Şam'dayken ilginç tartışmalara tanık olmuştum. Değişimle ilgili olarak Çin modeli, Rus modeli tartışılır, vaktinden önce seçimi öngören bir liberalleşme tercihinin kanlı 'Cezayir modeli'ne yol açılabileceği öne sürülürdü.
    Şimdi bir model seçeneği daha var:
    Irak modeli!
    Denebilir ki:
    Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın 57 yıllık gecikmeyle gelen Ankara ziyaretinin altında bütün bu nedenlerin toplamı yatıyor.
    Belirtmekte yarar var:
    Ziyaretin olumlu geçmesi, her iki ülkenin de çıkarınadır.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Suriye ve milliyetçilik

Melih AŞIK
Köşk davetleri...

Fikret BİLA
Görüşmeci Denktaş...

Hasan CEMAL
Uzak komşu!

Güneri CIVAOĞLU
Aile ağacında DNA

Can DÜNDAR
Bayhan, Erdoğan ve hayatın dayatması üzerine...

Abbas GÜÇLÜ
Şehit öğretmenlerin dramı (5)

Hurşit GÜNEŞ
2004 yılında riskler de var

Mehmet Y. YILMAZ
1967 Nisanı'nı bugün gibi hatırlıyorum...

Derya SAZAK
Enflasyon başarısı

Meral TAMER
"Karamehmet'i diğerleri de izleyecek"

Güngör URAS
Enflasyon başka pahalılık başka

M. Ali BİRAND
Nihayet karşılıklı doğru yolu bulduk